Salı, Ağustos 23, 2005

Kümesteki Kartal Neden Uçamaz



Nevzat, Amerika'daki yüksek lisans eğitimini yarıda bırakıp Türkiye'ye döndüğünde, kendisine gelecek vaadeden bankadaki işinden ayrılan Melih'le birlikte risk dolu bu projeye atıldı. Cem de diğer işlerini bırakıp teklif edilen ortaklığı kabul etti. Kendilerini bekleyen zor günleri hiç bilmiyorlardı. Ufak bir adımla yemeksepeti.com'un uzun yolculuğuna başladılar.

Burak ve Serkan, üniversite hayatları boyunca aldıkları eğitimi düşünmeyip mimarlık yapmaktan vazgeçtiler. Kurulu düzenlerini bozdular. Evden çalıştılar. Sıkıntı çektiler. Birlikte gittigidiyor.com adındaki hayallerinin peşine düştüler.

Halil, internette kolay hatırlanmak ve ilerde marka olabilmek amacıyla bebek.com ismini satın aldı. Alan adlarını alabilmek için evini sattı. Bu sırada ekonomik krizle mücadele etti. Küçük şirketini kurduğunda elinde maddi hiçbir şey kalmamıştı. Çevresindeki herkes ona farklı gözle bakmaya başlamıştı. Bir çok kimse hayallerine ve yapacaklarına inanmıyordu.

Onları bu yoldan çevirmeye çalıştılar, şevklerini kırdılar. Fikirlerini anlattıklarında çok bükük dukaklar gördüler. Aynı denizde yolculuk yapıyorlardı. Birbirlerini tanımıyorlardı ama hepsinin ortak özellikleri vardı. Aşıktılar, odaklanmışlardı, büyük dalgaları aşmayı, fırtınalarla savaşmayı ve en sonunda hayallerine ulaşacakları limanı düşündükleri için bu denizde yolculuğa başlamışlardı.

Yazarın notu: Türkiye girişimciler ülkesi. İnternet üzerinde bir çok genç kendi şirketlerini kurdu. Henüz hiç bir dergi kapağında çıkamış olabilirler ama ekonomiye katma değer kazandırmaya istihdam yaratmaya devam ediyorlar. Bu şirketler küçük bir hayal ile başladı. Uzun süredir Türkiye'de yakından takip ettiğim bu heyecanlı serüvenleri bir araya getirdim. Gelecek hafta kitapçılardan satın alabilirsiniz. İdeefixe'den ön sipariş vermek için tıklayabilirsiniz

Pazar, Temmuz 31, 2005

Tavuklar ve Kartallar

Gözlerini açmadan, başucunda bulunan cep telefonuna ulaştı. Sabahın köründe deli gibi çalıyordu. Bu vakitte kim? Hiç saygıları yok mu bu insanların diye geçirdi içinden. Tek gözünü açtı ekrandaki yazıyı görmek istedi. Cep telefonu karanlıkta yanıp sönüyordu. Pazartesi sabahı olmuştu. Dün gece kurduğu saat onu sıcak yatağından kaldırıyordu. Arayan kimse yoktu. Tuşlara bir kaç kez basıp, kafasını yastığın altına koydu, yorganı üstüne çekti, cep telefonuna sırtını dönüp gözlerini sıkıca kapadı.

Yine bir iğrenç hafta başıydı. Bir kaç dakika yatakta durduktan sonra aniden kalktı. Ümitsiz ve yorgun omuzlarla banyoda yüzünü yıkadı, elbise dolabından en temiz gömleğini seçti. Ütüleyip ütülememe konusunda kararsız kaldı. Sonra kravatını taktı, yerdeki Cuma gününden kalan çoraplarını giydi. Sahne giysileri nerdeyse tamamdı. Elleri yüzüne gitti, sakalları ellerine batacak kadar uzamışlardı. Ceketini çıkardı, kravatını gevşetti, köpüğü hızlıca yüzüne sürdü, dikkatsizce traş oldu. Acele ile ceketini eline aldı, bağı çözülmemiş ayakkabılarını çekecek ile giydi, anahtarı üst üste iki kere çevirip kapıdan asansöre doğru yürüdü.

Hava kapalıydı: Yağmur yağacak gibiydi. Şemsiye almak için çok geçti. Apartmandan çoktan çıkmış, servisin onu alacağı köşeye doğru hızlı hızlı yürüdü. Cep telefonundan saatini kontrol etti. Servis kısa süre geldi ve somurtkan yüzlerle dolu kapısı açıldı. Kimse birbiryle konuşmuyor Pazartesi sabahının keyif dolu hüznünü yaşıyorlardı. Tüm yolcuların yüzünden düşen bin parçaydı. İçerde radyondan haber özetleri duyuluyordu. Tüm gözler birbirinden kaçarcasına pencerelerden dışarı bakıyordu.

Yeni bir hafta daha başlamıştı. Bilmem kaçıncı hafta. Hiç biri birbirinden farklı değildi. Büyük bir daire. Pazartesi günleri hüzünlü Cuma günleri sevinçli. Tatilde işi biraz özler gibi oluyor, ofise geldiğinde yine o kapalı mekan içinde sıkıntılar yaratıyordu. Tüm çalışanların yüzünde sahnede takındıkları maskeler vardı.

İş yerinde yükselmek için büyük bir politika ustası olmak gerekliydi. Çalıştığı izlenimini vermek diğerlerin önünde olduğunu bir üstüne kanıtlaması gerekliydi. Yıllar bu oyunlarla geçmişti. Geleceği yer belliydi. Aslında bu işi severek seçmemişti ama başka seçenek önüne gelmemişti. O da aramak eziyetine girmemişti. Artık belli bir düzeni vardı. Hayalleri için şimdiye kadar olanları bir çırpıda yok edemezdi. Sonuç olarak bir bölümün müdürüydü. Kartviziti çok gösterişliydi. Üniversite beraber okuduğu bir çok arkadaşı ile karşılaştığında rahatlıkla hepsine bu küçük karton parçalarını verebiliyordu. Bu buluşmalarda pozisyonunu ve işini sanki çok seviyormuşçasına anlatıyordu. Bir statüsü vardı. Bir de maaşı tabi. Kredi kartı borçlarıda. Tüm bunlar bir anda küçük bir fikir için bırakılamazdı. Geleceği meçhul bir basit, hayalden öte olmayan bir küçük fikir.

İşinden ayrılan bir çok arkadaşını görmüştü. Bıraktıkları mevkiye tekrar gelmek için sonra çok eziyet çekiyorlardı. Yaptıkları zıpır işler toplumda pek de ciddiye alınmıyordu. Hele bu internet zırvası yeni işlerin ne olacağı belli bile değildi. Tüm sistemini bozmaya değmezdi. İşini çok sevmiyordu. Kapasitesinin çok az bir kısmını kullanıyordu. Bütün hafta tatil günlerini iple çekiyor, işleri hızlıca geçiştirmeye çalışıyordu. Emekli olduğunda yapacağı işlerin hayalini kuruyor en yakınlarına bunları anlatıyordu. Onun çözeceği bir sorun değildi onun dışında herkes bu şekilde çalışıyordu. Sistem bir kere böyle kurulmuştu. Ona göre kimse işini sevmiyordu ki.

Servisin camından bakarken içinden bunları geçiriyordu. Bu fikirler ilk defa aklına gelmiyordu. Her sabah nerdeyse aynı düşünceler geçiyordu aklından. Minibüs durdu ve içindekiler doğruca binanın kapısına doğru yürümeye başladılar. Kurulu oyuncaklar gibi. Bir kısmı simit, poğaça almak için pastahanelere doğru dağıldılar. Hiç bir sabah istediği gibi kahvaltı edemiyordu. Masasının üzerinde bir kaç bisküvi atıştırıp ofis çayı içiyordu. Asansörde keskin sessizlik devam etti. Gözler birbirinden kaçırıldı. Sahte kısa gülüşler havaya saçıldı. Bir hafta daha böyle başlıyordu. Bilmem kaçıncı iğrenç hafta.

Emre masasına geçmeden önce ofisin bulunduğu kattaki mutfağa gitti. Dolaptaki renkli kupasını aldı. Üstünde ters dönmüş bir damacana bulunan garip aletten sıcak su doldurdu. Kavanozun dibinde kalan kahveyi üstüne boca etti. Birazda beyazlatıcı ve şeker attı. Sıcak su içinde eriyecek olan ince plastik bir kaşık ile bu üçlüyü karıştırdı. Herhalde Pazartesi günün en zevkli işi bu kahve hazırlama uğraşıydı. Kupa içindeki hazır kahve töreni bitmişti ki sevimli bir “günaydın” sesi duyuldu.

- “İyi haftalar hocam. Nasılsın hafta sonun nasıl geçti? Neler yaptınız anlat bakalım” dedi
- “Nolsun aynı Cumartesi akşamı Beyoğlu, Pazar sabahı açık büfe kahvaltı olayı sonra sinema ve tekrar burası”
- “Çok güzel nereye gittiniz kahvaltı için? Hangi film?”



Bu sohbet uzuyaca benziyordu. Kısa kesmek için;

- “Aynı hocam ya geçen haftakiler, filmde yeni gelenlerden birisiydi beğenmedim adını bile hatırlayamıyorum açıkçası, bir eposta gönderecektim sonra konuşuruz tekrar” diyerek mutfağın kapısına doğru yöneldi.

Elinde renkli sıcak kupası, plazanın sıcak yapay hava dolu koridorlarında ayakları istemeye istemeye masasına getirdi. Bilgisayarı açtı, şifresini tuşladı, kurumsal ağa girdi, eposta programına tıkladı, kahveden bir yudum aldı ve ilk ileti kutusuna düştü.

Gönderen: Korhan Genişyürek
Tarih: 24.Kasım.2008
Kime: Düşün Düşündür Eposta Grubu
Konu: Tavuklar ve Kartallar

Bu yazının internette birkaç farklı şeklini okudum. Yabancı kaynaklara göre bir kızılderili hikayesi, diğer yerlerde kaynak hiç belirtilmemiş. Tavuk suyuna çorba kitaplarından olacağını düşündüm ama esas yazara ulaşamadım. Neyse bu çok önemli değil zaten, siz aşağıdaki yazıyı sıkılmadan sonuna kadar okuyun.

Bir zamanlar, büyük bir dağın tepesinde bir kartal yuva yapmış. Bir süre sonra kartalın, dört adet yumurtası olmuş. Yumurtalar henüz kuluçka dönemlerindeyken dağda bir deprem olmuş. Kartalın yuvasındaki dört yumurtadan biri, depremin şiddetiyle yuvadan düşüp, dağın tepesinden yuvarlana yuvarlana vadideki bir çiftliğe dek ulaşmış. Bu çiftlik, bir tavuk çiftliğiymiş. Çiftlikteki tavuklar, kendi yumurtalarına pek benzemeyen bu değişik ve biraz da büyük yumurtayı sahiplenmek istemişler. Yaşlı bir tavuk, yumurtayı koruması altına almış ve öteki yumurtalardan çıkacak yavrulardan ayırmaksızın büyütmeye karar vermiş.

Günü dolup, zaman geldiğinde yumurtanın içindeki kartal yavrusu kabuğunu kırmış ve dünyaya gelmiş. Bir tavuk çiftliğinde bulunduğunu ve kendisinin de çevresindeki yüzlerce tavuğun arasında olduğunu görünce, kendini de tavuk sanmış ve çiftlikteki tavuklarla birlikte, oda bir tavuk gibi büyümeye başlamış. Yalnızca o, kendisini tavuk gibi görmekle kalmıyor, çiftlikteki tüm tavuklarda onu bir tavuk olarak görüyorlar ve ona bir tavuk muş gibi davranıyorlarmış. Zaman zaman içinden;

- “Ben çevremdeki tavuklara benzemiyorum... acaba ben kimim? “diye soruyormuş.

