Salı, Aralık 18, 2007

Google'dan istenmeyen cache sayfalarını nasıl silersiniz?

Google'un "cache" sayfaları sizin de derdiniz olabilir. Sitenizde yayınladığınız bir sayfa güncelliğini yitirmiş olabilir, içerik değiştirilmiş olabilir veya üyeniz google'da yer almaktan hoşnut olmayabilir. Siz kendi veri tabanlarınızdan bu sayfaları kaldırsanız dahi google bu syafayı bir kere cache'ine koyduysa uzun bir süre sıkıntı yaşanabilir. Cache sayfaları dışında eğer sitenizde bir sayfa yayından kalktıysa buna rağmen halen google arama sayfalarında bu sayfa çıkıyorsa sorun yaratıyor olabilir. Bu sorunu google webmaster sayfalarından çözebilirsiniz. Nasıl mı?

1. Google Wemasters Tools sayfasına girin
2. İnternet sayfanızı ekleyin
3. Sayfanızı google'in verdiği kod veya diğer yönetmlerle doğrulayın
4. İlgili sayfanızın menüsüne girin, sol tarafta overview ile başlayan menünün sonunda "tools" kısmını göreceksiniz
5. Tools altında Remove URLs seçeneğini göreceksiniz. Bu seçeneği kullanarak isterseniz cache'i sayfayı isterseniz sayfanın aslını isterseniz sitenizi google arama motorundan kaldırabilirsiniz.

Google siz isteğinizi ilettikten sonra kaldırmak istediğiniz sayfaları sıraya almakta, eğer kurallarına uygun şekilde ise siteden kaldırıyor. Bekleme zamanları konusunda "faq" sayfasında uzun süreler belirtsede google arama sonuçlarından kaldırması saatler sürüyor. Üzerinizden epey yükü kaldırabilir. Özellikle amatör kullanıcı ve üyelerin başınızı sürekli ağrıtmasını engelleyebilir.

Google webmasters tools sayfası

Pazartesi, Aralık 10, 2007

Youtube, Google ve Flickr'a yasak gelecek mi?

Artık elimizde çok güzel bir internet engelleme kanunumuz var. Bu yasalaşan kanuna duyarsız kalmaya çalıştım ama dayanamadım. Özellikle Cumartesi günü düzenlenen webseminerleri'de Avukat Gökhan Ahi'nin konuşması üzerine uzun süredir beklettiğim yazımı yayınlayayım dedim.

Geçen sene İnternet Medyası Derneği Yönetim kurulu olarak özel bir toplantıda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ı ağırlamıştık. O dönemde gündem "çocuk pornosu" üzerine yoğunlaşmıştı ve kamuoyu hükümetten bu konuda bir şeyler yapmasını bekliyordu. Toplantıda edindiğim izlenim Ulaştırma bakanının internet konusunda danışmanları tarafından çevrilmiş olduğudur. Eğer sorun "çocuk pornosu" ise sadece o konu üzerinde bir düzenleme yaparsınız ama sorun bu değilse ve bunu ön plana çıkartarak internet üzerinde kısıtlamalara gitmek istiyorsanız hükümetin yaptığı gibi yaparsınız.

Zaman gazetesinde çıkan habere göre "İnternette sıkı yönetim dönemi başladı"
Buna göre, "İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama ile Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunu'nda yer alan suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlara" erişimin engellenmesi bugün itibariyle başlıyor.
Haberin adresi:

Ntvmsnbc.com "Denetim mi, sansür mü?" şeklinde yazmış
Avukat İlkiz’e göre; artık internette Telekomünikasyon Kurulu üyelerinin dünya görüşü geçerli. Üyelerin ‘zararlı’ bulduğu yayınlar kesilecek ve bu açıkça sansür. Kurul Başkanı Acarer ise “Bizim kanaatimiz değil, uluslararası kriterler esas olacak” diyor.
Haberin adresi

Diğer haber kaynaklarından habere farklı bakışları sadece sıralıyorum
Sabah: İnternette sıkıyönetim

Nethaber: İnternette sakıncalı sitelere erişim engeli BUGÜN başladı.. İhbar etmek isteyenler için adres de bu: info@tk.gov.tr

İnternethaber: Zararlı sitelere yasak

Haberturk: İnternet kullanıcıları dikkat


Şimdi anlamak istiyorum; "sağlık için tehlikeli madde temini" ne demek? Sigara sağlık için tehlikeli midir? Puro tehlikeli midir? Tehlikeli maddelerin listesi nerededir? Gerçekten sigara tehlikeli değil mi? paketlerin üzerinde öldürdüğü yazıyor. Alkol tehlikeli midir? Webseminerleri'de Av.Gökhan Ahi soruyu cevapladı. Sigara ve alkol devlet gözetiminde izin verildiği için sağlığa zararlı kapsamına girmiyor.

"Müstehcenlik" nerede başlıyor nerede bitiyor? Hürriyet, Milliyet, Vatan ve diğer gazetelerin güzel galerileri müstehcen midir? Youtube'da "sexy dance" diye yazdığımızda gelen videolar müstehcen midir? veya Google'da resim arama bölümünde "blow job" yazdığınızda önünüze hiç bir sansür olmadan gelen resimler müstehcen midir? Bu konu webseminerleri'de yine tartışıldı. Müstehcenlik ülkeden ülkeye farklılaşabileceği gibi ülke içinde bölgesel farklılıklar da gösterebileceği üzerinde duruldu. Etiler'de müstehcen olmayan bir mini etek, Bağcılar'da müstehcen sayılabilir. Gazete bayilerinde satılan dergi gazeteler içinde yer alan resimler bize müstehcenlik konusunda yol gösterici olabilir.

Kurul Başkanı Tayfun Acarer ise “Bizim kanaatimiz değil, uluslararası kriterler esas olacak” diyor. Bu konuda oluşturulmuş olan uluslararası kriterler nelerdir? Bu kriterleri "Playboy" mu "Hustler" mı hazırlıyor? Hangi uluslararası kuruluş "müstehcen" kriterini oluşturuyor. Ekranları naylon torba ile mi kapatacağız?

Google resim arama kısmına girin ve İngilizce müstehcen kelimelerle arama yapın gelen resimlerden dolayı google'un kapatılmasını istiyorum. Daha neler istiyorum neler? Youtube'da yer alan videolar sebebiye Youtube'un, Metacafe'nin, arama sonuçlarından dolayı yahoo, msn'in, aol'nın, Almanya'dan yayın yapan bilumum sitenin kapatılmasını istiyorum. Bunların adreslerini hergün size gönderiyor olacağım. Bilgi alma hakkımı kullanarak hergün sizlere dilekçe ile başvuruyor olacağım.

Dünyada üzerinde milyarlaca sayfa var ve her ay milyonlarcası bu sayfalara katılıyor. Elle bu siteleri nasıl yasaklayacaksınız? Kullanacağınız hangi akıllı program vardır? Bu programı kim yazmıştır? Eğer böyle bir yazılım varsa lütfen kamuoyuna açıklayınız.

Yasa'da yer alan "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunu'nda yer alan suçları oluşturduğu hususunda" kısmı için lütfen google'da veya youtube üzerinde bir arama yapın sayısını bilmediğim kadar sayfa bulabileceksiniz. Şimdi soruyorum bu arama sonuçlarını bize getiren "Google" suçlu olmayacak mı? Bu sayfalara gitmemize aracı olan arama motorlarının suçu yok mudur? Neden veri tabanlarında bu siteleri tutuyorlar? Onlar da suçludur. Türkiye'de faaliyet göstermek gerekiyorsa bizim yasalarımıza uymaları gereklidir. Yoksa sadece Türkiye sınırları içindeki şirketler için mi geçerli bu kanun? Youtube bu videoları gösterdiği için kapatılmayacak mı? Gücünüz sadece küçük sitelere mi yetecek? Ben ihbar ediyorum buradan hadi bakalım kapatabilecek misiniz?

