Pazartesi, Mayıs 30, 2005

Evden çalışmak

Internet üzerinde iş yapmak 1999 sonlarında o kadar çekiciydi ki bir çoğunuz o zamanlar girişimciliğiniz üzerine kahve muhabbetlerinde, öğle yemeğinde veya asansörlerde bu sohbeti belki yapmışsınızdır veya kulak misafiri olmuşsunuzdur.

- Eee ne diyorsun bu fikire? Internet üzerinden bunu yapabiliriz
- Evet gerçekten çok ilginç. Yapalım ama nasıl?
- Bir site kurmamız lazım. Bu iş tutarsa, bankacılığı da bırakır şirkete geçeriz.
- Tutmazsa işe devam ederiz. Yani riske girmeyiz.
- İşte bir isim bulalım
- Ne zaman açıyoruz, sitenin adını düşünelim o zaman

Gazetelerde, dergilerde, kitaplarda yer alan başarılı yabancı şirketlerinin hikayelerini okuyup siz de kendi işinizi kurmayı düşündünüz mü? İnternet üzerinde çalışacağını düşündüğünüz bir fikriniz var mı? Peki nasıl başlayacağınızı neler yapacağınızı biliyor musunuz? Yurtdışında yaşanan başarı öykülerini bire bir Türkiye şartlarına oturtmak o kadar zor ki, hayalini kurmak bile bazen imkansız hale geliyor.

Bir kere biz de evlerin garajları yok. Hatta müstakil evler bile çok az. Müstakil bir eviniz varsa ve garajında bir internet şirketi açıyorsanız bu başka bir sorun. Amerika’da bu başarı öyküleri evlerin pek rahbet edilmeyen garajlarında başlıyor. Ofis olarak evin kullanılmayan bu bölümleri kullanılıyor. Peki biz ne yapacağız şimdi? Bizim bir garajımız bile yok. İkincisi bu başarılı şirketlerin hikayelerinde hep birileri “melek yatırımcı” oluyor. Çocuklar çalışırken birden bir yatırımcı melek gibi geliyor ya şirketi satın alıyor ya da onları destekleyici sermaye veriyor. Yani milyon dolarlar aniden bu şirketlere geliveriyor. Geldik takıldık. Biz nasıl yatırımcı bulacağız? Yabancı dergi ve gazetelerde yayınlanan hikayelerin devam eden kısımlarını da okuyunca hayalin bile Türkiye şartlarına oturması o kadar güç oluyor ki bunların yaşanacağına inanmıyoruz.

Türkiye şartlarında bu sorunları yaşamış, bizim ekonomik düzeyimize göre başarılı olmuş şirketler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladılar. Bu şirketler belki dev değiller ama küçük ve orta boy işletmeler haline geldiler. Belkide Türkiye’de evden çalışma kısmı bu işin yurtdışında garaj kısmında geçen bölümünü oluşturuyor. Bu başarılı sayabileceğimiz internet siteleri kuruluşlarının belli bir bölümünde evden çalışmalarını sürdürüyorlar. Siz de kendi işinizi kurmak istiyorsanız şirketinizin kuruluşunda hatta ilerki zamanlarında evden çalışabiliyorsunuz. Evden çalışma denilince aslında aklımıza sabahları pijamalar ile bilgisayar başına geçmek ve akşam satın alanların sayısına bakmak, banka hesaplarını kontrol etmek ve kolay bir yaşam aklınıza geliyor olabilir. Internet ve evden çalışmak için hayal edilenler sanıldığı kadar kolay değil. Pijamanın rahatlığı yok. Internet üzerinde yeni bir site kurmak bunun üzerinden para kazanmak artık ilk günlerden de zor duruma geldi. İnternete bağlananların sayısı arttığı gibi rekabette hızla artıyor. Bunun yanı sıra başlangıç için koymanız gereken sermaye miktarı da bahsedilenler kadar düşük değil.



Evden çalışma denilince bir çoğumuzun aklına şu anda çalıştıkları işten ayrılarak evden, internet üzerinden yurtiçine, yurtdışına birşeyler satmak geliyor olabilir. Yabancı dergilerde evden çalışanlar konusunda o kadar çok yazı yazıldı ki bizlerin etkilenmemesi ve merak etmemesi düşünülemez. klımıza gelen diğer kavram ise yeni kuracağımız işin başlangınç noktasının ofis kurmak yerine ev olması geliyor. Yani güzel bir fikrimiz var ama yeni bir şirket kurup, ofis tutup yüksek masrafları ilk başta karşılayamacağımızı düşünüyorsak evden çalışmaya başlar büyürse ofise geçeriz fikri de bir çok girişimcide hakim olabilir. Bunun yanı sıra bir de kurumlarda çalışanların iş yerlerine gitmeden evlerinden günlük işlerini yürütmeleri de evden çalışma içine giriyor. Bu sayfada garajlarımızın olmaması sebebiyle girişimcilerin ilk aşamada evlerinden nasıl bir işe nasıl başlayabileceklerini ve bu fikiri nasıl başarılı hale getirebilecekleri anlatacağız.

Cuma, Mayıs 27, 2005

Türkiye’de Internet Kullanıcılarının Kişiselleştirme Haritaları

“Kişiselleştirme” hikayesini daha önce mutlaka duymuşsunuzdur. Internet’in hayatımıza hızla kattığı bir kavram “kişiselleştirme”. Son 5 yıldır sürekli bundan bahsediyoruz. Durup ne kadar kullanılıyor ve bize neler kazandırıyor diye düşündünüz mü?

“Kişiselleştirme” bize internet zamanında çok şeyler kazandıracaktı. Bize özel reklamlar, hizmetler, ürünler ve daha birçoğu bu sihirli kavram ile gelecekti. Peki gerçekten bu kadar büyülü bir etki yaptı mı? Neler kişiselleştiriliyor? Ne kadar kişiselleştiriliyor? Ve tabi tüm bunların sonuçları neler oluyor? Şimdiye kadar bu konu üzerine yurtdışında epey bir araştırma yapılmış Kişiselleştirme ve müşteri memnuniyeti hakkında positif ilişkiler bulunmuş. Ancak kişiselleştirme konusunda hala bazı soru işaretleri yok değil.