Ama, bu kuşkusunu bir türlü dile getiremiyormuş. Ne de olsa o da bir tavukmuş ve tavuk olduğunu da bilmeli, kabul etmeliymiş. Bir gün çiftlikte öteki tavuklarla birlikte oyun oynarken, yukarılardan birkaç kartalın özgürce uçtuklarını görmüş. Kendini tutamamış, yüreğinde bir anda oluşan coşkuyla haykırmış:

- “Aman Allah’ım, ne kadar güzel uçuyorlar. Bende onlar gibi uçmak istiyorum...”
Tavuklar, onun bu sözlerine hep birlikte gülmüşler.
- “Sen bir tavuksun ve şunu asla aklından çıkarma; tavuklar kartallar gibi uçamazlar.”

Küçük kartal, o günden sonra hemen her gün gökyüzüne bakıyor ve yukarılarda uçan kartal arıyormuş gözleriyle.... bir kartal gördüğünde ise çiftlikteki öteki tavukları unutuyor, gökteki kartal gözden kayboluncaya dek büyük bir hayranlıkla ve özlemle, onu izliyormuş. Sonra da tüm hayranlığını ve özlemini, kartal gördüğü her zaman olduğu gibi, hep aynı sözlerle dile getiriyormuş:

- “Ah tanrım, ne olur, ben de onlar gibi uçabilsem... bende onlar gibi özgürce kanat açabilsem göklerde....”

O böyle konuştukça, bu kez çevresindeki tüm tavuklarda her zaman söyledikleri sözleri bir kez daha , bir kez daha yineliyorlarmış:

- “Vazgeç düşlerinden... sen tavuksun ve hep tavuk olarak kalacaksın....”

Küçük kartal, çevresindeki tavukların her gün birkaç kez yineledikleri bu sözlerinden öylesine etkilenmiş ki.... sonunda bir kartal gibi göklerde özgürce kanat açmak düşünden vazgeçmiş ve yaşamını bir tavuk gibi sürdürmeyi kabul etmiş ve bir tavuk gibi sürdürdüğü yaşamının sonunda bir tavuk gibi ölmüş.

Emre epostayı bitirdiğinde olduğu yerde kala kalmıştı. Göndereni tanımadığı için kızgın bir cevap yazmaya hazırlanırken, bu tavuk hikayesi oldukça etkilemişti. Ama yine de cevap vermek için parmakları klavyenin tuşlarına uzandı.

Pazartesi, Temmuz 04, 2005

İki üniversite öğrencisi

Google.com ismi Milton Sirrota tarafından bulunan, Kasnel ve James Newman’ın yayınlamış oldukları “Matematik ve Hayal Gücü” adlı kitapla ünlenen googol kelimesinin üzerinde oynanmasıyla bulunmuştur. Google bugün için her ne kadar vazgeçemeceğimiz siteler arasında yer alıyorsa da geçmişi 1995’lere kadar dayanmaktadır.

İki üniversite öğrencisi Larry Page ve Sergey Brin ilk olarak üniversiteyi tanıtma turlarında birbirleri ile tanışıyorlar. İnternet sitelerinde anlatıklarına göre her iki karakter birbirleri ile hiç anlaşamıyor ve sürekli münakaşa ediyorlar. Stanford üniverstesi bilgisayar bölümü öğrencileri ve Google.com’un kurucuları olan iki girişimcinin birbirleri ile farklı fikirlere sahip olmaları belki de ortaya bugün kullandığımız gelişmiş arama motorunun ortaya çıkmasını sağıyor.

1996 yılı Ocak ayında Larry ve Sergey “BackRub” adlı arama motoru için birlikte çalışmaya başlarlar. “BackRub” adı arama motorunun sitelerden geriye dönük bağlatıları analiz etmesi fikri üzerine kurulur. Her iki genç öğrenci, tüm öğrencilerin yaşadığı parasal sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Fikirlerinin çalışıyor olması için sitelerinin bir sunucuda olması gerekir ama sunucuların fiyatları çok pahalı olduğu için Larry düşük kapasiteli bilgisayardan çok başarılı bir sunucu ortaya çıkarır. Bir yıl geçtikten sonra yapmış oldukları BackRub bağlatı analizi görenler tarafından çok beğenilir ve ünleri hızla yayılır. Üniversite içinde ağızdan ağıza teknolojileri konuşulmaya başlar.

1998 yılının ilk yarısında Larry ve Sergey projelerini mükemmel hale getirmek üzere çalışmaya devam ederler. Terabyte boyutundaki ucuz disklerleri alarak Google.com’un ilk veri merkezini Larry’in yurttaki odasına kurarlar. Bu sırada Sergey’de üniversitede bir ofis kurar. Potansiyel yatırımcılar ve arama teknolojilerinin lisansını satın almak isteyecek firmaları çağırmaya başlar.

Ofislerine Yahoo’nun kurucusu ve arkadaşları da olan David Filo’yu da davet ederler. David Filo sıkı bir iş çıkardıklarını kabul etmekle birlikte Larry ve Sergey’i kendi arama motoru şirketlerini kurmaya cesaletlendirir ve

- “Tümüyle geliştirdiğiniz ve ölçeklenebilir duruma geldiğinde tekrar konuşalım” diyor.

Diğer yatırımcılardan hiç biri Google.com’la bu kadar fazla ilgilenmez. Hatta o zamanın önemli bir internet sitesi yöneticisi;

- “Rakiplerimizin % 80’ini kadar iyi olursak bu bizim için yeterli, bizim kullanıcılarımız arama ile gerçekten ilgilenmiyorlar” der.

O günün büyük internet şirketlerinin dikkatini çekemeyen iki ortak kendi başlarına hareket etmeye karar verirller. İhtiyaçları olan sadece yurt odasından çıkmalarını sağlayacak maddi bir destektir. Bir de google.com için satın aldıkları terabyte boyutundaki sabit disklerinden kaynaklanan kredi kartları borçlarını ödeyecek para lazımdır. Böylece doktora tezlerini bir yana koyup başta bahsettiğim o melek yatırımcıyı aramaya girişirler. İlk ziyaret ettikleri hem arkadaşları hem de fakülte üyesi olan Andy Bechtolsheim olur. Bechtolsheim Sun Microsystems’in kurucularındandır. İki gencin gösterdiği demoya ilk bakışta yaptıkları işte çok büyük bir potansiyel olduğunu görür, ancak toplantıda çok az zamanı olduğu için onlara

- “Detaylar hakkında tartışmak yerine size sadece bir çek yazayım” der

ve Google Inc. adına 100.000 USD lık bir çek yazıp onlara verir.

Andy’nin yapmış olduğu bu yatırım aslında bir ikilem yaratmıştır. Yasal olarak Google Inc. şirketi olmadığı için bu çeki tahsil etmekte mümkün değildir. İki genç aile fertleri, arkadaşları ve yakın tanıdıkları ile şirket kurma çalışmalarıyla uğraşırken çek bir kaç hafta Larry’nin çekmecesinde bekler. Sonunda başlangıç sermayesi olarak yakınlarından 1 milyon doları toplayarak, şirketin il sermayesi için bir araya getirirler.

7 Eylül 1998’de Google Inc. Kaliforniya Menlo Park’da kapılarını tüm dünyaya açar. Kapı bir uzaktan kumandayla birlikte gelir. Çünkü ofisleri bir arkadaşlarının garajına bitişiktir ve kiracısı olduğu bu yeri onlara ikinci defa kiralamıştır. Bu yeni yerin büyük avantajları vardır; Çamaşır makinası, kurutma makinası ve jakuzi. Ayrıca şirkete alınan ilk eleman içinde park yeri de vardır. Bugün Google’un teknoloji yöneticisi olan Craig Silverstein şirkete alınan ilk çalışandır.

Şirket açıldığında hala beta aşamasında olan Google.com günde 10.000 arama sorgusunu cevaplar. Başarılı sorgulama sonuçları basının ilgisini yeni kurulan bu şirkete çekmeye başlar. USA Today ve Le Monde gazetelerinde google.com’u öven makaleler çıkar. O yılın Aralık ayında PC Magazine dergisi Google.com’u ilk 100 site içinde gösterir ve 1998’in en başarılı arama motoru seçer. Böylece Google.com tüm dünyayla tanışmak üzere yola koyulur.

Google.com her yeni girişimci şirketin başına gelen sorun gibi ilk ofisleri olan Menlo Park’daki yer artık onlara yetmez. Şubat 1999’da yani kurulduklarından sadece 6 ay sonra Palo Alto’daki üniversite caddesindeki yeni ofislerine taşınırlar. Çalışanların sayısı nerdeyse üç katına çıkmış ve sekiz kişiye ulaşmışlardır. Arama motor günde 500.000 sorgulamayı karşılamaktadır. Şirkete olan ilgi yoğunlaşmıştır. Red Hat ilk kurumsal arama motoru müşterisi olarak Google.com sunucularında Linux açık işletim sistemi kullanılmak üzere onlarla anlaşma yapar.

7 Haziran’da şirkete Silikon vadisinin önde gelen risk sermaye şirketleri Sequoia Captial ve Kleiner Perkins Caufield & Byers 25 milyon dolarlık ikinci tur finansal sermaye girişini yapar.

Larry ve Sergey’in projelerini bugün tanımlamalarını istesek ve internet kullanıcıları neden sizi kullansın diye sorsak herhalde basit bir cevap verirlerdi:

“Arama motoru teknolojisine yenilik getirdik, yazılımımız aradığınız sözcükle bağlantılı sayfaları diğer arama motorlarından farklı analiz ederek daha iyi sonuç ortaya getiriyor ve kullanıcılar zaman kazanıyorlar.”

İşte müşteri neden size gelsin sorusunun doğru yanıtlardan bir tanesi daha. Soruyu şimdi siz kendinize sorun.

Perşembe, Haziran 23, 2005

Müşteri neden sizden satın alsın?

Sadece bir patron vardır; o da müşteridir.
Ve o, sadece parasını başka birşeye harcayarak, şirketteki herkesi kovabilir.
Sam Walton




Pazarı analiz etmemiş, pazarlama planını oluşturmamış, yönetim ve organizasyon yapısını düşünmemiş iş fikirlerini fikir aşamasındayken cevapsız sorularla karşılıksız bırakmak çok kolaydır. Bana gelip internet projelerini anlatanları dikkatlice dinledikten sonra ilk sorum “Müşteri neden sizden satın alsın? ve Nasıl para kazanacaksınız?” olur. Cevapları çoğunun “daha iyi yapacağız ve abi işte reklam alırız. Bu sektördekiler reklamı verdiler mi döndürürüz” cevapları olur. Reklam ve daha iyi yaparız girişimcilerin bataklığı gibidir. Değer önerilerini ve gelir modellerini ölçülemeyen daha iyi olmaya ve reklama dayandıran bir çok site zor duruma düşmüşlerdir. Alternetif gelir kaynakları olmayan projeler ayakta kalmakta zorlanırlar.

Fikir aşamasında iken iş modelinizin anahtar bileşenlerini iyi düşünün. Bu iş planınızı çok daha kısa sürede yapmanızı sağlayacaktır. İlk soru

“Müşteri neden sizden satın alsın?”

olacaktır. Eğer sizin de bir fikriniz varsa bu soruyu yanıtlamaya çalışın. Örnek cevaplar neler olabilir analiz edelim.

- Ucuz olacağız onun için bizi tercih edecekler,
- Hiç bir yerde bulunmayan bir ürünü satacağız,
- Yeni bir programlama getiriyoruz internet üzerinde ilk kez biz uygulayacağız”.




Bu ve benzeri cevaplar sınav kağıtlarınızda kabul edilebilir cevaplardır ama “daha iyi olacağız” cevabını elle tutulur hale getirmiyor ölçülebilir iyi kavramını anlatamıyorsanız bilin ki baştaki bu soru işinizin sonuna kadar sizi takip edecektir. Maça 1-0 yenik başladınız. İlk soruyu doğru cevaplamadan ikinci soruya geçmeniz aslında pek fayda sağlamayacaktır.