Şimdi konuyu dağıtmadan toparlayayım. Eğer hedefiniz "çocuk pornosu" ise bu konuda bir yasa çıkartırsınız. Eyvallah başımızın üstünde yeriniz olur. Yok eğer İnternet'te beğenmediğiniz sitelere sansür için alt yapı hazırlıyorsanız işte bu kanunu yürürlüğe sokarsınız. Bu bu kadar basittir. Kanunda muhlak bir çok nokta vardır. Açık değildir ve uluslararası kriterler belli değildir. İsteyen istediği şekilde yorumlar. Milyarlaca sayfa içinde kullanıcıların bildirecekleri her sayfayı tek tek kapatmanız mümkün değildir. Bu sitelerin kapatılmasında da gücünüz ancak küçük sitelere geçebilir. Buyrun kapatın Google'ı, Youtube'u, Yahoo'yu ? Yapabilecek misiniz?

Hükümetin internet konusunda hiç bir planı ve vizyonu yoktur. Bu açıklıkla ortadadır. Bilgi devrimi yaşadığımızı başınıza tuğla düştüğünde mi anlayacaksınız? Ebay ile Google'ın pazar değerlerini toplayın sonra IMKB'nin piyasa değeri ile karşılaştırın. İşte bu devirde yaşıyoruz. Boş laflar etmeden, sansürcü bir zihniyet ile hareket etmeden karar alın sizi sonuna kadar destekleyelim.

Kaç haftadır Wordpress kapalı kaldı. Bu utanç Türkiye'nin üzerinde dururken siz hala yeni siteleri kapatmaktan bahsediyorsunuz. Önümüzdeki dönemde sansür artacaktır. Kimse kimseye dert anlatamayacaktır. Burada mahkeme kararı olmadan bir "Kurul" un siteleri durduracağını hatırlatmak istiyorum. Bir kurumun ağzı arasındaki bir internete hoşgeldiniz diyorum. Hepimize hayırlı uğurlu olsun diyerek, bu kurdeleyi kesiyorum.

"Yanlışı gören ve önlemek için elini uzatmayan insan, yanlışı yapan kadar suçludur"

Salı, Aralık 04, 2007

ADSL 4 Mb hızı her yerde destekliyor mu?

Yazıya başlamadan önce Türk Telekom özelleştirildikten sonra hizmet hem internet hem de telefon servisi kalitesinde yükselme olduğunu gördüğümü açıklıkla ifade etmem lazım. Bunun yanı sıra Üsküdar Telekom müdürlüğünden sorun sonrasında arayıp özür dilemelerini taktirle karşıladım. Çalışan arkadaşların samimiyetlerinden hiç şüphem yok ancak küçük hatalar silsilesi ve süreçlerin düzgün işlememesi aşağıda yazdığım ızdırap verici günlere sebep oldu. Grev sona erdiği için 1,5 ay önce yaşadığım olayları şimdi aktarmak istiyorum. Tembellik yapmadım tüm konuşmaları tek tek not ettim.

Sorun ttnet'in her yerde 4 mb'lik hızı desteklememesine rağmen bunu sanki her yerde bunu verebildiğini sunduğu gibi göstermesidir. Bazı hane ve iş yerleri santrallara uzak olduğu için 4 mb hızla internete bağlanamıyor ve sürekli kesinti yaşıyor. Otomatik olarak yükselttikleri için sorunun nereden kaynaklandığını anlamak günler alabiliyor.

Bunun yanı sıra ttnet'in resmi internet sayfası ttnet.net.tr diğer adres olan ttnet.com.tr girişimci Türk şirketleri tarafından kapılmış durumda. Ttnet'in bu konuya el atamaması başka bir yazı konusu.

Şimdi size 1-1,5 ay önce yaşadığım sorunun metinlerini sunuyorum. Bunu yazmak için grevin bitmesini bekledim. Soruna herhangi bir şekilde müdahil olmak istemiyordum.

(yazı yayın tarihinden 1,5 ay öncesine aittir)
Konuya hemen giriyorum son 5 gündür internete bağlanamıyorum, yaşadığım maceralı günleri size özetledim.

Cuma sabahı hemen 444 0 375'e sarıldım. 10 haneli hizmet numaramı tuşlamamın anlamı hiç anlayamadım. Çünkü karşıma çıkan gençler tekrar 10 haneli hizmet numaramı sordular. Birinci aramamım sonucunda çok ümitliydim. Çıkan sanki o zaman bana ilgiymiş gibi gelmişti.

- Arıza kaydınızı aldım. Ekiplerimiz çalışmaya başlayacaklar. Sizi arayacaklar dedi.

Bir kaç saat içinde telefon aldım. Sevindim ne kadar çabuk duruma müdehale ettiler. Bravo. İşte özelleştirmenin faydaları diye düşünmekte iken laubali bir ses beni kendime getirdi.

- Alooooov ... Modeminis çalışmıyoomu...

Arkadan yüksek sesle oyun havaları çalan sanki tekstil atölyesi gibi bir yerden arandığım hissine kapıldım. Ağzında sakız çiğneyen veya çiğnermiş gibi konuşan. Zannımca kirli sakallı eski bir elektrikçi konuşma tarzı olan kişi devam etti

- Modeem diyoorum... Çalışmıyoomuşş. Ahha görüyorum baenn hata mata yook ..
- Arkadaki müzik sesini kapatsanız
- Hata mözik seesiyle ilgili deeil kardaşım
- Yahuu sizi duyamıyorum. Müzik sesini kapatsanız ne diyorsunuz belki anlayacağım.
- Haah kapattım. Arıza möüzik saesiyle ilgili deildir.
- Evet ne yapacağız. Hala internet bağlantısı yok.
- Bakaacaız.

Çat. Telefon görüşmesi budur kapandı. Kendime geldim suratıma soğuk su serpildi. Uyanıverdim birden. Sonra bir kaç saat daha bekledim. Arayan soran yok. İşe gittim. Bütün gün bu sorun için evde beklemeyeceğim heralde dedim. Yanıma da eski faturamı aldım ki 10 haneli hizmet numaramı iş yerinden telefon edersem tuşlayabileyim.

Eve gelmeden önce eşime telefonla 444 0 375'i arattım. Durumun ne olduğunu öğrenmek istedim. Diğer telefonda ben diğer telefonda o ttnet müşteri hizmetleri ile konuşuyor. Ben ona diğer hattan talimat veriyorum sanıyorum derken teknik bilgisinin eksik olduğunu görüp onu Airties teknik servise yönlendirdiler. Sorun tabi biliyorum modemde felan değil. Neyse Airties teknik servisi ben gelene kadar eşim aradı. Gerekli ayarları telefonda görüştüler. Ben geldiğimde tekrar aradım, airties teknik servisi her iki seferinde de 10-15 dakika bekletti. Sonuçta oradaki yetkin kişiyle sorunun modemde değil telekomda olduğunu anladık.

Tekrar 444 0 375

- Alo. Benim hizmet numaram budur. İnternete giremiyoruz sabahtan bu yana.
- Bir dakika efendim kontrol ediyorum. .... Siz aranmışsınız. probleminiz çözülmüş efendim. Herhangi bir sorun gözükmüyor.

Yahu biraz insaf edin. Ne diye arayım herhangi bir sorun olmasa. Her seferinde oradaki genç suçsuz arkadaşlar papağan gibi bunu tekrarlıyorlar.

- Sevgili kardeşim. 4 ışıktan 3'ü yanıyor bir tanesi yanmıyor. IP adresi alamıyoruz.
- Efendim sizi saat 14 gibi aramışlar çıkmamışsınız. O sebeple sorun çözülmüş.