Türkiye’deki internet kullanıcıları ile yapılmış ve yakın bir zamanda Sorbonne Üniversite’sinde Master projesi olarak sunulacak tez bize çok ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Kişiselleştirme ve demografik özellikleri kıyaslıyan bu çalışma erkekler ile kadınların kişiselleştirme haritasının yanı sıra, eğitimi, medeni durum, yaş gibi diğer değişkenleri de kişiselleştirmeyi etkileyen faktörler olarak inceliyor. Şimdi ntvmsnbc.com sitesinde yanda yer alan kategorilerin hangisini kadınlar hangisini erkekler daha çok seçiyor bunu aşağıdaki haritadan okumak mümkün.

Grafik 1: Kadın ve erkeklerin seçtikleri kategori haritası

Grafiğin büyütülmüş hali için tıklayın

Harita iki eksenden oluşuyor. Yatay eksen erkekleri, dikey eksen kadınların seçtikleri kategorilerin yüzdesini gösteriyor. Yatay eksen ve dikey eksen birbirlerini ortalama noktalarında kesiyor. Erkeklerin toplam 18 kategoriden % 48 ‘ni kişiselleştirdikleri kadınların ise % 50’sini kişiselleştirdikleri görülüyor. Diğer bir ifade ile kendilerine seçmeleri için sunulan 18 kategoriden ortalama olarak kadınlar 9, erkekler 8,5 kategoriyi kişiselleştiriyorlar.

Harita toplam 4 bölgeden oluşuyor. I’nci bölge sol üst köşede yer alıyor. Kadınların ortalama olarak seçtikleri kategorilerin üstünde, erkeklerin ortalamalarının ise altında yer alan kategorileri gösteriyor. Yani kadınların ilgilerinin erkeklerden daha fazla olduğu bir bölge. Kadınları erkeklerden ayıran kategoriler burada yer alıyor. III’ncü bölge ise bu anlatılanların tam tersi olarak erkeklerin kadınlardan farklı olarak seçtikleri kategorileri bizlere gösteriyor. Erkeklerin seçtikleri onlara özel kategoriler olarak III’ncü bölgeyi incelemek mümkün. Geriye kalan II ve IV kısım erkek ve kadınların ortak bölgelerini gösteriyor. II’nci bölge kadın ver erkeklerin ortak olarak ortalamalarının üzerinde yer alan kategorileri, IV’ncü bölge ise ortak olarak daha az ilgi çeken kategorileri harita üzerinde gösteriyor. Aşağıdaki tablo haritayı bize daha kolay okumamızı sağlayabilir.

Tablo 1 : Kadın ve erkeklerin seçtikleri kategoriler


Kadınların erkeklerden farklı olarak seçtikleri kategorileri haritadan inceleyelim. Unutmadan bu kategoriler her iki cinsiyetinde kendilerine kategori seçme fırsatı verildiğinde seçtikleri kategorileri gösteriyor. Çalışma seçtikleri kategorilerin ne kadar okunduğunu ise bir sonraki aşamada inceliyor. Kadınlar erkeklerden farklı olarak Sinema & Tiyatro, Kitap, Yaşam, Sağlık, Magazin, Kültür & Sanat kategorilerini kişiselleştiriyorlar. Erkekler ise kadınlardan farklı olarak 3 kategoriyi seçiyor. Para Piyasası, Teknoloji ve Spor. Spor kategorisi diğerlerinden farklı olarak uçta yer alarak açık bir farklılık sergiliyor. II bölgeyi, ortak olarak ortalamaların üzerinde olan kategorileri inceleyecek olursak Türkiye gündemi her iki cinsiyetinde açık ara en fazla kişiselleştirilen bölüm oluyor. Dünya, ekonomi, MP3 ve müzik kategoriside diğer ortak kategoriler. IV bölge de yer alan yazarlar, televizyon programları, internet adresleri, elektronik ticaret ve hukuk kategorileri kadınların ve erkeklerin daha az seçtikleri olarak karşımıza çıkıyor. Elektronik ticaret kategorisinin erkeklerin % 44 ü, kadınların % 27 si ile en az seçilen bir kategori olması ilgi çeken diğer bir nokta. Çalışmanın diğer bir ilginç bir bölümü ise evli erkekler ve evli kadınların seçtikleri kategorileri gösterdiği harita. Evli kadınlar yukardaki istatistiklerden farklı olarak Para Piyasasını daha fazla seçiyorlar ve para piyasası ortak bölgeye doğru kayıyor. Bunun yanı sıra Müzik ve MP3 kategorisi ortak ilgi alanından çıkarak, IV’ncü bölgeye yani her ikisininde daha az ilgilendikleri kategoriler kısmına giriyor. Diğer bir farklılık ise evli kadınlar Sinema ve Tiyatro kategorisini daha az seçiyorlar, Sağlık kategorisi ise daha fazla seçiliyor. Her iki kategoride I’nci bölgede yer almaya devam ediyor ancak aralarındaki sıralama değişiyor.

Erkek ve kadınlar dışında incelenen diğer bir demografik değişken ise medeni durum. Evliler ile bekarların kişiselleştirdikleri kategorilerde bize çok şey anlatıyor. Grafik 2 bize yukardaki harita için anlatılanların ışığında incelenebilir. Evliler ve bekarların kişiselleştirdikleri kategoriler harita üzerinde görüldüğü gibi kadınlar ve erkeklerdeki gibi dağınık değil. Aralarında ilişki daha fazla.

Grafik 2 : Evli ve bekarların seçtikleri kategorler haritası

Grafiğin büyütülmüş hali için tıklayın

Bekarların evlilerden farklı olarak kişiselleştirdikleri kategoriler Kitap, Müzik & MP3 ve Sinema & tiyatro. Evliler ise sağlık ve para piyasası kategorilerini bekarlardan farklı olarak seçiyorlar. II’nci ve IV’ncü bölgeleri inceleyerek ortak olarak seçilen ve ilgi alanlarının dışında olan diğer kategorileri de görmek mümkün. Evli ve bekar olmak yaş ile yakından ilgili olduğu için seçilen kategorilerin bunlarla bağlantısı olduğu düşünülebilir. Evliler ortlama 8,9 kategoriyi, bekarlar 8,6, boşanmış ve dullar 7,7 kategoriyi kişiselleştiriyorlar. (Toplam 18 kategori arasından seçim yaptıklarını hatırlatalım) Boşanmış olanlar evli ve bekarlardan farklı olarak hukuk kategorisini daha yüksek bir sıralamada seçiyorlar.