Yemeksepeti.com modeline başladıklarında yapmak istedikleri restorantların bir platformunu oluşturmaktı. Müşterilerin bir sıkıntısı vardı. Evlerine işyerlerine yakın ve telefon ile sipariş alan restorantlar verimsiz bir iş modeli içindeydiler. İnternet ile birlikte bu firmalara aslında inanılmaz bir avantaj gelmişti ama hepsini bir araya getirmek gerekliydi. Yani sadece restoranların toplanacağı bir iş modeli ile birlikte yemek ısmaralayanların telefon derdinden kurtulacağı gibi menülerin güncel olarak sunulacağı bir katma değer veriliyor olacaktı. Müşteriler güncellenmiş menülere, fiyatlara internet üzerinden bakabilecekler, yanlış sipariş oranları düşecekti. “Müşteri neden sizden satın alsın” sorusunun yani akademik dilde “değer önermelerini” ana sayfalarına yazılı halde “Neden internetten yemek siparişi vereyim” başlığı altına koydular. İlk soruyu kendileri birinci günden itibaren cevaplamışlardı. Peki bu değer önerilerini beraberce bakalım;

>> Tüm siparişleriniz telefonda vereceğinizden çok daha doğru gelsin
>> Tüm restoranların en son menülerini ve fiyatlarını görün.
>> Telefonda veya kuyrukta zaman kaybetmeyin.
>> Siparişinizi günün belirleyeceğiniz bir saatinde getirilmek üzere önceden verebilmenin rahatlığını yaşayın.
>> Restoranın telefon numarasını arama derdine son. Artık çekmecenizde bir sürü restoran menüsü tutmanıza gerek yok.



Aslında “Müşteri neden sizden satın alsın veya neden sizi kullansın” sorunu arama motoru pazarı tamamıyla büyük oyuncular tarafından istila edilmişken bu piyasaya giren Google.com’un kurularına da sormak gerekir. Onlar bu piyasaya girdiklerinde rakipler onlardan kat ve kat büyüktü ve yaptıkları işe kimse inanmıyordu.

Pazartesi, Haziran 20, 2005

Etiler’de giriş katında küçük bir apartman dairesi kiralarlar



İki ortak Eylül 2000’de sadece bu projeye odaklanarak işe başlarlar. Melih sitenin kodlaması, Nevzat ise daha çok tasarımı ile uğraşır. Melih ve Nevzat her ikisi de bilgisayar mühendisliği mezunu oldukları için restoran tarafını çözecek üçüncü bir ortak aramaya başlarlar. İşin bu giriş aşamasında maaşla çalışacak birisi değil projeye inanacak, işi sahiplecenecek birisi gereklidir. Bir çok kişiyle görüşürler. En sonunda Melih’in arkadaşı Cem ile konuşurlar. Cem Los Angeles ve Paris bulunmuş üniversitelere orada başlamış, daha sonra Bilgi Üniversitesinde reklamcılık konusunda tekrar lisans programına başlamıştır. Boğaziçi mezunu değildir. Nevzat kan uyuşmazlığı olup olmayacağını düşünür. Aklında ilk aşamada soru işaretleri olsa da Cem ilk ay işi hemen sahiplenir ve projeyi sonuna kadar götüreceğini her ikisine de gösterir. Üçüncü ortak da Aralık 2000’de bulunmuştur.

Cem kodlama ve tasarım aşamalarında işe katılır. İşe dahil olur olmaz restoranlarla konuşmaya ve sözleşmeler yapmaya başlar. Bu aşamalar olurken şirketi kurmuşlar ve ilk ofislerini bulmuşlardır. Etiler’de giriş katında küçük bir apartman dairesi kiralamışlardır. Bu yer onlara iki üç ay içinde dar gelmiştir. Yine Etiler civarında başka bir yere taşınırlar yeni ofisleri onlara 2 sene ev sahipliği yapacaktır.



Ofislerini Etiler’de kiralamalarının sebebi iş modellerine başlamak için bu civarın çok uygun olmasıdır. Yemek servisi bölgeleri Etiler, Levent, Esentepe, Mecidiyeköy semtleridir. Bu bölgeler işyerlerinin yoğun olduğu ve internetin yüksek oranda kullanıldığı bölgelerdir. Ayrıca bu bölge içindeki restoranlar ile anlaşmak kısmen daha kolaydır. Yeniliklere daha yatkın olan firma sahipleri iş modelini daha kolay anlamaktadırlar.

Aralık 15’te ilk aşama bitmiştir. Sitelerini yakın tanıdıklarına teste açarlar. 15 gün denedikten sonra büyük açılış anı gelmiştir. Siteyi tasarlarken yurtdışındaki bir sunucuda bulundururlar ancak Türkiye pazarına yönelik hizmet verecek bir sitenin yurtiçinde olması ve sorun olduğunda kolaylıkla ulaşabilmeleri için sunucularını Netone’a taşırlar.

Pazar, Haziran 19, 2005

Siz de internet üzerinde yeni bir şirket kurmayı düşünüyor olabilirsiniz



Girişimin ilk giriş kısmında Nevzat Yüksek Lisansı yarıda bırakmıştır, Melih Citibank’tan ayrılmış her ikisi de büyük risk almışlardır. Sadece bu yeni işe odaklanmışlardır. Bunun yanı sıra yapacakları iş modeli ile sadece belli bir noktayı hedeflemişlerdir. Yemek dağıtımı ile ilgileneceklerdir. Bunun yanında tencere, tava, mutfak malzemesi satmayacaklardır. İş modelleri yemek siparişleri üzerinedir. Böylece ikinci odaklanmalarını da gerçekleştirmişlerdir.

Siz de internet üzerinde yeni bir şirket kurmayı düşünüyor olabilirsiniz. Sakın“Internet çok hızlı zaman yok düşündüğümüz fikir ölebilir hemen fizibilite yapmadan girmeliyiz” yalanına inanmayın. Her türlü riski hesaplayın. Pazar koşullarını iyi analiz edin. Müşterilerin neden internetten satın almayı tercih edeceklerini düşünün. Yani Japonlar gibi planlayın, Akdeniz’li gibi acele karar verip hızla uygulamaya geçmeyin. Burada bahsedilen hız hep nisbidir. Tabi ki hızlı olmak zorundasınız bir internet projesini 4 yıl içinde ortaya çıkartıyorsanız zor durumda kalabilieceğiniz gibi 15 gün içinde sitenizi şıp diye açmaya çalışıyorsanız bilin ki her iki uç durumda da sizi sorunlar bekleyecektir. Yemeksepeti.com fikri çok çekici olmasına rağmen Nevzat’ın restoranlarla birbir konuşması, başladığı ilk günden beri iş planını yapması bunun iyi bir örneğidir.

Yemeksepeti.com fikri Amerika ve Avrupa’da uygulanan bir modeldi. Nevzat ve Melih bunu biliyorlardı. Türkiye’de iş planlarını yapıp başarılı olmak istiyorlardı. Fikir aşamasındayken eminim ki karamsarlığa düştükleri günler mutlaka olmuştur. Fikir avcıları onları savunmasız noktalarından vurmuşlardır.

- Kimse almaz abicim, telefon daha kolay hem kimsenin interneti yok
- Hem telefon daha hızlı, hem neden restoranlar size güvensinler efendim onların işlerini ellerinden alıyorsunuz
- Eski köye yeni adet getirme abicim, eğitimlisin gir bir işe ofisin olsun masan olsun, her sabah işine git, kız almaya gittiğimizde işini anlatmakta zorluk çekmeyelim


gibi diyalogları sıklıkla dinlediklerini düşünüyorum. Peki kimdir bu fikir avcıları, nerede bulunurlar? Bu avcılar en yakınlarınızda bulunabilirler. Yaratıcı bir çok fikri daha doğum aşamasında yok eden, patavatsızca yeren kişilerdir. İnançları ve hayata bakışları girişimcilerden farklı olduğu için yaratıcı yeni fikirler en kısa sürede bu avcılar tarafından vurulur. İşin en kötüsü bu eleştiriler en yakınlarınızdan hatta fikirlerine güvendiğiniz kişilerden geliyor olabilir. Bu sebeple iş planı çok önem taşıyor. İş planınızı çok iyi yaparsanız tüm bu tip salvolara karşılık verebilirsiniz. Aslında bu kişileri inandırmanız önemli değildir. Kendinizi ikna edebilmeniz ve uzun bir yol için deponuzu benzinle doldurmanız gereklidir. Başlangıçtaki bu dolduruşa ilerde çok ihtiyacınız olabilir. Fikir avcıları projenizin en güçsüz zamanında sizi tekrar avlamaya gelip, İşler nasıl diye sorup bıyık altından gülüp, “Ben sana demiştim abicim, olmaz diye, gel sen vazgeç bu işten” diyebilirler.



Fikir aşaması tamam da eğer projenizdeki tüm riskleri hesapladığınızı düşünüyorsanız belki yanılıyor olabilirsiniz. Nevzat yemeksepeti.com fikrini yapmak için Amerika’dan geri döndüğünde, Melih Citibank’dan ayrılıp fikre katıldığında ne Kasım 2000 ne de Şubat 2001 krizlerini görmüşlerdi. Yeni bir girişimdeki risklerin yanı sıra bir de dışsal riskler onları avlamıştı. Murphy kuralları. 3 nolu yasa “Eğer birkaç şeyin ters gitme olasılığı varsa, en fazla zarar verebilecek olan ters gidecektir”

Internet üzerinde küçük bir site bile açmak ve bunu işletmek gerçekten çok zordur. Ayakta kalan ve belli bir model ile yaşayan sitelerin arkasındaki ekibi her zaman kutlamak lazım. Küçücük bir sitenin bile gider ve gelir kalemleri olur. Bunlar siteye girer girmez görülmez. Hele operasyonel işlemler inanılmaz olur ne ziyaretçileri ne de bu siteyi inceleyen diğer girişimciler bunu göremeyebilirler. Müthiş fikir oradadır ve yapmak için çok az kalmıştır.

Cumartesi, Haziran 11, 2005

Şimdi başlayın



Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.
Şimdi başlayın.
Goethe



Girişimcilik veya internet üzerinden girişimcilik için hiç bir zaman geç değil ancak başarı için kritik bazı faktörler duruyor önünüzde. İlginç bir fikriniz varsa siz de bunu yapmak istiyorsanız hatta bunun için birkaç arkadaşınızın da aklını çeldiyseniz artık tek işiniz bu yeni fikir olmalı. İşinizden ayrılacaksınız, bugün ne yapıyorsanız artık onu yapmayacaksınız, risk almaya hazır olmanız gerekli, ne kadarlık risk aldığınızı hesaplayacaksınız. İnternet üzerinde bir girişimcilik faaliyeti için konu edilen internet girişiminde belli bir konuya eğilmek gerekli sadece bebek malzemeleri satan bir dükkan, restoranları bir platformda toplamak veya otel rezervasyonu yapmak gibi.

Nevzat aklındaki bu proje hakkında arkadaşları ile internet üzerinden Amerika’da Yüksek Lisans yaparken sürekli yazışır. Yaz tatilinde Türkiye’ye geldiğinde yakın arkadaşları Gökhan ve Mete ile bu projeyi masaya yatırırlar. Tam da internet rüzgarının estiği zamanlardır. Hangi reklama baksansız sonunda bir “.com” ekini görürdünüz. İnternet üzerinde girişim yapmak isteyenlerin “geç kalmanın” nerdeyse mecazi anlamda girişimci intiharı olduğunu düşündükleri zamanlardır.

Diğer iki arkadaşı başka işlerde çalışmaktadırlar. Fikir üzerine uzun zaman kafa yorarlar. Nevzat karar verir. Projeyi yapacaktır. Fikir üzerine çalıştıkları arkadaşları projeye inansalar bile işlerinden ayrılmak istemezler. Kendileri açısından büyük bir risk olacağını düşünürler. Nevzat hala yaz tatilindedir. Yüksek lisans öğrencisidir. Ya dönüp Amerika’da iyi iş imkanlarını araştırıcak, bir tanesine üniversiteyi bitirdikten sonra girecektir ya da Türkiye’de kalacak, eğitimi yarıda bırakarak hayalinin peşine düşecektir.