Böyle bir yetkileri ve sorunları bu şekilde çözme becerileri var. Örneğin siz bir sorun bıraktınız ve size geri ardıkları telefona çıkmadınız ya misal. Sorunu çözüldü şeklinde kapatabiliyorlar. Özelleştirildikten bu yana sorunları hızlı çözmek üzere süreçlerini değiştiren ttnet istatistiklerinde çözümlenmemiş sorunun olmaması için aniden problemleri kapatabiliyorlar. Bir ara kalite birimi diye bölüm sizi her sorun çözümünden sonra arayıp sorunun çözümlenip çözümlenmediği hakkında bilgi alıyordu. Eğer çözülmedi derseniz, sorun tekrar açılıyordu. Son bir kaç aramamda bu birimle de artık karşılaşmıyoruz. Belki çok arama oluyor diye süreç içinde bu bölümü kaldırmışlardır. Neyse efendim sonra ben hafif bir sinirlendim.

- Bakın dedim. Bana şunu mu demek istiyorsunuz "sorun yok internete giriyorum ve sizi buna rağmen arıyorum"
- Hayır efendim önümdeki bilgilere göre herşeyiniz tamam sorun gözükmüyor.

Birden sinirlendim bunun üzerine. Müşteri ile nasıl konuşmaları gerektiğini, soruna nasıl çözüm odaklı yaklaşmaları gerektiğini, karşılarında arkadaşları değil bir müşteri olduğunu yüksek ses tonuyla anlatmak zorunda kaldım.

- "Efendim bu durumda görüşmeyi sonlandırıyorum" dedi ve çat kapattı genç arkadaş.

Biraz nefeslenip tekrar 444 0 375. Bir başka birisine düştüm bu sefer. Daha sakin bir biçimde sorunu tekrar baştan anlatmaya başladım. Anlattım. Bir önceki arkadaşının yaptığı terbiyesizliği de anlattım. Neyse tam kızcağız arıza kaydınızı açıyorum derken

- Efendim arıza kaydınızı açamıyorum. Bulunduğunuz santralda çalışma gözüküyor
- Peki o zaman not alırmısın, bittiğinde aç arızamı.
- Efendim bu şekilde sistemimiz izin vermiyor. Tekrar aramanız gerekli
- Nasıl? Sizi her saat başı arayacak mıyım? Siz arıza bittiğinde beni ararsanız bu müşteri hizmetleri olur değil mi?
- Dışarı maalesef arama yapamıyoruz.
- Arıza kaydınız alamıyor musunuz not olarak?
- Efendim bu da kurallarımıza aykırı alamıyoruz.
- Nasıl çözümleyceğiz problemi?
- Tekrar arayacaksınız efendim. Santraldaki çalışma bitince tekrar arayın bizi
- Santraldaki çalışma ne zaman bitecek?
- Bilemiyoruz efendim
- Ben sizi ne zaman arayım
- Santraldaki çalışma bitince efendim
- Peki santraldaki çalışmanın ne zaman biteceğini bilmediğinizi söylediniz ne zaman arayacağımı ben ne zaman bileceğim?
- Önümüzde ne zaman biteceğine yönelik bir bilgi yok efendim.

Bu absürd konuşma uzadıkça uzadı. Sakinleşen sinir tellerim, tekrar güzel oyun havası çalmaya başladı. Bu sefer çok uzatmadan belli bir süre tekrar müşteri kavramını ve soruna çözüm odaklı yaklaşmanın ne güzel erdem olduğunu anlattım. O akşam internetin gelmeyeceğini anlayıp biraz sinirli bir gergin uyuduk.

Sabah erkenden tekrar 444 tuşladım. Bu sefer diğer arkadaşlardan öğrendiğim bilgiler neticesinde doğrudan konuya girdim.

- Hizmet numaram budur.
- Evet efendim sorununuz nedir?
- Santralda sorun çözümlendi mi?
- Sorununuz neydi efendim.
- İnternete giremiyorum dün sabahtan bu yana.
- Efendim sizi dün aramışlar. Sorununuzla ilgili olarak. Önümde görüyorum

Bu cümle sinir testi. Sınıyorlar sizi. Bakalım atlayacak mısınız? Dünden arkadaşlar hazırlıklı. Sanki birbirleriyle konuşmuşlar. "Var ya bir müşteri var bu cümleyi söyleyince birden sinirleniyor, bak dene gör" demişer birbirlerine. Yutarmıyım bu zokayı

- Hayır çözülmedi. Şunu söylermisin, sizin santraldaki çalışma bitti mi?
- Efendim önümde bağlı bulunduğunuz santralda bir çalışma görüyorum. Bu sebeple arıza kaydı oluşturamıyoruz.
- Peki teşekkür ederim.

Bu ve buna benzer konuşmaları Cumartesi günü belli saat aralıklarıyla farklı kişilerle tekrar tekrar yaptık. Arıza tüm gün çözümlenmedi. İşin ilginci Cuma günü aynı arıza olup olmadığını öğrenmek istediğimde geriye doğru kayıtlarının gözükmediğini sadece şu andakini görebildiklerini öğrendim. Yani Cuma günü bütün gün süren problem santraldan kaynaklanan bir hata da olabilirdi. Hep ümidim o yöndeydi.

Sanmayın ki bu aradaki görüşmelerimde sakin sakin karşıdaki gençlerin saçma sapan sorularına sakin sakin cevap veriyorum.Binlerce absürd konuşma geçiyor.

- Efendim sorununuz çözülmüş.
- Nasıl ben internete giremiyorum.
- Burada sizi Cuma günü aradıkları gözüküyor

...
...

- Santralinizde çalışma var efendim
- Ne zaman bitecek. Daha öncede vardı. Bu sorunumla ilgili mi?
- Önümde santralda çalışma olduğu bilgisi var efendim. Geçmişi bilemiyorum
- Peki ne yapacağız
- Bizi tekrar arayın efendim

...
...

- Neden arıza kaydımı açamıyorsunuz?
- Efendim sistem izin vermiyor
- Peki ben arıza kaydı bildirebilmek için neden tekrar arayım?
- Sistem izin vermiyor santralinizde çalışma gözüküyor
- Peki benim arızam çözümlenmeden neden bu sorunu kapattınız.
- Sizi aramışlar efendim
- Sorun arayınca çözülüyor mu? Yoksa arayıpta bulamayınca mı çözülüyor?

...
...

- 444 0 145
- 2003146 ile dial up olarak bağlanamıyorum bir hata var
- Efendim 146 da hata olmaz
- Bağlanamıyorum bu hata ile ilk defa ben mi karşılaşıyorum
- 146 dan bağlanma hatası olmaz efendim
- Peki siz neden orada duruyorsunuz, niçin ben arıyorum sizi

...
...

- 342 92 XX
- Telekom müdürlüğü mü?
- Evet
- İnternet bağlantımla ilgili bir sorun vardı
- 310 44 XX ü buluncaya kadar arayacaksınız
- Ee orası müdürlük değil mi yardımcı olmayacak mısınız?
- 310 44 XX ü arayacaksınız buluncaya kadar arayın beyefendi

...
...

- 444 0 375
- 10 heneli hizmet numaram şudur
- Evet efendim sorununuz nedir?
- 4 gündür internete giremiyorum
- Evet efendim
- Nasıl evet efendim? Bak bakalım santralinizdeki çalışma bitmiş mi?
- Santraldeki çalışma devam ediyor efendim

...
...

- 310 44 XX
- 4 gündür internete giremiyorum
- Beyefendi burası telekom müdürlüğü santralı 444 0 375'i arayacaksınız
- Bu telefona yönlendirdiler
- Santralin telefonunu vereyim orayı arayın o zaman

...
...

- 341 43 XX
- 4 gündür internete giremiyorum
- Santralde bir sorun yok (Murat Atan)
- 444 santralda sorun olduğunu söylüyor
- Neden öyle diyorlar santralda bir sorun yok, çalışma yapmıyoruz
- Neden nerden bileyim ben müşteriyim
- Beyefendi sorun 444'te, biz çalışma felan yapmıyoruz

...
...

