Pazartesi, Ekim 29, 2007

Bilgi boşluğu ve yeni iş modelleri

Dünyanın bilgisayar ağı ile çevrilmesinden önce bilginin akışında mesafe boşluğu vardı. Bir yeniliğin bulunması ve diğer bir ülke ile paylaşılması mesafenin uzaklığına göre zaman alıyordu. Almanya'da yaşanan bir pazarlama modeli veya yeni bir ürünün Türkiye'ye gelmesi orada yaşayan Türkler vasıtasıyla oluyordu. Amerika'daki bir yenilik ise daha uzun sürede ülkede yaygınlaşıyordu. Bu mesafe boşluğu bir çok girişimci için arbitraj imkanı doğruyordu. Diğer ülkelerde olan fakat kendi ülkesinde olmayan yeni ürünleri çok daha karlı pazarlama imkanı veriyordu. Buna kısace "mesafe boşluğu" diyebiliriz.

İnternetin yaygınlaşması, lojistik sektörünün gelişmesi "mesafe boşluğunu" oldukça azaltmıştır. Diğer ülkede çıkan yeni bir ürünü aynı gün satın almak mümkün hale gelmiştir. Hala %100 başarılı olmasada 20 yıl önceki duruma kıyasla bu boşluk kapanmıştır.

İnsanoğlunun binlerce yıllık bilgi birikimi son 10 yılda İnternet ağına aktarıldığında önümüzde mesafe boşluğundan farklı olarak "bilgi boşluğu" ortaya çıkmıştır. Artı dünyanın her yerine bilgisayarlarla ulaşmak mümkün iken milyarlaca sayfa ve trilyonlarca veri arasında haberdar olmadaığımız veya hiç okumayacağımız bilgi birikimi doğmuştur.

Ortalama bir internet kullanıcısının günde 5-7 sayfa arasında gezinti yaptığını, 10 haber okuduğunu öngörelim. Örnek olarak Türkiye'de gün içinde üretilen haber sayısı 1.000'nin üzerinde olduğunu varsayalım. Okunmayan 990 haber. Bunun yanı sıra sektörel gelişmeleri ve yayınlanan yabancı haber ve makeleleride işin içine katalım. Binlerce veri, bilgi, enformasyon ve kısıtlı bir 24 saat. 24 saat potansiyel bir süre. Bunun 8 saatini uykuya, 8 saatini yol, sohbet, yemek, vb gibi günlük aktivitelere ayıralım. Elimizde kullancağımız 8 brüt saat var. Bu kısıtlı zaman dilimi içinde üretilen bu bilgi yumağı içinde hangi bilgiye öncelik vereceğimiz bizim elimizde, ancak ilgilendiğimiz konu hakkında 8 saat içinde bitiremeyeceğimiz bir veri seti karşımızda.

İşte bu büyük bir "bilgi boşluğu" kavramını ortaya çıkarmaktadır. Her boşluk bir arbitraj imkanı doğurur. Eğer siz bu boşluğu düzgün bir biçimde doldurabiliyorsanız başarılı bir iş modeli geliştirebilirsiniz.

Perşembe, Ekim 25, 2007

Haber, porno, tatil

Türkiye'de İnternet kullanım istatistiklerine yönelik bir çok rakam açıklanmaktadır. Bunlardan en ilgi çekeni Türk insanın İnternet'te en çok ne aradığı olur. Gazeteler "seks"in çekiciliğini ve okutma üzerindeki etkisini düşünerek bu haberlerde hep Türk İnternet kullanıcısının İnternet'i sadece bu amaç için kullandığını ileri sürerek Google ne zaman bunu basın bülteni olarak yayınlasa hemen haber yaparlar.

Google trends google üzerinde yapılan aramaların hacimlerini bize eğilim analizi olarak Google trends sayfasında göstermekte. Bu veriler eğer doğru kullanılırsa çok bilgi içeriyor. Türkiye'nin İnternet gelişimini ve büyüme istatistiklerini buradan takip etmek mümkün.