Projesinin gerçekleşebilir olup olmadığını araştırmak için restoranlarla tek tek konuşmaya bir bakıma bu sektöre yönelik bir araştırmaya başlar. Bazınlarından randevu alır bazılarına ise çat kapı gider. Her bir restoran sahibi ile iş modeli üzerine konuşur. Onlara kuracağı işi tam anlatmadan, gelir modelini nasıl kurması gerektiğini verdikleri cevaplardan ortaya çıkarır. Amerika’da incelediği modeller, farklı stratejiler uygularken, Türkiye’de aynı modelleri uygulamasının zor olduğunu görür. Bunun üzerine sadece bize özgü çözümler bularak fikrini geliştirir. Restoran sahipleri ile konuşması işi yapıp yapmama kararını değil nasıl yapacağını şekillendirir.

Artık sıra çalışacak ortak bulmaya gelmiştir. Çevresine şöyle bir bakar. Fikrinin çalıcağını düşündüğü için de projeyi herkese anlatamaz sadece en yakın arkadaşlarını seçer. Onlara ortak olup olmayacaklarını sorar. Bir çoğu kabul etmez. Sonra üniversite yıllarında dalış klübünden tanıştığı sohbet etmekten zevk aldığı alt sınıftan arkadaşı Melih’i Kemer’den telefonla bulur, projesinden bahseder. Melih yaz tatilindedir. Hatta paniğe kapılması için fırsatı kaçırmak üzere olduğunu da şaka yollu ekler. Melih, Nevzat’ın tam tersine Boğaziçi Bilgisayar bölümünü ikincilikle bitirmiş, Avusturya Lisesi mezunu, çalışkan dersleri sürekli takip eden, ama sosyal etkinlikleri de kaçırmayan bir öğrencidir. Üniversite tatillerinde Almanya’da Alldos Eichler’de ve İstanbul Microsoft’ta stajlarını yapar. Mezun olduktan sonra da Citibank’a girer. Hazine bölümünde “Sistem Yönetici Yardımcısı” olarak çalışmaya başlar.

Nevzat 2000 yılı Temmuz sonu Ağustos başı gibi projesinin adını düşünmeye başlar. Internet üzerinde isim aramaya başlar. O zaman belki tüm güzel isimlerin alındığını düşünür. Projesini anlatan akılda kolay bir isim üzerine kız arkadaşıyla sözlük ellerinde çalışırlar. “Yemeksepeti.com” adını bulur ve tüm alt alan adlarını ile birlikte alır. Bu sırada Melih tatilden dönmüştür. İki genç projeyi konuşmak üzere Boğaziçi üniversitesi güney kampüsünde buluşurlar. Nevzat çok büyük bir heyecanla projeyi anlatır. Melih projeyi dinledikten sonra modele inanmıştır. Nevzat başarıya ulaşmaları için sadece bu işe odaklanmaları gerektiğini söyler. İşinden ayrılıp ayrılamayacağını sorar. Melih diğer arkadaşlarından farklı olarak işinden ayrılacağını söyler. Nevzat’ta bunun üzerine Amerika’daki Yüksek Lisans eğitimini bırakıp geri dönecektir. İşte size tam bir girişimcilik hikayesi. Filmin baş aktörleri onlara sunulan en zorlu yolu seçerler. 2000 yazında Nevzat Türkiye’de kalarak, Melih’te gelecek vaadeden işinden ayrılarak onları bekleyen zorlu yolculuğu bilmeden, hayallerinin peşine düşerler.

Salı, Haziran 07, 2005

Asker Arkadaşı Kamil'e Internetten Ne Satabileceğini Sorarak Başlar


Kaynak: Picassomio

Bir diğer başlangıç öyküsü de oyuncax.com sitesinin kurucusu arkadaşım Kadri’nin şimdiye kadar yaptıkları. (aslında gerçek adı Kadri değil ama şu anda bir işyerinde hala çalıştığı için ona bu sayfalarda hep Kadri diyeceğiz) Kendisi Bağcılar Endüstri Meslek Lisesi Elektrik bölümünden mezun. Üniversite sınavında ilk girişinde 2 senelik yüksek okulu kazanmasına rağmen gimeyince ikinci girişinde şansı çok düşüyor ve üniversiteye başlayamıyor. Türk Hava Yollarında 2 ay staj yaptıktan sonra Şişhane’deki bir elektrik taahüt şirketinde çalışmaya başlıyor. 1990-1997 yılları arasında elektrik işinin tüm aşamalarında bulunuyor.

Askere gidip geldikten sonra ise kendi işini kurması gerektiğini düşünüyor. THY’da stajda tanıştığı arkadaşı ile birlikte Kocasinan’da 2000 yılında internet kafe açıyorlar. Bu sırada daha önceden tanıştığı internet bilgisini daha da derinleştirme fırsatı buluyor. Internet kafeyi işletirken aklında olmamasına rağmen şu anda çalıştığı şirkette arkadaşlarının tavsiyesi ile işe başlıyor. Internet kafe’nin diğer ortağı arkadaşıda çalışmaya başlayınca zorluklar başgösteriyor. İstanbul dışında iş gereği Kadri uzun süreler kalmak zorunda kalınca internet kafeyi kapatıyorlar.


Cocoplum Beach, Kaynak: Cocoplum.com

Bu sırada işlerinin dışında kendi sitesi ile daha yakından ilgilenmeye başlıyor. Bedava sayfa veren internet sitelerinden internet sitelerini kategorilendiren bir sayfa yapmaya başlıyor. Daha sonra bunu satın aldığı bir alan adı olan benimsayfam.com’a taşıyor. Bu site üzerine iş dışında çok zamanını harcayınca yakın çevresi neden bu kadar zaman harcadığını sorgulamaya başlıyorlar. Kadri internet üzerinde trafik yaratmasının daha sonra kuracağı elektronik ticaret sitelerine faydası olacağını bildiği için çalışmalarına durmadan devam ediyor.

2003 yılı sonunda kızkardeşleri ile internet üzerinden artık bir iş başlatma zamanının geldiğini düşünüyor. Internet üzerinde neler satabileceklerini araştırmaya başlıyor. Çevresine danışıyor. Arkadaşları ile konuşuyorlar. Hatta internet sitesi benimsayfam.com üzerinden bir anket yapıp nelerin satın alınabileceğini ziyaretçilerine soruyor. Kadri her ne kadar kendi sitesini hazırlasa bile programlama konusunda çok bilgisi yok ancak bilgisayarı ve internet üzerindeki hazır kodları zamanla kullanmayı öğreniyor. Bu konu üzerine özel eğitim de almıyor. Kendi kendini geliştiriyor.


Today - Pancras, Kaynak: Bildearkiv

Askerden arkadaşı Kamil ile buluşuyor ve ona da internet üzerinden neler satabileceğini soruyor. Kamil’in Eminönü’nde oyuncak ve hediyelik dükkanın olması birden avantaj haline geliyor. Kamil ona çevresindeki arkadaş çevresindeki dükkanlarda bulunan bir çok ürünü satabileceğini söylüyor. İnternet üzerinden elektronik eşyaların, cep telefonlarının satışında rekabetin fazla oluşu ve kar marjının düşük olması bunun yanı sıra yüksek sermaye gereksinimi, Kadri’nin oyuncak ürünlerini seçmesine neden oluyor. Kızkardeşleri Müşerref ve Selma ile birlikte Güneşli’de evlerine yakın küçük bir dükkan kiralıyorlar. İlk başladıklarında sadece iki bilgisayar ve boş raflardan oluşan dükkan ile birlikte Garanti Alışveriş altında bir dükkan açarak internet üzerinden satışlarına başlıyorlar.

İlk başta anne ve babaları çocuklarının yapacaklarına inansalar bile ne yaptıklarını tam anlamadıkları için sürekli sorular sormaya ve işin nasıl olacağını anlamaya çalışıyorlar. Oyuncax.com 200 ürünle birlikte açılıyor ve ilk gün bir sipariş alırlar. Tüm ekip heyecanlanır. Takip eden 2 gün hiç sipariş gelmez daha sonra birden 3 sipariş alırlar.


Today - Pancras, Kaynak: Bildearkiv

İlk günlerde benimsayfam.com sitesinden ziyaretçilerini oyuncax.com’a yonlendiren Kadri bu sırada alışveriş yapanların demografik özelliklerinin ne kadar önemli olduğunu anlar. Elektronik ticaret sitesine yönlendirdiği ziyaretçiler her ne kadar oyuncax.com’a gelseler de alışveriş yapmazlar çünkü benimsayfam.com’a gelenlerin ihtiyaçları çok farklıdır. Bunun üzerine bu sitedeki bağlantıları azaltır.

Garanti Alışveriş sitesinde bazı zorluklar yaşamaya başlarlar istedikleri değişiklikleri yapamamaları siparişlerini arttırmalarına engel olduğunu düşünürler. Kadri bu sırada şirkette çalışmaya devam etmekte kızkardeşleri ise dükkanda durarak oyuncax.com sitesinin tüm operasyonunu yönetmektedirler. İşten sonra tüm zamanını bu site üzerinde geçiren Kadri kendilerinin daha serbest olacakları bir yazılım şirketi ile devam etmeleri gerektiğini düşünür. Bunun üzerine elektronik alt yapısı sağlayan Kadıköy’deki bir yazılım şirketi konuşur ve sitesini buradaki sunucuya taşımaya karar verir.

Garanti alışveriş sitesi altında satışlarının bir çoğunun yap-boz satışlarından geldiğini gördüklerinde oyuncax.com içindeki yap-boz ürünleri ayrı bir dükkandan satmaları gerektiğini düşünürler. Bunun üzerine puzzledepo.com ismi altında sadece yap-boz ürünlerini satarlar. Bu ürünleri alanları kış aylarında tekrarlanan bir alışverişi olduğunu görmesi boyle bir site açmasına sebep olmuştur. Puzzledepo.com sitesinin alt yapısını yeni yazılım firması ile birlikte yaparlar ve 2 ay boyunca Kadri bu yazılım firmasına geliştirmeleri için fikirler verir. Arama motorlarında daha üst sıralarda yer almak için yazılımda onun bahsettiği değişiklikler yapılır ve daha sonra oyuncax.com sitesini de garantialisveris.com sitesinden yeni yerine taşır.


Kaynak: Mulberrymoon.com

Bu sırada gelen az sayıda sipariş kızkardeşleri arasında geleceğe yönelik soru işaretlerinin çıkmasına sebep olur. Abilerine “Ne olacak bu satışlar abi gelecekte ne yapacağız? Ne kadar satış yaparsak kar edeceğiz?” gibi anahtar soruları sorarlar. Kadri ekibin motivasyonunu sürekli yüksek tutmak için gelecek planlarını anlatmaya devam eder. Hem başka bir iş yerinde çalışması hem de bu işle arta kalan vakitlerinde ilgilenmesi onu belki gençliğinden dolayı şimdilik yormaz. 2003 yılı sonundan 2005 yılına kadar gelişen site bugünlerde 10 müşteriye hergün ürün satışı gerçekleştirmektedir. Şu anda hala kar etmemektedirler. Çalışanların aile içinden olması bir bakıma personel giderlerini kendileri finanse etmesini sağlamaktadır. Fakat satışları hergün artış göstermektedir.

Bu sitelerin hikayeleri size belki çok başarılı gibi görünmeyebilir ama kitapta okuyacağınız öykülerin hep başlangıçları bunlara benzemektedir. Küçük bir kıvılcımla başlarlar. Hepsinin hikayesi farklı olsa da başarıya ulaşmak için ortak bir yol izlerler. Eğer bu küçük siteler bunlara uyarlarsa onlarda bir gün kendilerine ait bir küçük başarılı bir işletmeye sahip olduklarını göreceklerdir. Belki de hayallerine kavuşacaklardır. Walt Disney’in söylediği gibi “Onların peşinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalar gerçek olabilir”. Evden nasl bir iş kuracağınıza ve nasıl bir yöntem izleyeceğinize geçmeden önce küçük bir hikayeyi hatırlatmakta fayda var.