- 334 43 XX
- Telekom müdürlüğü internet ile ilgili bölüm mü?
- Evet
- Bir sorunum vardı 4 gündür internete giremiyorum IP almıyor modemim
- Bizde burada giremiyoruz
- 444 0 375 herkesi bize yönlendiriyor oysa bizim yapacak bi şeyimiz yok hata bizde değil hummalı şekilde çalışıyorlar
- Ne zaman biter peki
- Bugün biter, çok büyük bir çalışma var
- Teşekkürler

...
...

- 0 312 306 07 08 Şikayet hattını arıyorum otomatik bir ses kaydı. "Şikayet hattı yetkilimiz şu anda başka bir müşteri ile görüşme yapmaktadır lütfen daha sonra tekrar arayınız ..." diye bir band kaydı çıktı. Şikayet hattında böyle bir band kaydının olması kitaplara vaka olacak kadar komik.

- Tekrar aradım ve bu hattın sadece çağrı merkezindeki elemanların verdikleri hizmet seviyesini kontrol etmek için olduğunu herhangi başka bir şikayet almadıklarını uzun bir saçma konuşmanın sonunda anlıyorum.

...
...


- Kalite biriminden arıyorum efendim. Sorun bırakmışsınız sorununuz çözüldümü?
Hayır çözülmedi, diyip sorunun tarihçesini kalite birimindeki arkadaşa 5 dk içinde anlatıp ateşe benzin döktüğünü anlatıyorum
- Sorununuzu tekrar açıyorum, en kısa sürede sizi arattıracağım

...
...

- telekomdan arıyorum, sorununuz nedir?
- nasıl sorunum nedir?
- efendim sorun bırakmışsınız?
- internete giremiyorum
- yeni abonemisiniz?
- oradan göremiyor musunuz?
- yani bakmam lazım
- ?! değilim, yeni abone değilim
- hattınızı arttırmak için mi başvurmuştunuz?
- hayır siz 4 mb çıkardınız, kendiniz
- 4 mb çıkmış ama oturmuyor
- nasıl oturmuyor?
- uzaklık mesafesi dolayı
- ne nasıl?
- efendim santrale uzak olduğunuzdan dolayı oturmuyor
- ne oturmuyor, nasıl bir terimdir bu. siz reklamlarınızda böyle demiyorsunuz ama
- reklamlarımızda bunu söylüyoruz
- ne diyorsunuz 4 mb internet ama oturursa mı diyorsunuz?
- hayır efendim herkese veremeyeceğimizi söylüyoruz
- nerede söylüyorsunuz ben göremedim de
- o zaman genel müdürlüğümüze şikayet edin efendim
- bu sorunu çözmek için genel müdürlüğe gidip çözmem mi lazım?
- yok efendim ben şimdi sizi yine 1 mb indireceğim
- ee ben 4 mb kullanmak istiyorum
- oturmuyor efendim sizin buluduğunuz yere
- peki siz benim sorunumu lütfen acil çözün, 1'e mi çekeceksiniz oturtacak mısınız bilmem 5 gündür internet bağlantısı yok

...
...

- 2 mb çektim
- şu an kaldırmamış
- neyi kaldırmamış 4 mb kaldırmamış
- ne zaman 4 mb çıkardınız?
- ağustosta otomatik çıkıyor beyefendi
- ee ağustostan bu yana 4 mb kullanıyordum
- şimdi kaldırmıyor artık beyefendi
- o zaman yatırım yapacaksınız
- bunu bize değil genel müdürlüğe söyleyeceksiniz
- peki şimdi ne yapalım
- statik IP kullanıyormussunuz bu değiştirebilir miyiz?
- çözüm için bu lazımsa değiştirelim
- tamam size yeni statik IP veriyorum, şimdi modemi kapatıp açıp denermisiniz
- bakıyorum geldi hmmm teşekkürler
- peki efendim

...
...

- efendim, havuzdan IP almış
- nasıl
- değişien statik IP almamış
- ne yapıcaz
- modemi açıp kapatın
- evet açıp kapattım
- aldı mı?
- ne aldı mı? IP mi? hayır
- IP bloğunda hata olabilir ben size döneceğim

...
...


Bu konuşmalarım sonucunda neler öğrendim özetliyim.


1.444 0 375'in müşteri hizmetleri değil çağrı merkezi olduğu ve sorunlara çözüm bulmayacaklarını, sadece problemleri kayıt altına aldıklarını,
2.Sözleşmede müşteriye haber vermeden gerekçe göstermeden 5 gün boyunca ttnet'in çalışma yapabileceğini,
3.Sizin arızanızın onlardan gelen herhangi bir telefon ile çözüm olmasa dahi kapatılabileceğini,
4.Arıza kaydı açtırabilmeniz için santralda çalışma olmaması gerektiği
5.Geriye dönük olarak santral çalışma bilgilerinin çağrı merkezi elemanlarının önünde gözükmediğini,
6.Ttnet'in hizmeti Telekomdan aldığını ve şikayetlerin Telekom bölge müdürlüklerine yapabileceğimizi veya bir eposta adresine yönlendirilebileceğimizi,
7.Arıza zarfında bağlanamadığınız dünyanın en yüksek internet ücretinin sizden tahsil edileceğini,
8.Müşteri odaklı yaklaşımdan, sorunlu bir müşterinin halinden anlamayan, çağrı merkezi eğitimi almamış (veya yetersiz) elemanların suratınıza telefon kapatabileceklerini
9.Telekomda sorun istatistiklerinin çözüm zamanlarının kısa görülmesi, açıkta problem olmaması için hızla problemlerin sizden habersiz kapatılabileceğini. Bunun daha sonra referans oluşturduğunu,
10.Ses kayıtlarınızın kayıt edildiği fakat dinlenmediğini, güvenlik için alındığı bilgisinin size verilmesine rağmen, ne için alındığının belli olmadığı,
11.Ankara çağrı merkezinin İstanbul'daki santral çalışmalarını göremediğini, buna rağmen kayıt açabilmek için size tüm işlemleri baştan yaptırabileceği, tam kayıdı almak istediğinde bunu açamayacağı bilgisini verebileceğini,
12.Şikayet hattı telefonun 0 312 306 07 08 olduğunu fakat hafta sonu kimsenin çalışmadığını,
13.Çalışma yapılan ilgili santralın telefonunun 216 342 92 XX olduğunu, bu telefona hafta sonu kimsenin cevap vermediğini,
14.Çağrı merkezindeki elemanların müşteriyi bir oraya bir buraya yönlendirdiğini, bir çok şey hakkında bilgi sahibi olmadığını, bilgi edinmek için çaba sarfetmediğini, kurulu oyuncaklar papağanlar gibi aynı plağı çevirip çevirip çaldığını,
15.Telekom reklamlarında doğruyu söylememektedir. 4 mb çıkan hattınız "uzaklık mesafesinden" dolayı tekrar eski hızına indirilebildiğini,
16.Ağustos'tan bu yana sürekli kesinti yaşıyordum, bunun sebebi 4 mb hattın sürekli düşmesi olduğunu,

Hala internet yok. Santralda çalışma devam ediyor. Sorun çözümlenmiş değil. Her kötü bir olayın arkasında bir hayır aramak lazım. Oturdum son günlerin özetini yazmış oldum. Şimdi gelelim telekom özelleştirilmesine. Süreçlerin bu kadar sürede hantal bir yapıda oturmayacağı malum. Büyük bir dev firma iseniz kısa sürede eskiden gelmiş alışkanlıklarınızı kısa sürede değiştiremiyorsunuz. Özelleştirmenin iyi veya kötü olduğu konusunda kararı sadece bu küçük tatsız olaya bakarak vermek çok zor. Eğer böyle bir yargıya varırsak ayıp etmiş oluruz. Aynı ttnet'in ve telekomun müşterilerine yaptığı gibi.

CEBIT'te ttnet'in IP televiyon bölümünü gezerken, müşterilerden bir tanesi "Nasıl güvenicez tam film seyredilirken internet kesilirse ne olur dedi?" Haklıydı. İşte sorun budur. Tam olarak internet alt yapısını yönetemeyen bir şirket IP televizyon alt yapısını sunmaya kalkarsa bugün bağlanamadığınız internet gelecekte filmin ortasında kalmanızada sebep olabilir.