Çalışmanın diğer bir kısmında, araştırmaya katılanlar yaş gruplarına göre ayırarak ortalama olarak kişiselleştirdikleri kategorilere göre grafiğe yansıyor. Grafik 3’ü inceleyecek olursak yaş arttıkça ortalama olarak kişiselleştirilen kategori sayısı azalıyor. Eğitim durumlarına göre ise eğitim seviyesi arttıkça kişiselleştirilen kategori saysısı artmakta.

Grafik 3: Yaş ve Eğitime göre kişiselleştirme ortalamaları

Grafiğin büyütülmüş hali için tıklayın

Çalışma diğer istatistiklerle devam ediyor. Bu yazıya sadece çok ilginç olanları koyabildim. Özetle kadınlar ve erkekler arasında kişiselleştirdikleri kategoriler arasında bir ilişki yok, ancak evliler ile bekarlar arasında bu kadar açık bir ilişkisizlik yok. Bunun yanı sıra okuyucular yaşlandıkça kişiselleştirdikleri ortalama kategori sayısı azalıyor. Eğitim durumlarına göre’de eğitim seviyesi arttıkça kişiselleştirme artıyor.

Bu çalışmanın sonucu Türkiye’de internet kullananları çok yakından incelediği için ilgi çekici geldi. Internet üzerinde pazarlama yapanların, internet içeriği ve elektronik ticaret ile uğraşanların yakından ilgileneceklerini düşünüyorum.

Perşembe, Mayıs 26, 2005

Şimdi başlayın.

Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.
Şimdi başlayın.
Goethe

Çarşamba, Mayıs 25, 2005


Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin
Başarmak ister ama başaramayacağını sanırsan,
hiç şüphen olmasın, başaramazsın
Harpte muhabereleri kazananlar,
her zaman daha güçlüler veya
daha hızlı koşanlar değildir
Er veya geç, başarmış bir kimse
başaracağına inanmış bir insandır.
Anonim

Pazartesi, Mayıs 23, 2005

Damlayan su taşı deler. Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. Latin Atasözü


Evden çalışma denilince bir çoğumuzun aklına şu anda çalıştıkları işten ayrılarak evden, internet üzerinden yurtiçine, yurtdışına birşeyler satmak geliyor olabilir. Yabancı dergilerde evden çalışanlar konusunda o kadar çok yazı yazıldı ki bizlerin etkilenmemesi ve merak etmemesi düşünülemez. Evden çalışma denilince aklımıza gelen diğer kavram ise yeni kuracağımız işin başlangınç noktasının ofis kurmak yerine ev olması geliyor. Yani güzel bir fikrimiz var ama yeni bir şirket kurup, ofis tutup yüksek masrafları ilk başta karşılayamacağımızı düşünüyorsak evden çalışmaya başlar büyürse ofise geçeriz fikri de bir çok girişimcide hakim olabilir. Bunun yanı sıra bir de kurumlarda çalışanların iş yerlerine gitmeden evlerinden günlük işlerini yürütmeleri de evden çalışma içine giriyor. Burada garajlarımızın olmaması sebebiyle girişimcilerin ilk aşamada evlerinden nasıl bir işe nasıl başlayabileceklerini ve bu fikiri nasıl başarılı hale getirebilecekleri anlatacağız.


Yakın arkadaşım Kerim’in eşi Ayça doğum yaptıktan sonra evden çalışabileceği bir internet fikrini başlattı. Yeni doğan bebeklere gönderilebilecek hediye sepetlerini kendisi evde yapmaya ve bunları ilkhediyem.com sitesi üzerinden satmaya başladı. İlk önce sitenin adını minigift.com yapmışlardı. Karşılıklı konuşmalarımızdan sonra çok geç olmadan site isimlerini ilkhediyem olarak değiştirdiler. İlk başta site çok basit bir iki ürünle başladı, zamanla ağızdan ağıza yayılmaya başladı. Ayça bu sırada hep evden çalıştı. Zaman zaman Kerim’in ofisini de kullansa da esas mekanı evi, minik Eren’in yanıydı. Ayça’nın başladığında internet bilgisi çok fazla değildi zamanla bunu da geliştirdi. Site üzerinden satış yapmak için kredi kartı yerine telefon ile siparişleri alıyordu. Bu müşterilerin daha kolayına gidiyordu. Daha sonra bir adım daha atarak Garanti bankasının elektronik ticaret mağazalarından kiraladı. Hem sitesinden hem de buradan satışlarına devam ediyor. Satış rakamları bugün için binlerce adet değil ama yavaş yavaş büyüyor, işini sürekli geliştirmeye çalışıyor. Internet üzerinde nasıl büyüyebileceğini öğreniyor, özel günlerde kampanyalar yapıyor. Müşterilerine çok özen gösteriyor. Çünkü yeni satışlarının büyük bir kısmı eski müşterilerinin tavsiyesi ile gerçekleşiyor

Diğer bir evden çalışma öyküsü de bebekveanne.com sitesi. Bugün için istediği geliri elde edemese de sürekliliği sağladığında onuda başaracağı kesin gözüküyor.