Yıllara göre tatil ile ilgili sorgulamarın nasıl geliştiğine bakalım. Grafikteki renkler aşağıdaki kelimelerin 2004 yılından 2007 yılına kadar ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bu sorgu tüm dünyada yapılmış olan aramaları gösteriyor, dolayısı ile "otel" kelimesinin diğer dillerdeki etkisinide düşünmek gerekli.



tatil otel pansiyon deniz


Tatil kelimesinin sadece Türkiye'den yapılmış
olan arama sonuçlarına bakarsak yıllara göre
gelişmede bir gerileme olduğunu görüyoruz. Birçok sebebi olabilir. İnternet kullanıcıları gelişiyor olabilir tek kelime dışında arama yapıyor olabilirler, ekonomik koşullardan dolayı tatile olan ilgi düşmüş olabilir.

Tatil kelimesini dünyadaki tüm sorgu sonuçlarını inceleyecek olursak yıllara göre bir artış sözkonusu. Bu bize Türkiyedeki İnternet'in büyüme eğiliminide gösteriyor olabilir. Büyümenin bu kelime ile ilişkili olduğunu düşünürsek 2007 yılında geçmiş yıllara göre bir yavaşlama olduğu görülmektedir. Sadece "tatil" kelimesine takılmayıp başka kelimelerinde eğilimlerini inceledim.









haber oyun seks tatil

kelimelerinin karşılaştırmalı analizinde oyun kelimesinin yıllara göre gelişimi önemlidir. Haber ve seks kelimesi arasındaki ilişki çok ilgi çekicidir. Tatil kelimesi bu sorgu hacimlerinin yanında çok daha düşük kalmaktadır.

Bu arada google'da Türk İnternet kullanıcılarının en çok "seks" içerikli aramalar yaptığının veya dünyadaki karşılaştırmalı istatistiklerde en yüksek çıkıyoruz, ancak Google trends sayfasında Türkiye'den yapılmış arama kelimelerinde haber
"porno" kelimesini artık hacim olarak yakalamıştır.




haber seks porno erotik

İnternet kullanımında bilinçlenme ve kullanıcıların internet eğitimi son yıl içinde artmıştır. Bu çok sevindirici bir haberdir. 2007 yılında haber ağırlık bir hayatımızın olduğu iddiası çok gerçekçi olmaz, eğilim 2006 yılından itibaren artışa geçmiştir.

Eğilimler bizim aynamızdır. Takip etmeye devam edelim.

Çarşamba, Ekim 24, 2007

Peki Web 2.0 bize hazır mı?

Web 2.0 ikinci nesil internet hizmetleri ve web tabanlı sosyal topluluklar olarak algılanmaktadır. Sosyal ağ siteleri, wiki servisleri ve folksonomy servisleri bunlara örnek olabilir. Tüm bu bahsedilenlerin ortak noktası kullanıcılar arasında işbirliği ve paylaşımın sağlanmasının amaçlanmasıdır. Web 2.0 kavrami ilk olarak Tim O'Reilly tarafından 2004 yılında ortaya konulmuştur. O'Reilly'ye göre web 2.0 bilgisayar sektöründe bir yeni iş devrimidir. Ticari başarı için internetin bir iş platformu olarak kabul edilmesi ve ilgili girişimlerin yapılmasına imkan vermesidir.

Aslına bakacak olursanız ortaya konulan tüm değişkenler internetin kuruluşundan bu yana genlerinde olmasına rağmen o tarihten bu makalede söz edilen maddeleri taşıyan iş modelleri web 2.0 olarak adlandırılmaktadır.

Peki biz 2004'te yazılmış olan bu makale çerçevesinde ve 1990 ların ikinci yarısından bu yana ticarileşmiş internetin kullanıcıları olarak bu iş modeline hazırmıyız?

Türkiye'de internetin gelişmesi son 2-3 yıl içinde hızlanmıştır. Son yıllarda kullanıcı sayısı yüksek hızlı internetin hayatımıza girmesi ile daha da artmıştır. istatistiklerimizde farklılıklar olmasına rağmen Türkiye'deki 2007 yılında toplam kullanıcı sayısını 15-20 milyon arasında kabul edebiliriz. Bu rakamın bu kadar geniş olmasının sebebi yapılmış olan çalışmalar arasında gerçekten büyük farklılıklar olmasındandır.