Telekom hala eski "tekel" alışkanlıklarından vazgeçmiş değildir. Müşteriyi bir karınca gibi görmektedir. Bu üst yönetimden alt yönetime iletilen bir organizasyon kültürüdür. Sizinle çağrı merkezindeki elemanlar bu şekilde konuşuyorlarsa emin olun ki organizasyonda halen bozukluklar vardır. Müşteri odaklı şirket kültürüne geçilememiştir. Bundan en kısa sürede vazgeçmek zorundadır.

Devlet'in bu tekeli ortadan kaldırması şarttır. İnternet bağlantı hizmetini alabileceğimiz rakip firmaların ortaya çıkması şarttır. Aksi taktirde bir tekelin özelleştirilmesi ülkede açık piyasa ekonomisinin olduğunu göstermez. Devlet tekelinden özel tekele geçiş halkı çok daha mağdur edecektir. Özel şirketler, müşteri memnuniyetsizliklerinin faturasını ödemek zorundadırlar. Müşteri alternatifler arasından seçim yapabilmelidir. Her sorunun, cirolarına ve karlılıklarına yansıyacağını bilecek olan Telekom şirketleri müşterilerine nasıl davranacaklarını öğrenmiş olacaktır. Rekabetçi piyasa bunu gerektirir.

Çarşamba, Kasım 21, 2007

Çarpan başlık: "bu bir gönül işi"

Çağatay'la dün sohbet yapıyorduk, kamerayı çıkartıp çekime başlayınca ortam hep bir değişiyor, ciddileşiyor. Elimdeki kamerada kamera olsa; fotoğraf makinasının çekim özelliğini kullanıyorum, ama yine de ortam bir televizyon çekimi havasına bürünüyor. Sorular röportaj soruları gibi algılanıyor, aslında çok sıcak bir sohbet vardı. Çağatay İTÜ Gemi İnşaatı Mühendisliğinde okuyor bu Ocak okulu bitirecek ve mezun olacak. Yüksek Lisans için bu ay LES'e girmiş. itusozluk.com'un kurucusu. Sozluk aslında İTÜ'lü öğrencilerin hayata bakışlarını yansıtmak için kurulmuş ancak şu anda sozluk camiasında yuksek bir trafikle yerini almış durumda. İnternet serüvenlerinde başlarına gelmeyen kalmamış. Kısa video'da kendisi detaylı anlatmadı ama sozlukte yer alan ünlü şahsiyetler hakkında yazılanlardan dolayı mahkeme kapılarına kadar düşmek üzere kalmışlar. Hem iyi hem kötü. İyi olanı: insanların itusozluk'u dikkate aldıklarını ve önemsediklerini gösteriyor. Bir gazete, dergi, televizyona yapılan muamele yapılıyor. Kötü tarafı ise başlarına gelen bu sıkıcı hukuki durum. Çağatay'ın da son kısımda söylediği gibi bu bir "gönül işi"

Perşembe, Kasım 15, 2007

Google Bize Yine Logo Yapsana



Google anasayfası için özel logolar tasarlayan Dennis Hwang, Türkiye'de düzenlenen “Google Bize Logo Yapsana” kampanyasının, kullanıcıların ülkelerinde özel logo yapılması için aktif olarak lobi yaptığı ilk ve tek kampanya olduğunu kaydetti. Haberin devamı

Googlebizelogoyapsana.com ekibi; Özgür Alaz, Cihan Ergür, Can Oktay Heper, Muammer Okumuş

Yukardaki ekipten Cihan ile bugün sohbet ettim, googlebizelogoyapsana.com fikrinin nasıl çıktığını ve neler yaptıklarını anlattı.

Cihan Ergür : Doğuş Üniversitesi İngilizce İşletme 2006 Mezunu olmadan ve bir reklam ajansında proje geliştirme yöneticisi olmadan önce ( çok uzun zaman önce ) ,renkli tv ler yeni çıktığında, reklamlar başlayınca büyülenmiş gözlerle izleyen ( çok yakından izlediği için 2 yaşında gözlük takmaya başlayan lise 2 ye kadar da kurtulamayan) ufacık tefecik içi dolu şirinlik kıvamında biridir. Atıl durumda ve ikinci baharını yaşamak isteyen tech4men.blogspot.com ismindeki teknoloji blogunun acı dolu çığlıklarına kayıtsız kalamamaktadır.

Botego'nun egosu var mı?

Botego.com'u Ekim'e sordum o da yanıtladı.

Haber7 markası kime ait?


İnternet üzerinde adresler ve marka konusu çok dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi olduğunu düşünüyorum. Dün haber sitelerini dolaşırken, haber7'yi www.haber7.com.tr olarak yazdım. Aynı sorun zamanında Beyaz Saray'ında başında vardı. www.whitehouse.com bir erotik site olarak çıkıyordu. Çünkü gerçek adres www.whitehouse.gov dur. Şimdi gelelim bizim problemimize. Haber7 markası kime aittir. Eğer haber7.com sitesinde belirtilen Nokta Elektronik Medya Şirketine aitse haber7.com.tr nasıl olurda bir başkasına verilebilir? Eğer marka www.haber7.com.tr sitesinin sahibine aitse neden haber7.com.tr sayfasını neden böyle bir parking hizmetine yönlendirmişir? Haber7.com sitesi sahibi şirket sanırım bu konuda yargısal başvuruları yapmış ve gerekli adımları atmıştır. Bir markanın oluşturulması zor olduğu gibi korunmasıda o kadar emek isteyen bir süreç.

Çarşamba, Kasım 14, 2007

Cember.net satıldı mı?

Türkiye'de internet kullanımı artması ve gelir modeli olan projelerin gözle görünür bir şekilde büyümesinden bu yana, yani son 2-3 yıldır yabancı yatırımcıların gözleri Türkiye'deki İnternet şirketlerinde. Biletix, Mynet, Gittigidiyor yabancıların yatırım yaptıkları şirketler olarak sayılabilir, ancak basında henüz duyulmamış hatta hiç bilmediğimiz bazı görüşmeler yapılıyor ve yapıldı.

Avrupalı İnternet risk sermaye şirketlerinin bir kısmı Türkiye'den İnternet şirketleri almak için yıllardır ülkemizdeler. "Araba.com" basında çok duyulmamış olsa bile Türkiye'de bir başarı öyküsüdür. Her ne kadar Doğanonline arabam.com ve Borusan Otomax.com'la piyasada yaygın duyunurluk yapsada piyasanın lideri sessiz sakin Araba.com'dur. Araba.com tüm alıcı ve satıcıları bir arada buluşturan büyük bir elektronik ticaret platformudur. Küçük girişim 2003'lerden bu yana bir çok rakibini geride bırakmıştır. Hürriyet seri ilanlarda fiziksel dünyanın lideri olmasına rağmen bu alanda İnternet'te çok geç girişimde bulunmuş ve pazar payını kaptırmıştır. "Araba.com" şimdiye kadar İnternet'te doğru stratejiler izlemiş ve tüm kaynaklarını İnternet üzerinde başarılı olmak üzere harcamıştır. Sahibinden, Gittigidiyor, Arabam.com, Otomax.com ve Hurriyetoto.com gibi güçlü rakiplerinin arasında pazar lideri durumundadır. Durum böyle olunca yabancı ve yerli yatırımcıların gözü "Araba.com" üzerindedir. Aldığım duyumlar yabancı internet risk sermaye şirketleri ile görüşmeler sürmektedir.