Pazar, Mayıs 22, 2005

Küçük bir fikrin arkasındaki aktivite, bir dahinin uygulanmayan planından daha üretkendir. James A. Worsham


Yeşim hanım bir doktor arkadaşıyla “çalışmak istiyorum iş bulamıyorum” diye konuşurken, arkadaşı “bir bebek sitesi yapar mısın?” diye sorar. O da “neden olmasın” der. Uzun bir süre ansiklopediler, kitap ve dergiler, sağlık kurumlarının ve doktorların internet siteleri, sağlık sitelerinden bilgileri toplar. Siteyi hazırlamaya gelince iş kolay değildir. İTÜ tasarım kursuna gitmiştir ama internet sitesi tasarımında kullanılan Dreamweaver adlı program hakkında hiç birşey öğrenememiştir. Diğer bir program olan Frontpage' de deneye yanıla sabahlara kadar çalışarak sayfayı oluşturmayı başarır. Site 29 Ocak 2002 de bebekvehayat.com ismi ile dünyaya gelir. Internet üzerinde tanıtım yapmak siteyi duyurmak en zor aşamadır. Üye olduğu Haber.gen.tr' ye internet siteleri bölümünde yayınlanması için eposta yollar, haber.gen.tr' nin her gün gelen epostası siteler bölümüne baktığımda harika bir yazıyı görür. "Dünyaya ilk adımını atan miniklerin bir elinden anneleri bir elinden de "Bebek ve Hayat" tutuyor" yazıyordur. Sitenin sloganı bu olur. Bebek resimleri, anne babalardan yazılar geldikçe mutlu olur, bunlar onu daha da motive eder.


Çalışmadığı için zamanının büyük bir kısmı burada geçirmeye başlar ve kendine ait bir şeyin olsun istiyordur. Bir süre sonra kendisi için herşeyi olan “bebekveanne.com” ismini alır. Bebek ve Anne 2 Ocak 2004 te ortaya çıkar. Sitede şimdiye kadar toplam 229 bebek resmi gelmiştir ve büyümeye devam etmektedir. Bazı bebeklerin, küçücükken eklediği resminlerden bir kaç ay sonra yeni resimleri gelmeye başlar, büyüdüklerini resimlerden görmek harika bir şeydir. Anne babalar merak edip epostalar ile kendisine “doktor musunuz, yoksa bir anne misiniz?” diye sorarlar. Yeşim hanım ne doktorudur ne de bir annedir. Anne babaların aradıkları bilgiyi bir sürü sayfayı tek tek arayıp bir oradan bir buradan değil, tek bir yerden bulmalarını ister ve bunu yapmaya çalışır. Bebek kulübü fotoğrafları ve okurlardan gelen postalar bölümlerine gözü gibi bakar. Topluluk oluşturmanın ve sitenin yayılmasının bu bölümlerden geçtiğini belki bilerek belki de bilmeyerek keşfetmiştir.

Sitenin tasarımı biraz acemice olsa da çok samimi ve içtendir. Daha güzelini yapabilmek için 3 ay kursa gider ve biraz daha geliştirir. Yeni yeni bilgiler öğrenmeye başlar. Sitenin üstündeki reklam ve değişen bebek resimlerini yapmayı öğrenir. Bebek ve Anne’nin, anne babaların başucu kitabı olmasını ister. İkinci sırada ise maddi bir kazancı olmasını hedefler, anne babasına yük olmadan kendi parasını kendisi kazanmak ister. Şimdi çalışacak sitenin gelir modelini kurmaya gelmiştir. Reklam teklifleri gelmeye yavaş yavaş başlayacaktır. Daha sonra mutlaka elektronik ticareti de ekleyerek okuyucularına katma değerler sunacaktır.

Cuma, Mayıs 20, 2005

Birçok insan hiç başarısızlığa uğramaz çünkü hiç denemez. Norman MacEwan

Florence Chadwick önüne baktığı zaman kesintisiz bir sisten başka birşey göremiyordu. Tüm vücudu uyuşmuştu. Yaklaşık onaltı saatir yüzüyordu. İngiltere kanalını iki yönden de geçen ilk kadın da zaten oydu. 34 yaşında şimdi, hedefi Catalina Adasından Kaliforniya sahillerine yüzen ilk kadın olmaktı.



1952 yılının 4 Temmuzunda, deniz buz banyosu kadar soğuk ve sis o kadar yoğundu ki ona destek verecek tekneleri bile zor olarak görüyordu. Sadece tüfek atışları ile uzaklaştırılabilecek olan köpek balıkları onun yalnız yüzen vücuduna doğru deniz gezintisine çıkmışlardı bile. Televizyonda milyonlar onu seyrederken, saatler ilerledikçe bedenini denizin soğukluğu sıkıca sarıyor, oda soğuka karşı amansız bir mücadele veriyordu. Yanında giden teknelerden birinde olan annesi ve çalıştırıcısı ona sürekli cesaret veriyorlardı. Ona daha kıyının daha uzaka olmadığını anlatıyorlardı. Fakat onun yüzerken gördüğü sadece sisti. Annesi ve çalıştırcısı ona bırakmaması için ısrar ediyorlardı. Şimdiye kadar hiç yarıda bırakmamıştı zaten. Sadece bitirmesine yarım mil kalmışken, dışarı çıkmak istediğini söyledi.

Birkaç saat sonra soğuk vücudu kendine yeni yeni kendine gelirken, gazete muhabirine “Bak kendimi haklı çıkarmak için değil ama eğer karayı görebilseydim bunu başarırdım” dedi. Gerçektende onu yenen aşırı yorgunluğu veya soğuk su değildi. Sisti. Hedefini görememişti.

İki ay sonra tekrar denedi. Bu sefer, aynı yoğunluktaki sise rağmen kendisine olan tüm güveniyle ve hedefini kafasında açıkça şekillendirerek yüzdü. Sisin arkasında biryerde kara olduğunu biliyordu ve bu sefer başardı. Florence Chadwick Catalina Kanalını yüzen ilk kadın oldu, hem de erkekler rekorundan iki saat daha iyi sürede. Tavuk suyuna çorba kitaplarından alınan bu hikaye bize odaklanmamızı ve hedefimizi başlangıçta neden koymamız gerektiğini net olarak anlatıyor.

Perşembe, Mayıs 19, 2005

Onların peşinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalar gerçek olabilir. Walt Disney


Günlerden bir gün, kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar. Ve yarış başlamış. Gerçekte, seyirciler arasında hiçbiri, yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:

- Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!

Yarışmaya başlayan kurbağalar, kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi, inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırıyorlarmış:

- Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!

Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa, ona yaklaşmış ve sormuş bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki, kuleye çikan kurbağa sağırmış!
Olumsuz düşünen insanları duymayın. Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar!
Duyduğun ve okuduğun kelimelerin gücünü düşün. Bu sebeple, her zaman POZİTİF olmaya çalış!