Kaynak: droigks.knowware.de/

Günlerden bir gün, kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar. Ve yarış başlamış. Gerçekte, seyirciler arasında hiçbiri, yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:

- Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!

Yarışmaya başlayan kurbağalar, kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi, inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırıyorlarmış:

- Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!

Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa, ona yaklaşmış ve sormuş bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki, kuleye çikan kurbağa sağırmış!

Olumsuz düşünen insanları duymayın. Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar! Duyduğunuz ve okuduğunuz kelimelerin gücünü düşünün. Bu sebeple, her zaman pozitif olmaya çalışın.

Sonuç: Rüyalarınızı gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyenlere karşı her zaman sağır olun.

Kaynak: freecomputerdesktopwallpaper.com/

"Yapamaz"lara kulak asarsanız hiçbir zaman yapamazsınız. David Lloyd George


Cam Sanatı, Teal Rowe Glass, Kaynak: Teal Rowe

Fikir aşaması tamam da eğer projenizdeki tüm riskleri hesapladığınızı düşünüyorsanız belki yanılıyor olabilirsiniz. Nevzat yemeksepeti.com fikrini yapmak için Amerika’dan geri döndüğünde, Melih Citibank’dan ayrılıp fikre katıldığında ne Kasım 2000 ne de Şubat 2001 krizlerini görmüşlerdi. Yeni bir girişimdeki risklerin yanı sıra bir de dışsal riskler onları avlamıştı. Murphy kuralları. 3 nolu yasa “Eğer birkaç şeyin ters gitme olasılığı varsa, en fazla zarar verebilecek olan ters gidecektir”

Internet üzerinde küçük bir site bile açmak ve bunu işletmek gerçekten çok zordur. Ayakta kalan ve belli bir model ile yaşayan sitelerin arkasındaki ekibi her zaman kutlamak lazım. Küçücük bir sitenin bile gider ve gelir kalemleri olur. Bunlar siteye girer girmez görülmez. Hele operasyonel işlemler inanılmaz olur ne ziyaretçileri ne de bu siteyi inceleyen diğer girişimciler bunu göremeyebilirler. Müthiş fikir oradadır ve yapmak için çok az kalmıştır.


Flipper Mobil internet görüntüleyici, kaynak: Nec 2002

İki ortak Eylül 2000’de sadece bu projeye odaklanarak işe başlarlar. Melih sitenin kodlaması, Nevzat ise daha çok tasarımı ile uğraşır. Melih ve Nevzat her ikisi de bilgisayar mühendisliği mezunu oldukları için restoran tarafını çözecek üçüncü bir ortak aramaya başlarlar. İşin bu giriş aşamasında maaşla çalışacak birisi değil projeye inanacak, işi sahiplecenecek birisi gereklidir. Bir çok kişiyle görüşürler. En sonunda Melih’in arkadaşı Cem ile konuşurlar. Cem Los Angeles ve Paris bulunmuş üniversitelere orada başlamış, daha sonra Bilgi Üniversitesinde reklamcılık konusunda tekrar lisans programına başlamıştır. Boğaziçi mezunu değildir. Nevzat kan uyuşmazlığı olup olmayacağını düşünür. Aklında ilk aşamada soru işaretleri olsa da Cem ilk ay işi hemen sahiplenir ve projeyi sonuna kadar götüreceğini her ikisine de gösterir. Üçüncü ortak da Aralık 2000’de bulunmuştur.

Pazartesi, Haziran 06, 2005

Küçük bir fikrin arkasındaki aktivite, bir dahinin uygulanmayan planından daha üretkendir. James A. Worsham

Yakın arkadaşım Kerim’in eşi Ayça doğum yaptıktan sonra evden çalışabileceği bir internet fikrini başlattı. Yeni doğan bebeklere gönderilebilecek hediye sepetlerini kendisi evde yapmaya ve bunları ilkhediyem.com sitesi üzerinden satmaya başladı. İlk önce site için minigift.com adını almışlardı. Karşılıklı konuşmalarımızdan sonra çok geç olmadan site isimlerini ilkhediyem.com olarak değiştirdiler.



Başlangıçta site çok basit bir iki ürünle başladı, zamanla ağızdan ağıza yayılmaya başladı. Ayça bu sırada hep evden çalıştı. Zaman zaman Kerim’in ofisini de kullansa da esas mekanı evi, minik Eren’in yanıydı. Ayça bu işe başladığında internet bilgisi çok fazla değildi, zamanla bilgisini geliştirdi. Site üzerinden satış yapmak için kredi kartı yerine telefonla siparişleri alıyordu. Bu hem müşterilerin hem de Ayça’nın kolayına geliyordu. Müşterilerle bire bir konuşmak müşterilerin güven kazanmalarını sağlıyor, isteklerini takip açısından da daha verimli olabiliyordu. Bu yöntem internetin kaldıraç etkisini kullanmıyordu. Yani az bir emek ile yapabileceğinden daha fazla işi yapabilmek. Telefon ile alınabilecek sipariş sayısı belli idi.

Daha sonra bir adım daha atarak Garanti bankasının elektronik ticaret mağazalarından bir tane kiraladı. Hem ilkhediyem.com sitesinden hem de buradan satışlarına devam etti. Satış rakamları bugün için binlerce adet değil ama yavaş yavaş büyüyor, işini sürekli geliştirmeye çalışıyor. Internet üzerinde nasıl büyüyebileceğini öğreniyor, özel günlerde kampanyalar yapıyor. Müşterilerine çok özen gösteriyor. Çünkü yeni satışlarının büyük bir kısmı eski müşterilerinin tavsiyesi ile gerçekleşiyor. Bu hikaye’nin neresi ilginç diyebilirsiniz ancak daha sonra anlatacağımız daha büyük çaplı başarıların da kuruluşları buna çok benziyor. Dantel örermişçesine adım adım büyüyorlar. Sabırlı ve uzun vadeli düşünmek ve bazı kuralları yerine getirmek gerekli.



Diğer başlangıç devresinde olan evden çalışma öyküsü de bebekveanne.com sitesi. Yeşim hanım ile internet üzerinde tanıştık ve bana sitesinin nasıl kurduğunu ve evden nasıl çalışmaya başladığını anlattı. Bugün için istediği geliri elde edemese de sürekliliği sağladığında onu da başaracağı kesin gözüküyor. Onun yaptıkları da diğer birçok başarı öyküsünün ilk noktasından farklı değil. Başlangıç noktasında doğru adımları attığı taktirde kendi patronu olması için çok bekleyecek.

Yeşim hanım bir doktor arkadaşıyla “çalışmak istiyorum iş bulamıyorum” diye konuşurken, arkadaşı “bir bebek sitesi yapar mısın?” diye sorar. O da “neden olmasın” der. Uzun bir süre ansiklopediler, kitap ve dergiler, sağlık kurumlarının ve doktorların internet siteleri, sağlık sitelerinden bilgileri toplar. Siteyi hazırlamaya gelince iş kolay değildir. İTÜ tasarım kursuna gitmiştir ama internet sitesi tasarımında kullanılan Dreamweaver adlı program hakkında hiç birşey öğrenememiştir. Diğer bir program olan Frontpage' de deneye yanıla sabahlara kadar çalışarak sayfayı oluşturmayı başarır. Site 29 Ocak 2002 de bebekvehayat.com ismi ile dünyaya gelir. Internet üzerinde tanıtım yapmak siteyi duyurmak en zor aşamadır. Üye olduğu Haber.gen.tr' ye internet siteleri bölümünde yayınlanması için eposta yollar, haber.gen.tr' nin her gün gelen epostası siteler bölümüne baktığımda harika bir yazıyı görür. "Dünyaya ilk adımını atan miniklerin bir elinden anneleri bir elinden de "Bebek ve Hayat" tutuyor" yazıyordur. Sitenin sloganı bu olur. Bebek resimleri, anne babalardan yazılar geldikçe mutlu olur, bunlar onu daha da motive eder.

Çalışmadığı için zamanının büyük bir kısmı burada geçirmeye başlar ve kendine ait bir başarı olsun istiyordur. Bir süre sonra kendisi için herşeyi olan “bebekveanne.com” ismini alır. Bebek ve Anne 2 Ocak 2004 te ortaya çıkar. Sitede şimdiye kadar toplam 229 bebek resmi gelmiştir ve büyümeye devam etmektedir. Bazı bebeklerin, küçücükken eklediği resminlerden bir kaç ay sonra yeni resimleri gelmeye başlar, büyüdüklerini resimlerden görmek harika bir şeydir. Anne babalar merak edip epostalar ile kendisine “doktor musunuz, yoksa bir anne misiniz?” diye sorarlar. Yeşim hanım ne doktorudur ne de bir annedir. Anne babaların aradıkları bilgiyi bir sürü sayfayı tek tek arayıp bir oradan bir buradan değil, tek bir yerden bulmalarını ister ve bunu yapmaya çalışır. Bebek kulübü fotoğrafları ve okurlardan gelen postalar bölümlerine gözü gibi bakar. Topluluk oluşturmanın ve sitenin yayılmasının bu bölümlerden geçtiğini belki bilerek belki de bilmeyerek keşfetmiştir.


Sitenin tasarımı biraz acemice olsa da çok samimi ve içtendir. Daha güzelini yapabilmek için 3 ay kursa gider ve biraz daha geliştirir. Yeni yeni bilgiler öğrenmeye başlar. Sitenin üstündeki reklam ve değişen bebek resimlerini yapmayı öğrenir. Bebekveanne.com’un, anne babaların başucu kitabı olmasını ister. İkinci sırada ise maddi bir kazancı olmasını hedefler, anne babasına yük olmadan kendi parasını kendisi kazanmak ister. Şimdi çalışacak sitenin gelir modelini kurmaya gelmiştir. Reklam teklifleri gelmeye yavaş yavaş başlayacaktır. Daha sonra mutlaka elektronik ticareti de ekleyerek okuyucularına katma değerler sunacaktır. Bebekveanne.com, ilkhediyem.com’dan biraz farklı bir yoldan ilerlemektedir. İlk site doğrudan elektronik ticaret yaparken diğer içerik üreterek gelir kazanmaya doğru yürümektedir. Her ikisi de birer seçenektir. İkisi bir araya geldiklerinde aslında daha büyük bir sinerji yaratabilirler.

Fikir avcılarına yakalanmayın


Andaman Sea, kaynak: Allposters.com

Siz de internet üzerinde yeni bir şirket kurmayı düşünüyor olabilirsiniz. Sakın“Internet çok hızlı zaman yok düşündüğümüz fikir ölebilir hemen fizibilite yapmadan girmeliyiz” yalanına inanmayın. Her türlü riski hesaplayın. Pazar koşullarını iyi analiz edin. Müşterilerin neden internetten satın almayı tercih edeceklerini düşünün. Yani Japonlar gibi planlayın, Akdeniz’li gibi acele karar verip hızla uygulamaya geçmeyin. Burada bahsedilen hız hep nisbidir. Tabi ki hızlı olmak zorundasınız bir internet projesini 4 yıl içinde ortaya çıkartıyorsanız zor durumda kalabilieceğiniz gibi 15 gün içinde sitenizi şıp diye açmaya çalışıyorsanız bilin ki her iki uç durumda da sizi sorunlar bekleyecektir. Yemeksepeti.com fikri çok çekici olmasına rağmen Nevzat’ın restoranlarla birbir konuşması, başladığı ilk günden beri iş planını yapması bunun iyi bir örneğidir.


kaynak: Big sky cruise

Yemeksepeti.com fikri Amerika ve Avrupa’da uygulanan bir modeldi. Nevzat ve Melih bunu biliyorlardı. Türkiye’de iş planlarını yapıp başarılı olmak istiyorlardı. Fikir aşamasındayken eminim ki karamsarlığa düştükleri günler mutlaka olmuştur. Fikir avcıları onları savunmasız noktalarından vurmuşlardır.