Diğer bir öykü Cember.net'tir. Acaba Cember.net "chember.com" olsa daha iyi bir marka mı olurdu? Sevgili Çağlar'ın öyküsünü gelecek yazılarda anlatmak istiyorum, cember.net'i kurarken aklındaki ilk isimlerden bir tanesi chember.com'du. Bence cember.net daha iyi isimdir. Facebook'un dünyada estirdiği fırtınanın arkasında cember.net Türkiye'de iş piyasasının buluştuğu ortam olmasını son iki yılda gerçekleştirdi. Dünyadaki bir çok benzeri modeli ülkemizde başarı ile uyguladı bakalım opensocial'a onlar nasıl cevap verecekler. Linkedin.com opensocial'da yerini alıyor. Aslında bu stratejileri önümüzdeki dönemde cember.net kendisine mutlaka soracaktır. Belkide Avrupalı yabancı bir ortağı olacak ve yabancı ortak ile opensocial.com konusunda stratejiler geliştiriceklerdir. Cember.net'te Avrupa'lı risk sermaye şirketlerinin görüştüğünü duyduğum şirketlerden bir tanesidir. Yakın zamanda resmi açıklama geldiğinde sonucu hep beraber detaylı öğreniriz.

Salı, Kasım 13, 2007

Yıllanmadan blogcu.com hikayesi

Arşivden videolar çıkıyor. Devrim geçen sene e-pazarlama dersine katıldığında blogcu.com'un nokta.com'a satış aşamasındaydı ve bizlerle blogcu.com tecrübeleri paylaştı. Blogger.com'da blogcu.com'un hikayesi biraz tezat yaratsada işte size şarap tadında anlattıkları.


No english title - Funny home videos are a click away

Pazartesi, Kasım 12, 2007

Web seminerleri başlıyor


Botego'yu yaratan Yapayzeki Yazılım Organizasyon Ltd. Şti. tarafından düzenlenen web seminerleri başlıyor! İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri Konferans Salonu'nda, her ayın ilk cumartesisinde gerçekleşecek seminerler ücretsiz ve herkesin katılımına açık. Seminerlerin bant çözümü her ay Tele.com.tr Dergisi’nde, özet görüntüleri ise Gomedia.tv’deki “Web Seminerleri” kanalında!

İçerik ve program hakkında ayda bir'den fazla olmamak şartıyla bilgi mesajı almak için lütfen duyuru-subscribe@webseminerleri.com adresine boş bir e-posta atın. Mesajdaki linke tıklayarak listeden dilediğiniz zaman kolayca ayrılabilirsiniz.

E-bebek.com'un öyküsünü Halil Erdoğmuş anlatıyor

Halil Erdoğmuş İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümünden 1991 yılında mezun olduktan sonra Yüksek Lisansını aynı üniversitede Uluslarası İlişkiler bölümünde yapmaya başlar 1992 yılında tez aşamasına geçiyor ancak hocası ile arası bozulunca yüksek lisans tez kurulundan geçemiyor. Sonra memleketi Uşağa geri dönüyor. Uşak’ta Türkiye’nin yerel ilk radyolarından birisini kuruyor. Bu sırada bir genç kendisine gelir ve babasının onu eczacı yapmak istediğini ama kendisini işletme okumak istediğinden bahseder. Bu genç Bilkent üniversitesinde okurken Halil ona bir bakıma burs sağlar. Mezun olduktan sonra Arthur Andersen’a girmeleri için teşvikte bulunur. Daha sonra bu gencin bir arkadaşına da Yüksek Lisans bursu verir. Gerisini kendi anlatımı ile seyredelim



E-bebek.com Basari Hikayesi - Halil Erdogmus - video powered by Metacafe

Cuma, Kasım 09, 2007

Perşembe, Kasım 08, 2007

Gittigidiyor'un kuruluş öyküsünü seyretmek istermisiniz?

Burak ve Serkan İTÜ Mimarlık mezunu İnternet girişmcileridir. Gittigidiyor.com'un öyküsünü onlardan dinlemek gerçekten çok zevkli olur. Son iki yıldır beni kırmayarak İşletme Mühendisliğindeki derslerde bizlerle tecrübelerini paylaştılar. Mimarlık günlerini, allthewebnews.com projelerini, ilk kurulduklarında yaşadıkları zor günleri anlattılar. Ebay 2007 yılında Gittigidiyor.com'a ortak oldu. Bu sıfırdan başlamış İnternet girişimcilerinin ulaştıkları başarıyı gösteriyor. İlk video Burak'ın Yüksek Lisans dersinde bizimle paylaştıklarını içeriyor. Burak ve Serkan'a buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum


Gittigidiyor.com Başarı Hikayesi - Burak Divanlıoğlu - İnternet girişimcilerin başarı öyküleri için

Çarşamba, Kasım 07, 2007

Hepsiburada.com nasıl kuruldu?

Geçen sene İlkbahar döneminde İTÜ - İşletme Mühendisliği Yüksek Lisans ve 4ncü sınıflarında Türkiye'de önde gelen internet şirketleri bizlerle tecrübelerini paylaştılar. Kaan'da bizi kırmadı ve dersimize konuk oldu. Arkadaşlar sorularıyla kendisini derste terlettiler. Hepsiburada.com biliyorsunuz ilk kurulduğunda infoshop.com.tr idi. Şişli'de başlayan bu hikayenin ve internet girişimciliğinin en önemli örneklerinden birisi olan infoshop.com.tr daha sonra Doğan Holding tarafından satın alındı. Elektronik ticaret pazarında (B2C demek daha doğru) lider olan Hepsiburada.com'un 2007 yılında 60 M USD ciro rakamını geçeceği tahmin ediliyor. Kaan Dönmez Hepsiburada.com'un kurucu ortağı ve şu andaki Genel Müdürü. Kaan video'da uzun öykülerini ve şu anda yaşadıkları tecrübeleri anlatıyor. Kaan'a bir defa daha teşekkür ederim.


Hepsiburada.com Öyküsü - Derse katılan diğer internet girişimcileri videoları için tıklayın

Salı, Kasım 06, 2007

Rakı Sofrası 280.000 USD



Hergün yeni iş modelleri gördükçe şaşırmaya devam ediyorum. Bu ekonomi öyle bir dağıldı ki şaşmamak elde değil. Opensocial'ı daha konuşma fırsatımız olmadı ancak facebook'u yeni keşfedenler için bir site önereyim: adonomics.com

Facebook üzerinde kullandığımız uygulamaların istatistiklerini görmek mümkün. Hatta bu "application" uygulamaların ne kadar değer ettiğini bu site ile öğrenebiliyoruz. Bu uygulamaların sahipleri oluşturdukları bu iş modelini bir pazar olsa ve satsalar ne kadar eder öğrenebiliyoruz.

Facebook'da Türk kullanıcılar arasında en aktif kullanılan uygulama "Rakı Sofrasıdır" Rakı sofrasının tüm uygulamalar arasındaki yerini ve istatistiklerine göz gezdirelim. Rakı Sofrası bugün itibari ile 280 bin USD ediyor ve değeri her geçen gün artıyor. Toplam 373 bin kişi bu uygulamayı yüklemiş ve % 17 si aktif olarak kullanıyor. Rakı sofrasının yeri sağlam gözüküyor.

Bu uygulamayı geliştiren Gokhan Piskin ve Can Karatoprak'a buradan selamlar gönderiyorum. Bu uygulamaya nasıl olurda Mey içki veya diğer rakı firmaları hala gözlerini kapalı tutar anlamış değilim. Pazarlamacılar tüm herşey bittikten sonra eğilimleri takip ediyorlar.

Valuation (est.) $281,541

Summary
Tracked Since: November 2, 2007
Daily Active Users: 63,486 (17%)
Total Installs: 373,448

Rank
Valuation: #124
Daily Active Users: #60
Total Installs: #158

Merve'yi kim tavlayacak?


Geçen hafta Botego kurucusu sevgili Ekim ekibiyle beraber öğle yemeğine davet etti. Çok eğlenceli ve verimli bir toplantı yapmış olduk. Botego Türkiye'nin yeni şirketlerinden İngilizce deyimi ile "startup" larından. Ekip küçük çok zeki.

Botego internet sitelerinde sorulan sorulara standart hazır cevaplar veren akıllı olmaya doğru giden "bot" üreten bir teknoloji şirketi.