Sonuç: Rüyalarını gerçekleştiremeyeceğini söyleyenlere karşı her zaman sağır ol.

Çarşamba, Mayıs 18, 2005


Internet üzerinde iş yapmak 1999 ve 2000’de o kadar çekici idi ki bir çoğunuz o zamanlar girişimciliğiniz üzerine kahve odalarında, öğle yemeğinde veya asansörlerde bu sohbeti muhakkak yapmışsınızdır veya kulak misafiri olmuşsunuzdur.


- Eee ne diyorsun bu fikire? Internet üzerinden bunu yapabiliriz
- Evet gerçekten çok ilginç. Yapalım ama nasıl?
- Kurarız hemen bir site çalışırsa bu bankacılığı da bırakır şirkete geçeriz.
- İşte bir “şirket” tamam hadi...
- Ne zaman açıyoruz, sitenin adı ne olacak?


Gazetelerde, dergilerde, kitaplarda yer alan başarılı Amerikan şirketlerinin hikayelerini okuyup siz de kendi işinizi kurmayı düşündünüz mü? İnternet üzerinde çalışacağını düşündüğünüz bir fikriniz var mı? Peki nasıl başlayacağınızı neler yapacağınızı biliyor musunuz? Yurtdışında yaşanan başarı öykülerini bire bir Türkiye’nin şartlarına oturtmak o kadar zor ki, hayalini kurmak bile imkansız hale geliyor.

Internet üzerinde bir iş yapacaksınız. Çok kolay gözüküyor değil mi? Bir site açınca işin biteceği sanılabilir ancak yukardaki grafik bize tüm durumu özetliyor. Sürecin ne kadar karmaşık yapıda olduğu açıkça grafikte gösterilmiş.

İş ürünü satmakla bitmiyor bir de bunun operasyon kısmı var. Operasyonu düzgün planlayamıyorsanız müşteri memnuniyetinizin kısa sürede düşeceğini kendiniz görebileceksiniz. Bunun yanı sıra elektronik ticaret mağazasının yönetimide düşünülenden zor olacağı başka bir gerçek.

Sevgili Ali Saydam'ın "Algılama Yönetimi" kitabını okuyorum. Teorik kısımları hariç her bölümünü beğendim size şiddetle okumanızı öneririm.

Salı, Mayıs 17, 2005

Müşteri elde etmek için ne yapmak lazım?


Müşteri elde etmek için hangi aşamalar var ve bir reklam verdiğinizde size kaç kişi dönecek diye düşündünüz mü?

1.Pazarlama iletişimi
2.Arama motoru kullanma
3.Reklam gösterimi, doğrudan eposta pazarlama
4.Web sayfasına gelme
5.İlgili sayfayı görüntüleme, çekicilik, sayfa tasarımı
6.Müşteriyi kazanma,
7.Gelecekte müşteriyi bağlılı müşteriye çevirme

Tüm bu adımları geçen ziyaretçiler müşteri belki sadık müşteri olabilirler ancak bunun her şirket için belli bir maliyeti vardır. 100.000 reklam gösterimi yapıldığında ortalama 1.000 tıklama veya tekil ziyaretçi sitenizi ziyaret eder, (bu %1 lik bir tıklama oranıdır) bu ziyaretçilerin ortalama olarak % 5 ‘i alışveriş yapar, 50 kişi satın alır, ve 50 kişinin % 25’i sadık müşteri olabilir ki bu da 12 kişiyi müşteri yaptığınız anlamına gelir. Tüm bu oranlar ortalamalardır. Bir şirketin pazarlama iletişimi veya sunduğu katma değeri bu oranları değiştirebilir ancak aşamalar aynıdır. Tüm bu istatistiksel veriler ışında ikinci noktadaki ana fikri unutmamamız gerekiyor. Üye olan her ziyaretçi sizin müşteriniz olduğu anlamına gelmez, bu daha zor bir süreçtir.


İlk elektronik kitapçı sorusunun cevabı
a) clbooks.com - Computer Literacy Books 25.Ağustos.1991
b) books.com - Books Stacks Unlimited 9.Ekim.1992
c) wordsworth.com - Wordsworth 23.Aralık.1992
d) amazon.com – Cadabra Inc. kuruluş Temmuz.1994 – faaliyet 1995

Pazartesi, Mayıs 16, 2005

İlk e-kitapçı hangisidir?


Türkiye'de internet kullanıcı sayısı hakkında birçok rakam etrafta dönüp durur, sizler için şimdiye kadar yapılan araştırmaları derleyip gelişimi bir grafiğe döktüm. Şu anda tahmini olarak 6-6,5 milyon kişinin Türkiye'de internete eriştiğini söylemek mümkün. Unutulmaması gereken nokta bu kitlenin hepsinin düzenli kullanıcı olmadığıdır. 6-6,5 milyon kişi rakamına ulaşılan geçen seneki DİE araştırmasındaki soru "En son ne zaman İnternet kullandınız?" ve cevaplarda

1: Son üç ay içinde
2: Üç ay ile bir yıl arasında
3: Bir yıldan çok oldu
4: Hiç kullanmadı

veriliyor dolayısı ile sürekli kullanıcıları çıkarmak için mutlaka "son üç ay içinde" kullananlardan haftada 2-3 defa girenleri ortaya çıkarmak gerekiyor. Grafikte yer alan tahminler benim kendi tahminlerim ve hesaplamalarım üzerine kurulduğunu unutmamakta fayda var. Bu analiz size çalışmakta olduğunuz internet pazarının büyüklüğünü gösteriyor.

DİE'nin "Hanehalkı Bilişim Teknolojileri" araştırmasına http://www.die.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Bugün kolay bir soru var aşağıdakilerden hangisi internet üzerinde ilk elektronik kitap mağazısını açmıştır?
a) clbooks.com
b) books.com
c) wordsworth.com
d) amazon.com

Cuma, Mayıs 13, 2005

Neler uygun, ne kadar uygun?



Internet üzerinde bir elektronik mağaza açmayı düşünüyorsunuz peki hangi sektörde çalışacaksınız?