- Kimse almaz abicim, telefon daha kolay hem kimsenin interneti yok
- Hem telefon daha hızlı, hem neden restoranlar size güvensinler efendim onların işlerini ellerinden alıyorsunuz
- Eski köye yeni adet getirme abicim, eğitimlisin gir bir işe ofisin olsun masan olsun, her sabah işine git, kız almaya gittiğimizde işini anlatmakta zorluk çekmeyelim


gibi diyalogları sıklıkla dinlediklerini düşünüyorum. Peki kimdir bu fikir avcıları, nerede bulunurlar? Bu avcılar en yakınlarınızda bulunabilirler. Yaratıcı bir çok fikri daha doğum aşamasında yok eden, patavatsızca yeren kişilerdir. İnançları ve hayata bakışları girişimcilerden farklı olduğu için yaratıcı yeni fikirler en kısa sürede bu avcılar tarafından vurulur. İşin en kötüsü bu eleştiriler en yakınlarınızdan hatta fikirlerine güvendiğiniz kişilerden geliyor olabilir. Bu sebeple iş planı çok önem taşıyor. İş planınızı çok iyi yaparsanız tüm bu tip salvolara karşılık verebilirsiniz. Aslında bu kişileri inandırmanız önemli değildir. Kendinizi ikna edebilmeniz ve uzun bir yol için deponuzu benzinle doldurmanız gereklidir. Başlangıçtaki bu dolduruşa ilerde çok ihtiyacınız olabilir. Fikir avcıları projenizin en güçsüz zamanında sizi tekrar avlamaya gelip, İşler nasıl diye sorup bıyık altından gülüp, “Ben sana demiştim abicim, olmaz diye, gel sen vazgeç bu işten” diyebilirler.


Carry, Tasarım: Lepper Schmidt Sommerlade, kaynak: Brunner

Cumartesi, Haziran 04, 2005

Amerika'daki Yüksek Lisans programından ve Citibank'tan Yemeksepeti.com projesi için ayrılış


Antigua and Bird Island, kaynak: CdIslands.com

Artık sıra çalışacak ortak bulmaya gelmiştir. Çevresine şöyle bir bakar. Fikrinin çalıcağını düşündüğü için de projeyi herkese anlatamaz sadece en yakın arkadaşlarını seçer. Onlara ortak olup olmayacaklarını sorar. Bir çoğu kabul etmez. Sonra üniversite yıllarında dalış klübünden tanıştığı sohbet etmekten zevk aldığı alt sınıftan arkadaşı Melih’i Kemer’den telefonla bulur, projesinden bahseder. Melih yaz tatilindedir. Hatta paniğe kapılması için fırsatı kaçırmak üzere olduğunu da şaka yollu ekler. Melih, Nevzat’ın tam tersine Boğaziçi Bilgisayar bölümünü ikincilikle bitirmiş, Avusturya Lisesi mezunu, çalışkan dersleri sürekli takip eden, ama sosyal etkinlikleri de kaçırmayan bir öğrencidir. Üniversite tatillerinde Almanya’da Alldos Eichler’de ve İstanbul Microsoft’ta stajlarını yapar. Mezun olduktan sonra da Citibank’a girer. Hazine bölümünde “Sistem Yönetici Yardımcısı” olarak çalışmaya başlar.


Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs Meydanı, kaynak: Boun.edu.tr

Nevzat 2000 yılı Temmuz sonu Ağustos başı gibi projesinin adını düşünmeye başlar. Internet üzerinde isim aramaya başlar. O zaman belki tüm güzel isimlerin alındığını düşünür. Projesini anlatan akılda kolay bir isim üzerine kız arkadaşıyla sözlük ellerinde çalışırlar. “Yemeksepeti.com” adını bulur ve tüm alt alan adlarını ile birlikte alır. Bu sırada Melih tatilden dönmüştür. İki genç projeyi konuşmak üzere Boğaziçi üniversitesi güney kampüsünde buluşurlar. Nevzat çok büyük bir heyecanla projeyi anlatır. Melih projeyi dinledikten sonra modele inanmıştır. Nevzat başarıya ulaşmaları için sadece bu işe odaklanmaları gerektiğini söyler. İşinden ayrılıp ayrılamayacağını sorar. Melih diğer arkadaşlarından farklı olarak işinden ayrılacağını söyler. Nevzat’ta bunun üzerine Amerika’daki Yüksek Lisans eğitimini bırakıp geri dönecektir. İşte size tam bir girişimcilik hikayesi. Filmin baş aktörleri onlara sunulan en zorlu yolu seçerler. 2000 yazında Nevzat Türkiye’de kalarak, Melih’te gelecek vaadeden işinden ayrılarak onları bekleyen zorlu yolculuğu bilmeden, hayallerinin peşine düşerler.


Berlin, Aralık 2004

Girişimin ilk giriş kısmında Nevzat Yüksek Lisansı yarıda bırakmıştır, Melih Citibank’tan ayrılmış her ikisi de büyük risk almışlardır. Sadece bu yeni işe odaklanmışlardır. Bunun yanı sıra yapacakları iş modeli ile sadece belli bir noktayı hedeflemişlerdir. Yemek dağıtımı ile ilgileneceklerdir. Bunun yanında tencere, tava, mutfak malzemesi satmayacaklardır. İş modelleri yemek siparişleri üzerinedir. Böylece ikinci odaklanmalarını da gerçekleştirmişlerdir.


Berlin'in havadan görünüşü, Kasım 2004

Siz de internet üzerinde yeni bir şirket kurmayı düşünüyor olabilirsiniz. Sakın“Internet çok hızlı zaman yok düşündüğümüz fikir ölebilir hemen fizibilite yapmadan girmeliyiz” yalanına inanmayın. Her türlü riski hesaplayın. Pazar koşullarını iyi analiz edin. Müşterilerin neden internetten satın almayı tercih edeceklerini düşünün. Yani Japonlar gibi planlayın, Akdeniz’li gibi acele karar verip hızla uygulamaya geçmeyin. Burada bahsedilen hız hep nisbidir. Tabi ki hızlı olmak zorundasınız bir internet projesini 4 yıl içinde ortaya çıkartıyorsanız zor durumda kalabilieceğiniz gibi 15 gün içinde sitenizi şıp diye açmaya çalışıyorsanız bilin ki her iki uç durumda da sizi sorunlar bekleyecektir. Yemeksepeti.com fikri çok çekici olmasına rağmen Nevzat’ın restoranlarla birbir konuşması, başladığı ilk günden beri iş planını yapması bunun iyi bir örneğidir.


Bolivya, kaynak: Raphaelk.co.uk

Perşembe, Haziran 02, 2005

Girişimci Gençler: Yemeksepeti.com



Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin
Başarmak ister ama başaramayacağını sanırsan,
hiç şüphen olmasın, başaramazsın
Harpte muhabereleri kazananlar,
her zaman daha güçlüler veya
daha hızlı koşanlar değildir
Er veya geç, başarmış bir kimse
başaracağına inanmış bir insandır.
Anonim



2001 yılı Ocak ayında İTÜ Taşkışla Mimarlık fakültesinin hemen yanındaki Deneme Bilim Merkezinde İnternet Teknolojileri Derneğinin “B2C Türkiye Deneyimleri Olanaklar, Sorunlar” konulu panele konuşmacı olarak katılmıştım. Eğitim, panel veya konferanslara katılığım zaman performansımı sunumum sonrasında benimle konuşmak isteyenlerin sayısı ile ölçerim. Eğer kimse sunum sonrasında soru sormaya gelmiyorsa, felaket olmuştur. Kürsüden inmeme fırsat kalmadan dinleyiciler bana doğru yöneliyorlar ve ardı ardına sorular soruyorlarsa iyi bir sonuç sayabilir kendimle o akşam gurur duyabilirim.

Deneme Bilim Merkezinde saat 2’de başlayan sunumunda bugün ne dediğimi bu satırları yazarken hiç mi hiç hatırlamıyordum ancak internet herşey bir yana tarihi de kaydediyor. Google.com’da kendi adımı yazıp aradığımda turk.internet.com’un o tarihteki toplantı hakkında yazdığı makalesine ulaştım.
Internet Teknolojileri Derneği toplantısında B2C'nin tarihi ve geleceği tartışıldı.

____________________________________________


INETD Internet Teknolojileri Derneği (www.inetd.org.tr) tarafından düzenlenen planlı etkinlikler arasında bulunan "B2C: Türkiye Deneyimleri, Olanaklar, Sorunlar" etkinliği bugün saat 14:00'de İTÜ Deneme Bilim Merkezi'nde gerçekleştirildi. Etkinliğe Vestelnet'ten Burak Buyukdemir Deppo.com'dan Esra Talu, IBS Research'ten David Tonge, Sentim'den Mete Kısacık, Datascope'tan Nüzhet Atabek, Veripark'tan Özkan Erener ve Kütahya Porselen'den Nesrin Kavak konuşmacı olarak katıldılar. Son günlerde arttırılan Telekomünikasyon Vergisi'nin gerek kullanıcı gerekse elektronik ticaret şirketleri ve ISS'leri zor durumda bıraktığının altını çizen katılımcılar, Türkiye'de İnternet'in ve elektronik ticaret'in gelişmesi açısından yapılması gerekenleri anlattılar.

Paniğe Gerek Yok
Vestelnet'ten Burak Büyükdemir ülkemizin İnternet'in yaygınlaştırılmaya çalışıldığı günlerde iletişim vergisinin %8 arttırılmasının paradoks yarattığının altını çizdi. Dünya'da yaşanan e-iş gelişmelerinin Türkiye'de de yakından takip edilmeye başlandığını belirten konuşmacı VestelNet'in bugüne kadar sürdürdüğü e-ticaret politikasına da değinerek şirketinin e-ticaret tecrübelerine değindi. Yurtdışında ".com " şirketlerinde yaşanan güzdonümünün geçici olduğuna inandığını belirten Büyükdemir, bu tarz dalgalanmaların doğal olduğunu çünkü İnternet'in ve gelecekteki durumun aydınlık olduğunun altını çizdi. Yeni Ekonomi Kavramı'nın temelden tamamen farklı bir ekonomi olmadığına inandığını belirten Büyükdemir, varolan ekonomi, tecrübe ve politikaların İnternet'e yansıdığını ve yeni bir sinerji yaratılarak yaşanan yeni gelişmenin "Yeni Ekonomi" olarak adlandırılabileceğini sözlerine ekledi.


Gelecek e-ticaret'te
Deppo.com Genel Müdürü Esra Talu ise, son günlerde yaşananların .com şirketlerinin belirli bir sayısal şişkinliğe ulaştıktan sonra normale döndüğünü belirterek şirket olarak elektronik ticarete her zaman inandıklarını, örnek olarak Amazon.com'un Kasım ortası - Aralık sonu arasındaki 24 milyonluk satış rakamını ve bu dönem içerisindeki saniyede 3 satış örneğini gösterdi. Deppo gibi bir start-up şirketinden Türkiye'de siteye giren her yüz kişi arasından ortalama 2 kişinin alışveriş yaptığını ve ABD'de bu rakamın ortalama % 1.8 olduğunu belirtti. 2001 senesinde bu rakamı daha da yukarıya çekeceklerine inandıklarını belirten Talu, çabalarının bu yüzdeyi Amazon.com'un ulaştığı seviyeye ulaştırmak olduğunu altını çizdi. E-ticaret'te başarının e-ticaret'te uzmanlaşmak gerekliliğini getirdiğini belirten Talu batıda ISS, içerik ve e-ticaret dallarında aynı anda faaliyet gösterip başarıya ulaşan bir şirket örneği görülmediğini sözlerine ekledi.