Şirketler için verimlilik kazandıracak bir teknoloji. Okuyucuların sıklıkla sordukları soruları karşılarında bir kişi varmış gibi yanıtlayan bir "bot" şirketlere inanılmaz faydalı olacaktır. Sorulan soruların % 80 genellikle aynıdır ve sık sorulan sorular arasında cevapları vardır. Ancak kimse bunları okumaz, okumamakta haklıdırlar. Çünkü kendi sorunlarına cevap bulmak için onlarca soruyu ve cevabı okumalarını beklemek hatadır. İşte Botego'nun ürettiği "bot" müşterilerin sorularına akıllıya yakın cevaplar veriyor. Tabi siz ilk önce bu bot'a soruları ve cevapları öğretiyorsunuz.

Bence, Botego konusuna odaklanmaya devam etmeliler. Yaptıklarını gösteren ve anlatan Merve'yi Tavla projesinin dışında yapacakları her içerik projesi onlarının zamanını alacak odaklanmalarını engelleyecektir. Bunun yerine satış ve pazarlamaya önem vermeliler. Diğer internet sitelerinin botlarını sitelerine yerleştirecek "widget" lar koymalarını sağlayacak alt yapıya önem vermeliler.

Pazartesi, Kasım 05, 2007

Ne yapcaksınız?

Yeni bir projeye mi başlamak istiyorsunuz

Yaptığınız işi bir cümle ile ifade edebilmelisiniz.


Bill Gates ile aynı asansörde karşılaştığınızı düşünün. 20 katı beraber aynı asansörde çıkıyorsunuz. O süre içinde projenizi nasıl sunacağınızı düşünün. İşte bu kısa sunumu yapabiliyor ve karşınızdakinin ilgisini bu kısa süre içinde çekebiliyorsanız, ne yapacağınızı bildiğinizi gösterir.

Bu şart gereklidir ama yeterli değildir. Bu gazetenin manşeti gibidir. Okuyucunun ilgisini manşet ile çekebilirsiniz ama haberin içi boşsa bir şey anlatmıyorsa başarısız bir haber olur.

Pazar, Kasım 04, 2007

Odanlamak, odaklanmak, odaklanmak, odaklan...

Neden önemli? Yeni bir iş başlattıysanız unutmayın

1. Bir gün 24 saat
2. Elinizdeki insan kaynağı sınırlı
3. Sermayeniz kısıtlı
4. Enerjiniz kısıtlı
5. Projenin başarıya ulaşması için süre az
6. Rekabet vardır veya yakında gelebilir
7. Derinliğine bir bilgi, sığ yüzlerce bilgiden değerlidir

Tüm gücünüzü yaptığınız tek işin daha başarıya ulaşması için harcayın. Projenin başında yatay, dikey büyümek için çabalamayın.

Cuma, Kasım 02, 2007

Gazetede haber olmak bu kadar önemli mi?

Bir internet projesi başladığınızda en önemli tehlike "diğerleri" olur. Diğer internet şirketlerinin başarılarından çevrenizde konuşulmaya başlandığında yaptığınızın doğru olup olmadığını sorgularsınız. Hatta başarılı olarak sunulan iş modellerini incelemeye asıl işinizin yanı sıra böyle bir proje yapıp yapmamayı düşünürsünüz. İşte tehlike çanları bu anlarda çalar.

İş modelinize başlangıçta inanmıyorsanız kafanızda en küçük bir soru işareti varsa işte zaten başlangıç noktasında hatalı başlamışsınızdır. Bir planınız yoksa pazarı analiz etmediyseniz, gelişen süre içinde diğerleri sizin gözünüze hep "kaz" gibi gözükecektir. Yeni bir işe başlamanın hep alternatif maliyetleri olacatır, bunu başta hesaplamak şarttır.

Eğer iş modelinize inanıyorsanız işin yarısında başkaları, diğer bir modeli başarılı olarak değerlendiriyor diye projenizden vazgeçmeyin. Gazeteleri boş verin. Gazeteler bir gerçek oluştuktan çok sonra haber yaparlar. Siz gerçeği oluşturuyorsunuz etkileri daha sonra gözükecektir.

Örneğin facebook Amerika'da 2-3 yıldır bilinen ve gözde bir proje idi. Türkiye'de bir ay içinde yükselen bir furya olması bir anda tüm gazeteleri bu konuda onlarca haber üretmesine sebep oldu. Türkiye'de bulunan çok başarılı siteler ilgi çekmezken "facebook" ilginin kaynağı oluverdi.

Bazen gazetelerde okuduğunuz internet şirketleri asılında PR ajanslarını kullanarak haber olmuşlardır. Nasıl oluyorda bu siteler başarılı oluyor diye düşünmeyin. Eğer temelleri sağlam değilse ne kadar haber olursa olsunlar başarılı olma olasılıkları düşüktür. Siz kendi işinize odaklanın ve adım adım büyümeye devam edin. Bırakın sizi kimse haber yapmasın.

Pazartesi, Ekim 29, 2007

Bilgi boşluğu ve yeni iş modelleri

Dünyanın bilgisayar ağı ile çevrilmesinden önce bilginin akışında mesafe boşluğu vardı. Bir yeniliğin bulunması ve diğer bir ülke ile paylaşılması mesafenin uzaklığına göre zaman alıyordu. Almanya'da yaşanan bir pazarlama modeli veya yeni bir ürünün Türkiye'ye gelmesi orada yaşayan Türkler vasıtasıyla oluyordu. Amerika'daki bir yenilik ise daha uzun sürede ülkede yaygınlaşıyordu. Bu mesafe boşluğu bir çok girişimci için arbitraj imkanı doğruyordu. Diğer ülkelerde olan fakat kendi ülkesinde olmayan yeni ürünleri çok daha karlı pazarlama imkanı veriyordu. Buna kısace "mesafe boşluğu" diyebiliriz.

İnternetin yaygınlaşması, lojistik sektörünün gelişmesi "mesafe boşluğunu" oldukça azaltmıştır. Diğer ülkede çıkan yeni bir ürünü aynı gün satın almak mümkün hale gelmiştir. Hala %100 başarılı olmasada 20 yıl önceki duruma kıyasla bu boşluk kapanmıştır.

İnsanoğlunun binlerce yıllık bilgi birikimi son 10 yılda İnternet ağına aktarıldığında önümüzde mesafe boşluğundan farklı olarak "bilgi boşluğu" ortaya çıkmıştır. Artı dünyanın her yerine bilgisayarlarla ulaşmak mümkün iken milyarlaca sayfa ve trilyonlarca veri arasında haberdar olmadaığımız veya hiç okumayacağımız bilgi birikimi doğmuştur.

Ortalama bir internet kullanıcısının günde 5-7 sayfa arasında gezinti yaptığını, 10 haber okuduğunu öngörelim. Örnek olarak Türkiye'de gün içinde üretilen haber sayısı 1.000'nin üzerinde olduğunu varsayalım. Okunmayan 990 haber. Bunun yanı sıra sektörel gelişmeleri ve yayınlanan yabancı haber ve makeleleride işin içine katalım. Binlerce veri, bilgi, enformasyon ve kısıtlı bir 24 saat. 24 saat potansiyel bir süre. Bunun 8 saatini uykuya, 8 saatini yol, sohbet, yemek, vb gibi günlük aktivitelere ayıralım. Elimizde kullancağımız 8 brüt saat var. Bu kısıtlı zaman dilimi içinde üretilen bu bilgi yumağı içinde hangi bilgiye öncelik vereceğimiz bizim elimizde, ancak ilgilendiğimiz konu hakkında 8 saat içinde bitiremeyeceğimiz bir veri seti karşımızda.

İşte bu büyük bir "bilgi boşluğu" kavramını ortaya çıkarmaktadır. Her boşluk bir arbitraj imkanı doğurur. Eğer siz bu boşluğu düzgün bir biçimde doldurabiliyorsanız başarılı bir iş modeli geliştirebilirsiniz.