Satmayı düşündüğünüz ürünler internete uygun mu?


Yukardaki grafik size bunu özetleyecektir. X eksende lojistik ihtiyacı düşükten yükseğe göre, Y ekseninde de tavsiye ihtiyacı sıralanmıştır. Örnek olarak “yiyecek” satmayı düşündüğünüzü varsayalım. Yiyeceklerin hızlı bozulması ve çok kısa sürede taşınması zorunluluğu sebebiyle lojistik ihtiyacı nisbi olarak yüksektir. Bunun yanı sıra herhangi bir şey yemek için arkadaşlarınıza veya tanıdıklarınıza danışma ihtiyacınız daha düşüktür. Buzdolabı satın alırken danıştığınız kadar yemek yerken danışmazsınız.. Y ekseni de gösterilen ürünlerin birbirleri arasındaki danışma ihtiyacını ortaya koyar.



Bu grafik bize elektronik ticarete uygunuluğu gösterir. Ancak unutulmamalıdır ki buradaki tüm ürünler internet üzerinden satılabilir. Kahverengi ve beyaz eşya üreticilerinin kurmuş oldukları dağırım ağları olduğu için bu dükkanları bir lojistik merkezi gibi kullanmaları mümkündür. Yeni bir televizyon satın aldığınızda bu ürünün depodan kapınıza kadar getirilmesi hem daha uzun süre hem de daha fazla maliyet gerektireceğinden bu verimli bir model olmayabilir. Bunu yerine en yakın bayi size yönlendirilebilir bu şekilde daha kısa bir sürede teslimat gerçeleşirken üretici firma bayi ağına karşı bir satış gerçekleştirmemiş olacaktır.


Bugün birçok ürünün internet üzerinden satılmasının bugün mümkün olduğunu biliyoruz ancak internetin ilk günlerinde girişimciler en kolay üründen başlamak ve bu faaliyetleri yaymak zorunda olduklarını biliyorlardı. İşte kitap’ın ardından da müzik CD’lerinin seçilmesinin arkasında yatan sebeplerden bir tanesi de bu grafiktir. Şimdi bundan sonra sizin yapacağanız ne satacağınıza karar vermek ve elektronik ticarete uygunluğa karar vermeniz.

Salı, Mayıs 10, 2005

Piyasa ilişkisine göre sınıflandırma

Şimdi elektronik ticaret sitelerine baktığımızda hangi gruba girdiğini kendimiz anlayabiliriz. Aklımızdaki fikrin nereye daha yakın olduğunu düşünebiliriz. İş modellerini diğer bir şekilde sınıflardırmak istersek. Piyasa ilişkisine göre elektronik ticaret çeşitlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz.


Piyasa ilişkisine göre sınıflandırma
1. Şirketlerden – tüketicilere (Business-to-Consumer (B2C))
2. Şirketlerden – şirketlere (Business-to-Business (B2B))
3. Tüketicilerden – tüketicilere (Consumer-to-Consumer (C2C))


B2C’ye örnek vermek istersek Amazon.com, hepsiburada.com, estore.com.tr uygun internet şirketleri olabilirler. Bu arada amazon.com artık sadece B2C konusunda değil diğer gruplarda da hizmet vermekte. B2B sınıfında ise alibaba.com, turkticaret.net, chemorbis gibi internet siteleri örnek teşkil edebilirler. C2C yani müşterilerin birbirleri ile yapmış oldukları ticaret uygulamaları açık arttırma siteleri, ilan siteleri olarak karşımıza çıkabilir. B2C sınıfında tüm dünyadaki ticaretin hacmi 2005 yılı sonunda 250 milyar USD’a ulaşması beklenmektedir. Bu rakam B2B’de 5.4 trilyon USD tahmin edilmektedir.

Pazartesi, Mayıs 09, 2005

İş Modellerine Devam

Bir araya getirenler üreticilerden aldıkları hizmetleri veya ürünleri sitelerinde birleştirerek müşterilerine dunarlar. Dikkat edilecek olursa pazar yeri platforumundan farklı olarak şirketler satıcılar ile alıcıların arasına girmektedirler. Örnekler, hepsiburada.com, amazon.com olabilir. Hepsiburada tüm tedarikçilerinden aldığı, stokladığı, almadığı veya stoklamadığı ürünleri sitesinde müşterilerine sunar.

“Değer zinciri” modelinin birleştirici modelinden farklı yönü aradaki şirketler daha fazla katma değer koyarlar. Dell bir diz üstü bilgisayarı üretmek için bir çok parçayı üreticilerden alır ve üzerine kendi süreçlerinden ortaya çıkan katma değeride ekleyerek tüketicilere sunarlar.

“Birleşmeler ve ittifakalar bize internetin getirdiği yeni modellerden bir tanesidir. Hem tüketici hem üretici olabileceğiniz hizmet ve ürünler olabilir. Forumlar bunlara en güzel örnektir. Forumlara hem fikirlerinizi yazarsınız hem de diğer katılımcıların fikirlerini okursunuz. Her tüketirsizniz hem de üretirsiniz. Açık rehber projesi dmoz.org buna diğer bir örnek olacaktır. Gönüllü editörler internet üzerinde ilgi alanlarına göre siteleri kategorilere koyalarlar onbinlerce editör gönüllü olarak bu işi yaparlar hem üretirler hem de dmoz projesinden kendileri de yararlanırlar. Linux’da bu modele uygundur.