Doğu'yu Unutmamak Lazım
IBS Araştırma ve Danışmanlık şirketi adına konuşan Genel Müdür David Tonge İnternet'e olan ilginin geçtiğimiz sene içerisinde %300'lere varan bir artış gösterdiğini belirterek ülkemiz e-ticaret profiline de değindi. İnternet üzerinden alışveriş yapan insanların daha çok iade garantisi gördüğü anda ödemeye yatkın olduklarını belirten Tonge gelecekte sağlanacak güvenlik gelişmeleri ve lojistikteki gelişmelerin e-ticaret'in gelişmesine olumlu ölçüde etki edeceğine inandığını belirtti. Ülkemizde İnternet kullanıcıları deyince sadece batıdaki vatandaşlarımızı değil doğudaki vatandaşları da düşünmek gerektiğini ifade eden Tonge, ülkemizin Doğu bölgesinin tahminimiz üzerinde potansiyele sahip olduğunu ve İnternet'e giriş şeklindeki liderliğin %45 ile İnternet cafe'lerde olduğunu belirten Tonge İnternet'e giriş maliyetinin bilgisayar sahibi olunması gerekliliğinden dolayı yüksek olduğunu ancak Türk halkının teknolojiye olan ilgisinden dolayı bunu bir şekilde çözüme ulaştırdığına dikkat çekti.

INETD Internet Teknolojileri Derneği'nin bir sonraki toplantısı 18 Ocak 2001'de B2C üzerinde İTÜ Taşkışla Deneme Bilim Merkezi'nde yapılacak.
Makale tarihi: 11.01.2001, Kaynak: turk.internet.com
____________________________________________


Yazdıklarına göre e-ticaret şirketlerinin batması ve 2001 yılındaki durum hakkında kısaca “Paniğe gerek yok” demişim. Ne güzel demişim. Bugün baktığımda oldukça soğukkanlı bir yorum yaptığımı görüyorum. Bugün aynı konuşmayı yapsam bu kadar sakin olur muyum bilmiyorum. Bir genç girişimci herhalde bundan etkilenmiş olacak ki konuşma sonrasında bana doğru geldi. İnternet üzerinde kuracakları elektronik ticaret modelinden, şimdiye kadar neler yaptıklarından bahsetti. Açıkçası aynı dili konuşabiliyorduk. Internette restorantları birleştirme projesinden bahsetmeye başladı. İşte o gün Yemeksepeti.com’un kurucusu Nevzat ile tanıştık.

Yeni bir iş kurulması için geçen fikir aşamasını çok seviyorum, en eğlenceli bölüm burası oluyor çünkü işin %1’lik bölümünü oluşturuyor. Edison’un dediği gibi “başarıların %1 yaratıcılıkla % 99 ter ile ortaya çıkıyor.” Aklınıza gelen bir fikrin çok ilginç olduğunu başkasının bunu düşünmediği fikrindeyseniz % 99 oranında yanılıyor olabilirsiniz. Artık bunu test etmenin kolay bir yoluda var, girin google.com’a, aklınıza gelen fikrin anahtar sözcüklerini yazın ve arama tuşuna basın. Karşınıza eminim bu fikirle alakalı veya tıpatıp aynısı onlarca belki yüzlerce site adresi çıkabilir. Bu sizin ümidinizi kırmasın.


Yemeksepeti.com tüm restoranları bir araya getirip daha önceleri sizin telefon ile yapmış olduğunuz yemek siparişlerini internet üzerine taşıyan bir e-ticaret modeli. Bilirsiniz telefon ile evlere servis yapan restoranlar posta kutularına menüler dağıtırlar, yemeklerin fiyatlarını, indirimleri, resimleri bu broşürlerden görmeniz mümkündür, ancak zaman geçtikçe bu menülerde yer alan bilgiler güncelliğini yitirir veya menüler ev için kaybolur ya da buzdolabınızın kapağı bir sürü kağıtla dolabilir. Acıktığınız zaman aklınıza en hızlı gelen yerden sipariş verirsiniz. Yemeksepeti.com tüm bu sorunları bir çırpıda çözmeyi amaçlayan bir model. Nevzat Yemeksepeti fikrini Amerika’da bulunduğu yıllarda sürekli kullandığı, kozmo.com, webvan.com, waiter.com gibi sitelerden esinlenmiş ama Türkiye’nin şartlarına uygun yeni modelleri projesine eklemiş.


Nevzat ile 2001 yılı Ocak ayında, onların işlerinin başında olduğu dönemde tanıştık. Kendisi Boğaziçi bilgisayar mühendisliği mezunu, derslere pek girmezmiş. Üniversiteye 1993 de girmiş ve 6 senede mezun olmuş. Okul sırasında yapmadığı iş kalmamış dalış klübü, radyo programcılığı, basketbol hakemliği, danışmanlık, yıllık komitesi ve bir çok öğrenci projesinde yer almış. Kısaca haylaz bir öğrenciymiş. Boğaziçi ona girişmicilik ruhunu aşılamış. (Veripark, Escort ve diğer bir çok şirket kurucularına aşıladığı gibi) Mezun olduktan sonra Amerika’da yaşanan internet fırtınasını yakından takip etmek için özellikle Silikon Vadisi’nde olmak istiyormuş. “University of San Francisco”’nun elektronik ticaret konusunda yüksek lisans programını bu sebeple seçmiş. Hatta MBA sırasında “Webvan.com” sitesini proje olarak incelemiş, şirkettekilerle konuşmuş. (Webvan.com sitesi 1999 yılında büyük umutlarla kurulmuş, internet üzerinden çok hızlı dağıtım yapacak büyük bir bakkaliye sitesidir ve toplam 1,2 milyar USD lık bir başarısızlık öyküsü olmuştur, ilerleyen sayfalarda bu hikayeyi daha detaylı anlatacağım.)

Deneme Bilim Merkezindeki seminer sonrasında konu konuyu açtı, yapmayı düşündükleri bu proje konusunda konuşmaya başladık. Restoranları birleştirip, telefon cefasına son vermeyi anlatıyordu. Ona rakip olup olmadığını sordum. Hemenservis.com gibi bir site var ama çok kötüler dedi. Hemenservis.com fikri belki onlardan önce bulmuştu ve hatta Türkiye’de uygulamaya geçmişti. Birleştirdikleri restorant sayısı ise çok azdı. Nevzat bundan etkilenmişe benzemiyordu. Farklı bir model ile kullanıcılara daha fazla katma değer sunacağını söylüyordu.

Bu başarı öyküsüne yarın kaldığı yerden devam edeceğiz

Pazartesi, Mayıs 30, 2005

Evden çalışmak

Internet üzerinde iş yapmak 1999 sonlarında o kadar çekiciydi ki bir çoğunuz o zamanlar girişimciliğiniz üzerine kahve muhabbetlerinde, öğle yemeğinde veya asansörlerde bu sohbeti belki yapmışsınızdır veya kulak misafiri olmuşsunuzdur.

- Eee ne diyorsun bu fikire? Internet üzerinden bunu yapabiliriz
- Evet gerçekten çok ilginç. Yapalım ama nasıl?
- Bir site kurmamız lazım. Bu iş tutarsa, bankacılığı da bırakır şirkete geçeriz.
- Tutmazsa işe devam ederiz. Yani riske girmeyiz.
- İşte bir isim bulalım
- Ne zaman açıyoruz, sitenin adını düşünelim o zaman

Gazetelerde, dergilerde, kitaplarda yer alan başarılı yabancı şirketlerinin hikayelerini okuyup siz de kendi işinizi kurmayı düşündünüz mü? İnternet üzerinde çalışacağını düşündüğünüz bir fikriniz var mı? Peki nasıl başlayacağınızı neler yapacağınızı biliyor musunuz? Yurtdışında yaşanan başarı öykülerini bire bir Türkiye şartlarına oturtmak o kadar zor ki, hayalini kurmak bile bazen imkansız hale geliyor.

Bir kere biz de evlerin garajları yok. Hatta müstakil evler bile çok az. Müstakil bir eviniz varsa ve garajında bir internet şirketi açıyorsanız bu başka bir sorun. Amerika’da bu başarı öyküleri evlerin pek rahbet edilmeyen garajlarında başlıyor. Ofis olarak evin kullanılmayan bu bölümleri kullanılıyor. Peki biz ne yapacağız şimdi? Bizim bir garajımız bile yok. İkincisi bu başarılı şirketlerin hikayelerinde hep birileri “melek yatırımcı” oluyor. Çocuklar çalışırken birden bir yatırımcı melek gibi geliyor ya şirketi satın alıyor ya da onları destekleyici sermaye veriyor. Yani milyon dolarlar aniden bu şirketlere geliveriyor. Geldik takıldık. Biz nasıl yatırımcı bulacağız? Yabancı dergi ve gazetelerde yayınlanan hikayelerin devam eden kısımlarını da okuyunca hayalin bile Türkiye şartlarına oturması o kadar güç oluyor ki bunların yaşanacağına inanmıyoruz.

Türkiye şartlarında bu sorunları yaşamış, bizim ekonomik düzeyimize göre başarılı olmuş şirketler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladılar. Bu şirketler belki dev değiller ama küçük ve orta boy işletmeler haline geldiler. Belkide Türkiye’de evden çalışma kısmı bu işin yurtdışında garaj kısmında geçen bölümünü oluşturuyor. Bu başarılı sayabileceğimiz internet siteleri kuruluşlarının belli bir bölümünde evden çalışmalarını sürdürüyorlar. Siz de kendi işinizi kurmak istiyorsanız şirketinizin kuruluşunda hatta ilerki zamanlarında evden çalışabiliyorsunuz. Evden çalışma denilince aslında aklımıza sabahları pijamalar ile bilgisayar başına geçmek ve akşam satın alanların sayısına bakmak, banka hesaplarını kontrol etmek ve kolay bir yaşam aklınıza geliyor olabilir. Internet ve evden çalışmak için hayal edilenler sanıldığı kadar kolay değil. Pijamanın rahatlığı yok. Internet üzerinde yeni bir site kurmak bunun üzerinden para kazanmak artık ilk günlerden de zor duruma geldi. İnternete bağlananların sayısı arttığı gibi rekabette hızla artıyor. Bunun yanı sıra başlangıç için koymanız gereken sermaye miktarı da bahsedilenler kadar düşük değil.



Evden çalışma denilince bir çoğumuzun aklına şu anda çalıştıkları işten ayrılarak evden, internet üzerinden yurtiçine, yurtdışına birşeyler satmak geliyor olabilir. Yabancı dergilerde evden çalışanlar konusunda o kadar çok yazı yazıldı ki bizlerin etkilenmemesi ve merak etmemesi düşünülemez. klımıza gelen diğer kavram ise yeni kuracağımız işin başlangınç noktasının ofis kurmak yerine ev olması geliyor. Yani güzel bir fikrimiz var ama yeni bir şirket kurup, ofis tutup yüksek masrafları ilk başta karşılayamacağımızı düşünüyorsak evden çalışmaya başlar büyürse ofise geçeriz fikri de bir çok girişimcide hakim olabilir. Bunun yanı sıra bir de kurumlarda çalışanların iş yerlerine gitmeden evlerinden günlük işlerini yürütmeleri de evden çalışma içine giriyor. Bu sayfada garajlarımızın olmaması sebebiyle girişimcilerin ilk aşamada evlerinden nasıl bir işe nasıl başlayabileceklerini ve bu fikiri nasıl başarılı hale getirebilecekleri anlatacağız.

Cuma, Mayıs 27, 2005

Türkiye’de Internet Kullanıcılarının Kişiselleştirme Haritaları

“Kişiselleştirme” hikayesini daha önce mutlaka duymuşsunuzdur. Internet’in hayatımıza hızla kattığı bir kavram “kişiselleştirme”. Son 5 yıldır sürekli bundan bahsediyoruz. Durup ne kadar kullanılıyor ve bize neler kazandırıyor diye düşündünüz mü?