İnternet ülkemizde 1990 ların ikinci yarısından bu yana kullanılmaktadır. 1998 den bu yana düzenlenen internet haftasının 2007 Nisan ayında 10ncusu düzenlenmiştir. Yani Türkiye'de etkin olarak internetin 10 yıldır bulunduğunu söylememiz mümkün olabilir ancak kullanıcıların ağırlıklı kullanım yaşlarını hesaplayacak olursak bu hesaplamalarıma göre 2-3'ü geçmeyecektir. Önümüzde 2-3 yaşında internet kullanım eğitimi olan ve gerçek eğitim seviyesi göreceli olarak düşük bir 15-20 milyon kullanıcıdan bahsediyoruz. Elimizdeki hamur 2007 yılının kesitinde budur.

Şimdi web 2.0 kavramı altında yatan uygulamalara bir göz gezdirelim. Sosyal yerimleri, wikiler, podcastler, rss beslemleri, bloglar, sosyal paylaşımlı ağlar, etiketleme ağları, katılımlı içerik üretimi, açık kod. Tüm bu uygulamaların ortak noktası kullanıcının etkin katılımına dayanmaktadır. İnternet kullanıcısı içerik üretmeye, tüketici olmaktan paylaşımcı olmaya başlaması esas olmaktadır.

Türkiye'de bu kavramın en basit anlamda uygulanması gazetelerin internet sitelerinde haberlerin altına yazılan okuyucu yorumları olarak değerlendirilebilir. Seviyemiz oradan başlamaktadır. Daha karmaşık modeller sosyomat, bildirgeç, blograzzi, blogcu, izlesene olabilir. Tüm bu içerik üretimindeki ortak sorun ağırlıklı yaş olarak çok genç olan kullanıcıların kopyala yapıştırın ötesine geçmekte zorlanması, interneti gerçek değil "sanal" bir şey olarak kabul etmeleri, yasalara aykırı olarak içerik üretimi ve katkı seviyesinin düşük olmasıdır.

Katma değer yaratmak için çalışmak ve üretim yapmamız gerekmektedir. Türk insanın yaratıcı zekasının olmasına rağmen Youtube üzerinde gördüğümüz yabancı internet kullanıcıları kadar bile yaratıcı video içeriği ortaya çıkartamamız, küfürlerin havada uçuşması, seks konusundaki takıntılarımız, fikirlerimizi düzgün ifade edemememiz henüz toplumun web 2.0 kavramına hazır olmadığını düşündürmektedir.

Toplumumuz hazır değildir, ya yasalarımız bu konuya hazırmıdır. Bu konuda koskocaman bir "hayır" demek gerekiyor. Acil olarak hukukçularımızın bu gerçek platform hakkında eğitime ihtiyaçları vardır. Tüm avukatlar, savcılar, hakimler internet konusunda zorunlu eğitime tabi tutulmalıdır. Hukuk fakültelerinde ders programlarına internet konusu acil olarak konulmalıdır. İnternetin "sanal" olmadığı ve yaşantımızı etkilediği ve "gerçek" olan ne varsa bu platformda olduğu gerçeği hızla geniş kabul görmelidir. Reklamcıların ağızlarına doladıkları "sanal" kavramı tüm herkesin bilinç altına işlemiştir.

Fazla uzatmadan kısaca insanımız maalesef web 2.0 a hazır değildir, yasalarımız hazır değildir, şirketler hala interneti broşür ilersinde görememektedirler. 10 yılda tüm ülkeyi baştan başa demir yolu ile döşeyen bu ülke için bu kadar süre içinde teknolojik bir alanda geldiğimiz nokta gerçekten içler acısıdır.

Perşembe, Ekim 04, 2007

Cebit mi dediniz?
Cebit'e mi? Bir daha mı?