“Dağıtıcı ağlar tüm bu modellerin alt yapısını oluşturur. Internet servis sağlayıcılar, telekom şirketleri bizim bu modelleri kurmamıza yardımcı olurken kendileri de dağıtıcı ağ modelini oluştururlar

Cumartesi, Mayıs 07, 2005

İş Modelleri

Daha önce bahsettiğimiz kahve altındaki peçeteye çizdiğiniz modelleri hatırlıyorsunuz değil mi? Her fikir basit bir grafik olarak çizilirse bütün sorun noktalar görülebilceği gibi gelir modelinizi de kolaylıkla ortaya koyabilirsiniz. Şimdi bu modelleri 5 ana kısıma ayıralım


1. Pazar yerleri
2. Bir araya getirenler
3. Değer zincileri
4. Birleşmeler, ittifaklar
5. Dağıtıcı ağlar


Alıcılar ile satıcıları bir platform’da buluşturan modelleri bu başlık altında incelemek mümkündür. Akla gelecek en kolay örnekler gittigidiyor.com, ebay.com olacaktır. “Google.com/answers” modeli’de bu pazaryeri’ne örnek olabilecektir. (Google cevaplama servisi isteyenlerin soru sorduğu ve internetteki uzmanların bu sorulara belli bir ücret karşılığında para verdiği bir sistem)

Bir araya getirenler üreticilerden aldıkları hizmetleri veya ürünleri sitelerinde birleştirerek müşterilerine dunarlar. Dikkat edilecek olursa pazar yeri platforumundan farklı olarak şirketler satıcılar ile alıcıların arasına girmektedirler. Örnekler, hepsiburada.com, amazon.com olabilir. Hepsiburada tüm tedarikçilerinden aldığı, stokladığı, almadığı veya stoklamadığı ürünleri sitesinde müşterilerine sunar.

Cuma, Mayıs 06, 2005

E-ticaret ve e-iş modellerine giriş

Konuya geçmeden önce terimler üzerinde mutabık kalmak üzere iş modeli, iş planı e-ticaret iş modelini ve diğer kavramları sırasıyla açıklamak istiyorum. Daha sonra kendi aranızda konuştuğunuzda veya bu işler ile ilgilenen girişimcilerle karşılaştığınızda aranızda bir fark olmasın. Eğer internet üzerinde hayır işi yapmıyorsanız iş modeliniz belli bir pazarda kar etme amacı ile tasarlanmış planlı bir faaliyet setini anlatır. İş planı ise şirketinizin iş modelini anlatan dokümandır. E-ticaret iş modeli ise internet’in eşsiz özelliklerini sonuç almak için kullanmayı ve kaldıraç etkisi yaratmayı amaçlar. Kaldıraç etkisi nedir diye soruyor olabilirsiniz, hemen onuda açıklığa kavuşturalım. Kaldıraç etkisi çok az bir kuvvet ile yapabileceğinizden fazla bir işi gerçekleştirmektir. Örnekle destekeliyelim; bir bakkal dükkanı açacak olursanız bir günde en fazla 500 müşteriye hizmet edebilirken, internet üzerinde aynı sayıda kişiye bir dakikada servis verebilirsiniz. Diğer kavramlara geçmeden e-ticaret ve e-iş kavramını da inceleyelim. İngilizce e-commerce (e-ticaret) ve e-business (e-iş) kavramları birbiri ile oldukça sık karıştırılmaktadır. Akademik yaşamda e-iş sıklıkla şirketlerin tedarikçileri ve iş süreçleri için kullandıkları modelleri kapsarken, e-ticaret kavramı müşterilere internet üzerinden satışı ifade etmektedir.

Perşembe, Mayıs 05, 2005

Birinci ve ikinci dalga’da yüzmek

Internet’in gelişimini üç ana bölüme ayıracak olursak ilk dönemde 1961- 1974 yıllarını buluş, 1975-1995 arasını kurumsallaşma ve 1995 sonrasını ticarileşme olarak görebiliriz. Aslına bakacak olursanız tüketicilerin interneti keşfetmesi 1995 sonrasında oluyor. Ticarileşme ile birlikte elektronik ticaretinde macerası da başlıyor. 1995 yılında internet nüfusu 20 milyon civarında iken bugün bu rakam 1.3 milyara ulaşmış durumda. Yaklaşık 10 yıl içinde bu gelişme ticari olarak tüm şirketlerin de interneti zorunlu olarak kullanmasını doğurdu. Şirketlerin yanı sıra yeni çalışma yöntemleri ile internet değişime yol açan bir dönüm noktası oldu.

Birinci ve ikinci dalga’da yüzmek

Elektronik ticaret başladığından bu yana iki ana döneme ayrılıyor. İlk dönem 1995’te başlayıp 2000’li yıllarda sonlanıyor. Internetin ticarileşmesinin de 1995 yılında başladığını kabul edersek ilk dönem Amerika’da Nasdaq borsasındaki nokta.com balonunun patlaması ile birlikte bitiyor. Bu yıla kadar borsaya arz edilen internet şirketlerinin fiyatları olduğundan değerleniyor. Bu duruma teknik dilde “balon” diyorlar. 2001 ile birlikte artık elektronik ticarette yeni bir dönem başlıyor. Bu iki dönemi birbirinden ayıran açık özellikler var. İlk dönem tamamen yeni teknolojilerin yönlendirdiği, internet üzerindeki şirketlerin herşeyden daha çok ciro büyümesine odaklandıkları bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkıyor. Aynı dönem içinde elektronik ticaret şirketleri risk sermayesi şirketleri tarafından destekleniyorlar. İlk kuruluşlar risk sermayesi şirketlerinin arka çıkmaları ile oluyor. Vergi, yasa ve diğer kurallar tam oturmadığı için kontrol edilemeyen bir yanı var internetin. Girişimciler yeni fikirleri ile ortaya çıkıyorlar, mevcut şirketler ise internete geçmekte yavaş kalıyorlar. Yeni bir çok internet şirketi tam rekabet piyasasını oluşturuyor. Yeni ekonominin kuralları oluşturuluyor ve bu yeni şirketler sadece online stratejiler üzerine gelişiyorlar. İlk olmanın avantajı konusunda bir çok şey yazılıp çiziliyor ve ilk olan bir kaç internet şirketi bazı avantajları kullanıyor.

Çarşamba, Mayıs 04, 2005

80 yaşında pişman olacak mısınız?