“Kişiselleştirme” bize internet zamanında çok şeyler kazandıracaktı. Bize özel reklamlar, hizmetler, ürünler ve daha birçoğu bu sihirli kavram ile gelecekti. Peki gerçekten bu kadar büyülü bir etki yaptı mı? Neler kişiselleştiriliyor? Ne kadar kişiselleştiriliyor? Ve tabi tüm bunların sonuçları neler oluyor? Şimdiye kadar bu konu üzerine yurtdışında epey bir araştırma yapılmış Kişiselleştirme ve müşteri memnuniyeti hakkında positif ilişkiler bulunmuş. Ancak kişiselleştirme konusunda hala bazı soru işaretleri yok değil.

Türkiye’deki internet kullanıcıları ile yapılmış ve yakın bir zamanda Sorbonne Üniversite’sinde Master projesi olarak sunulacak tez bize çok ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Kişiselleştirme ve demografik özellikleri kıyaslıyan bu çalışma erkekler ile kadınların kişiselleştirme haritasının yanı sıra, eğitimi, medeni durum, yaş gibi diğer değişkenleri de kişiselleştirmeyi etkileyen faktörler olarak inceliyor. Şimdi ntvmsnbc.com sitesinde yanda yer alan kategorilerin hangisini kadınlar hangisini erkekler daha çok seçiyor bunu aşağıdaki haritadan okumak mümkün.

Grafik 1: Kadın ve erkeklerin seçtikleri kategori haritası

Grafiğin büyütülmüş hali için tıklayın

Harita iki eksenden oluşuyor. Yatay eksen erkekleri, dikey eksen kadınların seçtikleri kategorilerin yüzdesini gösteriyor. Yatay eksen ve dikey eksen birbirlerini ortalama noktalarında kesiyor. Erkeklerin toplam 18 kategoriden % 48 ‘ni kişiselleştirdikleri kadınların ise % 50’sini kişiselleştirdikleri görülüyor. Diğer bir ifade ile kendilerine seçmeleri için sunulan 18 kategoriden ortalama olarak kadınlar 9, erkekler 8,5 kategoriyi kişiselleştiriyorlar.

Harita toplam 4 bölgeden oluşuyor. I’nci bölge sol üst köşede yer alıyor. Kadınların ortalama olarak seçtikleri kategorilerin üstünde, erkeklerin ortalamalarının ise altında yer alan kategorileri gösteriyor. Yani kadınların ilgilerinin erkeklerden daha fazla olduğu bir bölge. Kadınları erkeklerden ayıran kategoriler burada yer alıyor. III’ncü bölge ise bu anlatılanların tam tersi olarak erkeklerin kadınlardan farklı olarak seçtikleri kategorileri bizlere gösteriyor. Erkeklerin seçtikleri onlara özel kategoriler olarak III’ncü bölgeyi incelemek mümkün. Geriye kalan II ve IV kısım erkek ve kadınların ortak bölgelerini gösteriyor. II’nci bölge kadın ver erkeklerin ortak olarak ortalamalarının üzerinde yer alan kategorileri, IV’ncü bölge ise ortak olarak daha az ilgi çeken kategorileri harita üzerinde gösteriyor. Aşağıdaki tablo haritayı bize daha kolay okumamızı sağlayabilir.

Tablo 1 : Kadın ve erkeklerin seçtikleri kategoriler


Kadınların erkeklerden farklı olarak seçtikleri kategorileri haritadan inceleyelim. Unutmadan bu kategoriler her iki cinsiyetinde kendilerine kategori seçme fırsatı verildiğinde seçtikleri kategorileri gösteriyor. Çalışma seçtikleri kategorilerin ne kadar okunduğunu ise bir sonraki aşamada inceliyor. Kadınlar erkeklerden farklı olarak Sinema & Tiyatro, Kitap, Yaşam, Sağlık, Magazin, Kültür & Sanat kategorilerini kişiselleştiriyorlar. Erkekler ise kadınlardan farklı olarak 3 kategoriyi seçiyor. Para Piyasası, Teknoloji ve Spor. Spor kategorisi diğerlerinden farklı olarak uçta yer alarak açık bir farklılık sergiliyor. II bölgeyi, ortak olarak ortalamaların üzerinde olan kategorileri inceleyecek olursak Türkiye gündemi her iki cinsiyetinde açık ara en fazla kişiselleştirilen bölüm oluyor. Dünya, ekonomi, MP3 ve müzik kategoriside diğer ortak kategoriler. IV bölge de yer alan yazarlar, televizyon programları, internet adresleri, elektronik ticaret ve hukuk kategorileri kadınların ve erkeklerin daha az seçtikleri olarak karşımıza çıkıyor. Elektronik ticaret kategorisinin erkeklerin % 44 ü, kadınların % 27 si ile en az seçilen bir kategori olması ilgi çeken diğer bir nokta. Çalışmanın diğer bir ilginç bir bölümü ise evli erkekler ve evli kadınların seçtikleri kategorileri gösterdiği harita. Evli kadınlar yukardaki istatistiklerden farklı olarak Para Piyasasını daha fazla seçiyorlar ve para piyasası ortak bölgeye doğru kayıyor. Bunun yanı sıra Müzik ve MP3 kategorisi ortak ilgi alanından çıkarak, IV’ncü bölgeye yani her ikisininde daha az ilgilendikleri kategoriler kısmına giriyor. Diğer bir farklılık ise evli kadınlar Sinema ve Tiyatro kategorisini daha az seçiyorlar, Sağlık kategorisi ise daha fazla seçiliyor. Her iki kategoride I’nci bölgede yer almaya devam ediyor ancak aralarındaki sıralama değişiyor.

Erkek ve kadınlar dışında incelenen diğer bir demografik değişken ise medeni durum. Evliler ile bekarların kişiselleştirdikleri kategorilerde bize çok şey anlatıyor. Grafik 2 bize yukardaki harita için anlatılanların ışığında incelenebilir. Evliler ve bekarların kişiselleştirdikleri kategoriler harita üzerinde görüldüğü gibi kadınlar ve erkeklerdeki gibi dağınık değil. Aralarında ilişki daha fazla.

Grafik 2 : Evli ve bekarların seçtikleri kategorler haritası

Grafiğin büyütülmüş hali için tıklayın

Bekarların evlilerden farklı olarak kişiselleştirdikleri kategoriler Kitap, Müzik & MP3 ve Sinema & tiyatro. Evliler ise sağlık ve para piyasası kategorilerini bekarlardan farklı olarak seçiyorlar. II’nci ve IV’ncü bölgeleri inceleyerek ortak olarak seçilen ve ilgi alanlarının dışında olan diğer kategorileri de görmek mümkün. Evli ve bekar olmak yaş ile yakından ilgili olduğu için seçilen kategorilerin bunlarla bağlantısı olduğu düşünülebilir. Evliler ortlama 8,9 kategoriyi, bekarlar 8,6, boşanmış ve dullar 7,7 kategoriyi kişiselleştiriyorlar. (Toplam 18 kategori arasından seçim yaptıklarını hatırlatalım) Boşanmış olanlar evli ve bekarlardan farklı olarak hukuk kategorisini daha yüksek bir sıralamada seçiyorlar.

Çalışmanın diğer bir kısmında, araştırmaya katılanlar yaş gruplarına göre ayırarak ortalama olarak kişiselleştirdikleri kategorilere göre grafiğe yansıyor. Grafik 3’ü inceleyecek olursak yaş arttıkça ortalama olarak kişiselleştirilen kategori sayısı azalıyor. Eğitim durumlarına göre ise eğitim seviyesi arttıkça kişiselleştirilen kategori saysısı artmakta.

Grafik 3: Yaş ve Eğitime göre kişiselleştirme ortalamaları

Grafiğin büyütülmüş hali için tıklayın

Çalışma diğer istatistiklerle devam ediyor. Bu yazıya sadece çok ilginç olanları koyabildim. Özetle kadınlar ve erkekler arasında kişiselleştirdikleri kategoriler arasında bir ilişki yok, ancak evliler ile bekarlar arasında bu kadar açık bir ilişkisizlik yok. Bunun yanı sıra okuyucular yaşlandıkça kişiselleştirdikleri ortalama kategori sayısı azalıyor. Eğitim durumlarına göre’de eğitim seviyesi arttıkça kişiselleştirme artıyor.

Bu çalışmanın sonucu Türkiye’de internet kullananları çok yakından incelediği için ilgi çekici geldi. Internet üzerinde pazarlama yapanların, internet içeriği ve elektronik ticaret ile uğraşanların yakından ilgileneceklerini düşünüyorum.

Perşembe, Mayıs 26, 2005

Şimdi başlayın.

Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.
Şimdi başlayın.
Goethe

Çarşamba, Mayıs 25, 2005


Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin
Başarmak ister ama başaramayacağını sanırsan,
hiç şüphen olmasın, başaramazsın
Harpte muhabereleri kazananlar,
her zaman daha güçlüler veya
daha hızlı koşanlar değildir
Er veya geç, başarmış bir kimse
başaracağına inanmış bir insandır.
Anonim

Pazartesi, Mayıs 23, 2005

Damlayan su taşı deler. Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. Latin Atasözü


Evden çalışma denilince bir çoğumuzun aklına şu anda çalıştıkları işten ayrılarak evden, internet üzerinden yurtiçine, yurtdışına birşeyler satmak geliyor olabilir. Yabancı dergilerde evden çalışanlar konusunda o kadar çok yazı yazıldı ki bizlerin etkilenmemesi ve merak etmemesi düşünülemez. Evden çalışma denilince aklımıza gelen diğer kavram ise yeni kuracağımız işin başlangınç noktasının ofis kurmak yerine ev olması geliyor. Yani güzel bir fikrimiz var ama yeni bir şirket kurup, ofis tutup yüksek masrafları ilk başta karşılayamacağımızı düşünüyorsak evden çalışmaya başlar büyürse ofise geçeriz fikri de bir çok girişimcide hakim olabilir. Bunun yanı sıra bir de kurumlarda çalışanların iş yerlerine gitmeden evlerinden günlük işlerini yürütmeleri de evden çalışma içine giriyor. Burada garajlarımızın olmaması sebebiyle girişimcilerin ilk aşamada evlerinden nasıl bir işe nasıl başlayabileceklerini ve bu fikiri nasıl başarılı hale getirebilecekleri anlatacağız.


Yakın arkadaşım Kerim’in eşi Ayça doğum yaptıktan sonra evden çalışabileceği bir internet fikrini başlattı. Yeni doğan bebeklere gönderilebilecek hediye sepetlerini kendisi evde yapmaya ve bunları ilkhediyem.com sitesi üzerinden satmaya başladı. İlk önce sitenin adını minigift.com yapmışlardı. Karşılıklı konuşmalarımızdan sonra çok geç olmadan site isimlerini ilkhediyem olarak değiştirdiler. İlk başta site çok basit bir iki ürünle başladı, zamanla ağızdan ağıza yayılmaya başladı. Ayça bu sırada hep evden çalıştı. Zaman zaman Kerim’in ofisini de kullansa da esas mekanı evi, minik Eren’in yanıydı. Ayça’nın başladığında internet bilgisi çok fazla değildi zamanla bunu da geliştirdi. Site üzerinden satış yapmak için kredi kartı yerine telefon ile siparişleri alıyordu. Bu müşterilerin daha kolayına gidiyordu. Daha sonra bir adım daha atarak Garanti bankasının elektronik ticaret mağazalarından kiraladı. Hem sitesinden hem de buradan satışlarına devam ediyor. Satış rakamları bugün için binlerce adet değil ama yavaş yavaş büyüyor, işini sürekli geliştirmeye çalışıyor. Internet üzerinde nasıl büyüyebileceğini öğreniyor, özel günlerde kampanyalar yapıyor. Müşterilerine çok özen gösteriyor. Çünkü yeni satışlarının büyük bir kısmı eski müşterilerinin tavsiyesi ile gerçekleşiyor

Diğer bir evden çalışma öyküsü de bebekveanne.com sitesi. Bugün için istediği geliri elde edemese de sürekliliği sağladığında onuda başaracağı kesin gözüküyor.