Robert Spector’un Amazon'nun kurucusu Jeff Bezos’un hayatınını anlattığı kitabında bahsettiği üzere 1994 yılında Bezos New York'taki işinden ayrılıp Seattle'a doğru yolculuğa çıkmadan önce "asgari pişmanlık çerçevesi" deyimini buldu. Ne düşündü biliyor musunuz? "Seksen yaşıma geldiğimde 1994'te yıl ortasındaki Wall Street ikramiyemden vazgeçtiğim için hiç bir şekilde pişman olmayacağımı biliyordum. Bunu hatırlamayacaktım bile. Ama, internet denen, inandığım bu şeye katılmadığım için çok pişman olabileceğimi düşünüyordum." dedi içinden. Aradan 10 yıla yakın bir süre geçti. Aslında internet şirketlerinin ardı ardına batmaları, birçok girişimci için ümit yıkıcı oldu. Eskisi kadar rağbet görmüyor bu fikirler diyebilirsiniz. Peki siz seksen yaşınıza geldiğinizde internette girişim yapmadığınız için pişman olacak mısınız?

Salı, Mayıs 03, 2005

Yapay zeka

Ford ilk otomobili yaptığında tek renk olarak siyah üretirken zamanla yeni üretim hattı teknolojileri farklı renkte üretimlere imkan vermiştir. 1900’lerin ikinci yarısında modüler üretim teknikleri kullanılarak hızlı olarak pazar şartlarına ve tüketicilerin değişen ihtiyaçlarına cevap verilmeye başlanmıştır. 1990’ların ikinci yarısından itibaren ticarileşen internet teknolojileri bir çok hizmetin kişisel olarak verilmesine imkan vermiştir. Müşterilerin pazarlamadaki bölümlere ayrılması, demografik özelliklerine uygun pazarlama kapmanyalarının yapılması ve buna bağlı yönetim usülleri hızla yerini kişilere özel hizmet, ürün ve pazarlama kampanyalarına bırakmaktadır. Internet üzerinde başlayan kişisel yığın üretim önümüzdeki onyıllarda fiziksel üretimi de etkileyecektir. Artık gazeteler kişilere özel olarak dijital kağıtlara indirilebilecek, her müşteriye özel haberlerin yanı sıra özel yorumlar ve başlıklar atılabilecektir. Yapay zeka teknolojileri kişisel hizmetleri daha da etkileyebilecektir.

Pazartesi, Mayıs 02, 2005

Faks etkisi

Tüm olan bu gelişmeyi bir göletten çağlayana doğru akan bir ırmak örneğine benzetebiliriz. İlk dönemde durağan suda yaşamak tarım toplumuna benzer iken ırmağın ivmesi yatağında yavaş yavaş artmaya başlar ancak hız bir önceki ile kıyaslandığında çok yüksek gözükmeyebilir. İvme zamanla daha da artar. Geldiğimiz noktaya baktığımızda gölün durağanlından eser kalmamıştır.
Dolayısı ile eğer bir kayığın içinde isek hareket etmek için küreklere durgun suda olduğu gibi çekemeyiz.
Metodumuzu değiştirmemiz şarttır yoksa istediğimiz yöne doğru hareket etmek imkansızdır. Veri’nin, enformasyonun ve bununla bağlantılı olarak bilginin değişim hızının çok hızlı artması tarım çağıdan sanayi dönemine geçerken olduğu gibi bir çok adacık bilgisini birbiri ile bağlamıştır. Bu şekilde ağa katılan her yeni bilginin katma değeri bir öncekinden daha fazla olmuştur ve toplam ağın değeri hızla artmıştır.

İlk faks keşfedildiğinde karşınızda iletinizi göndereceğiniz birisi olmadığı için aslında faks cihazının hiç bir değeri olamamaktadır. İletinizi göndermeniz için karşınızda mesajınızı alacak başka bir faks cihazına ihtiyaç vardır. Ağın içine katılan her cihaz toplamda ağın değerini üssel olarak arttırır. Aynı mantık epostalar içinde geçerlidir. İlk epostanın anlamı yokken herkesin epostası olması ile toplam ağın değeri artacaktır.
Yaşadığımız yıllar değişimin yaşandığı zamanlardır.
Tarım ve sanayi devriminde yığın üretim metodları ile ürünler imal edilirken sanayi devriminin sonuna doğru teknolojik gelişmeler ile üretim daha küçük pazarlara yönelebilmiştir.

Pazar, Mayıs 01, 2005

Bilgi ve atın hızı


İnsanlara daha rahat hareket imkanın sağlanması sadece turistilik gezileri arttırmadı. Bilginin dolaşımı da at ve insandan daha hızlı hareket etmeye başladı. Gazeteler kitaplar daha yoğun bir şekilde ülkeler arasında değişime sebep oldu. Araçların hızının artması beraberinde bilginin toplamdaki değerini arttırdı. Daha önce birbirlerinden ayrı duran bilgi adacıkları birbirleri ile daha çabuk olarak etkileşebiliyorlardı. 1900’lerin ikinci yarısında bu hızlı gelişim daha da gelişti. Üstün sanayi devrimini yaşayan ülkelerdeki bir çok buluş hızın geometrik olarak artmasını sağladı. Araçların gelişimi hem yaşantımızı hızla etkiledi hem de tüm üretim metodlarının değişmesine neden oldu.

Tarım ve sanayi çağının ilk dönemlerinden kalma bir çok yönetim usülü yerlerini hızla yenilerine bırakmaya başladırlar. Bu değişime uyum sağlamak bir çok firma için zor oldu. Bu kabuk değişimini bir çoğu fark edemedi. Eski yönetim usülleri ile değişen hıza ayak uydurmak mümkün değildi. Artık bilginin hareket etmesi tarım çağındaki gibi değildi dolayısı ile karar verenlerin bunu gözardı etmemeleri gerekliydi. İkinci dünya savaşından sonra Amerika’da savunma sanayinde geliştirilmeye başlayan ağ projesi 30 yıl sonra ticareleşerek karşmıza internet olarak çıktı. Ancak tüm bu dönem içinde elektronik teknolojisindeki gelişim endüstri çağındaki hızın gelişimi üssel olarak arttırmaya devam etti. Radyo’nun, televizyonun yayılması, faks aletinin yaygın olarak kullanılması, verilerin bilgisayarlar ile işlenmesi, enformasyon ve bilgi birikimininde üssel hızlara ulaşmasına sebep oldu. Tüm bunlar o kadar hızla gerçekleşti ki bir çok kişi bu hıza ayak uyduramadı ve eski usüllerde yaşamaya devam etmek istediler.