Perşembe, Ekim 25, 2007

Haber, porno, tatil

Türkiye'de İnternet kullanım istatistiklerine yönelik bir çok rakam açıklanmaktadır. Bunlardan en ilgi çekeni Türk insanın İnternet'te en çok ne aradığı olur. Gazeteler "seks"in çekiciliğini ve okutma üzerindeki etkisini düşünerek bu haberlerde hep Türk İnternet kullanıcısının İnternet'i sadece bu amaç için kullandığını ileri sürerek Google ne zaman bunu basın bülteni olarak yayınlasa hemen haber yaparlar.

Google trends google üzerinde yapılan aramaların hacimlerini bize eğilim analizi olarak Google trends sayfasında göstermekte. Bu veriler eğer doğru kullanılırsa çok bilgi içeriyor. Türkiye'nin İnternet gelişimini ve büyüme istatistiklerini buradan takip etmek mümkün.

Yıllara göre tatil ile ilgili sorgulamarın nasıl geliştiğine bakalım. Grafikteki renkler aşağıdaki kelimelerin 2004 yılından 2007 yılına kadar ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bu sorgu tüm dünyada yapılmış olan aramaları gösteriyor, dolayısı ile "otel" kelimesinin diğer dillerdeki etkisinide düşünmek gerekli.



tatil otel pansiyon deniz


Tatil kelimesinin sadece Türkiye'den yapılmış
olan arama sonuçlarına bakarsak yıllara göre
gelişmede bir gerileme olduğunu görüyoruz. Birçok sebebi olabilir. İnternet kullanıcıları gelişiyor olabilir tek kelime dışında arama yapıyor olabilirler, ekonomik koşullardan dolayı tatile olan ilgi düşmüş olabilir.

Tatil kelimesini dünyadaki tüm sorgu sonuçlarını inceleyecek olursak yıllara göre bir artış sözkonusu. Bu bize Türkiyedeki İnternet'in büyüme eğiliminide gösteriyor olabilir. Büyümenin bu kelime ile ilişkili olduğunu düşünürsek 2007 yılında geçmiş yıllara göre bir yavaşlama olduğu görülmektedir. Sadece "tatil" kelimesine takılmayıp başka kelimelerinde eğilimlerini inceledim.









haber oyun seks tatil

kelimelerinin karşılaştırmalı analizinde oyun kelimesinin yıllara göre gelişimi önemlidir. Haber ve seks kelimesi arasındaki ilişki çok ilgi çekicidir. Tatil kelimesi bu sorgu hacimlerinin yanında çok daha düşük kalmaktadır.

Bu arada google'da Türk İnternet kullanıcılarının en çok "seks" içerikli aramalar yaptığının veya dünyadaki karşılaştırmalı istatistiklerde en yüksek çıkıyoruz, ancak Google trends sayfasında Türkiye'den yapılmış arama kelimelerinde haber
"porno" kelimesini artık hacim olarak yakalamıştır.




haber seks porno erotik

İnternet kullanımında bilinçlenme ve kullanıcıların internet eğitimi son yıl içinde artmıştır. Bu çok sevindirici bir haberdir. 2007 yılında haber ağırlık bir hayatımızın olduğu iddiası çok gerçekçi olmaz, eğilim 2006 yılından itibaren artışa geçmiştir.

Eğilimler bizim aynamızdır. Takip etmeye devam edelim.

Çarşamba, Ekim 24, 2007

Peki Web 2.0 bize hazır mı?

Web 2.0 ikinci nesil internet hizmetleri ve web tabanlı sosyal topluluklar olarak algılanmaktadır. Sosyal ağ siteleri, wiki servisleri ve folksonomy servisleri bunlara örnek olabilir. Tüm bu bahsedilenlerin ortak noktası kullanıcılar arasında işbirliği ve paylaşımın sağlanmasının amaçlanmasıdır. Web 2.0 kavrami ilk olarak Tim O'Reilly tarafından 2004 yılında ortaya konulmuştur. O'Reilly'ye göre web 2.0 bilgisayar sektöründe bir yeni iş devrimidir. Ticari başarı için internetin bir iş platformu olarak kabul edilmesi ve ilgili girişimlerin yapılmasına imkan vermesidir.

Aslına bakacak olursanız ortaya konulan tüm değişkenler internetin kuruluşundan bu yana genlerinde olmasına rağmen o tarihten bu makalede söz edilen maddeleri taşıyan iş modelleri web 2.0 olarak adlandırılmaktadır.

Peki biz 2004'te yazılmış olan bu makale çerçevesinde ve 1990 ların ikinci yarısından bu yana ticarileşmiş internetin kullanıcıları olarak bu iş modeline hazırmıyız?

Türkiye'de internetin gelişmesi son 2-3 yıl içinde hızlanmıştır. Son yıllarda kullanıcı sayısı yüksek hızlı internetin hayatımıza girmesi ile daha da artmıştır. istatistiklerimizde farklılıklar olmasına rağmen Türkiye'deki 2007 yılında toplam kullanıcı sayısını 15-20 milyon arasında kabul edebiliriz. Bu rakamın bu kadar geniş olmasının sebebi yapılmış olan çalışmalar arasında gerçekten büyük farklılıklar olmasındandır.

İnternet ülkemizde 1990 ların ikinci yarısından bu yana kullanılmaktadır. 1998 den bu yana düzenlenen internet haftasının 2007 Nisan ayında 10ncusu düzenlenmiştir. Yani Türkiye'de etkin olarak internetin 10 yıldır bulunduğunu söylememiz mümkün olabilir ancak kullanıcıların ağırlıklı kullanım yaşlarını hesaplayacak olursak bu hesaplamalarıma göre 2-3'ü geçmeyecektir. Önümüzde 2-3 yaşında internet kullanım eğitimi olan ve gerçek eğitim seviyesi göreceli olarak düşük bir 15-20 milyon kullanıcıdan bahsediyoruz. Elimizdeki hamur 2007 yılının kesitinde budur.

Şimdi web 2.0 kavramı altında yatan uygulamalara bir göz gezdirelim. Sosyal yerimleri, wikiler, podcastler, rss beslemleri, bloglar, sosyal paylaşımlı ağlar, etiketleme ağları, katılımlı içerik üretimi, açık kod. Tüm bu uygulamaların ortak noktası kullanıcının etkin katılımına dayanmaktadır. İnternet kullanıcısı içerik üretmeye, tüketici olmaktan paylaşımcı olmaya başlaması esas olmaktadır.

Türkiye'de bu kavramın en basit anlamda uygulanması gazetelerin internet sitelerinde haberlerin altına yazılan okuyucu yorumları olarak değerlendirilebilir. Seviyemiz oradan başlamaktadır. Daha karmaşık modeller sosyomat, bildirgeç, blograzzi, blogcu, izlesene olabilir. Tüm bu içerik üretimindeki ortak sorun ağırlıklı yaş olarak çok genç olan kullanıcıların kopyala yapıştırın ötesine geçmekte zorlanması, interneti gerçek değil "sanal" bir şey olarak kabul etmeleri, yasalara aykırı olarak içerik üretimi ve katkı seviyesinin düşük olmasıdır.

Katma değer yaratmak için çalışmak ve üretim yapmamız gerekmektedir. Türk insanın yaratıcı zekasının olmasına rağmen Youtube üzerinde gördüğümüz yabancı internet kullanıcıları kadar bile yaratıcı video içeriği ortaya çıkartamamız, küfürlerin havada uçuşması, seks konusundaki takıntılarımız, fikirlerimizi düzgün ifade edemememiz henüz toplumun web 2.0 kavramına hazır olmadığını düşündürmektedir.

Toplumumuz hazır değildir, ya yasalarımız bu konuya hazırmıdır. Bu konuda koskocaman bir "hayır" demek gerekiyor. Acil olarak hukukçularımızın bu gerçek platform hakkında eğitime ihtiyaçları vardır. Tüm avukatlar, savcılar, hakimler internet konusunda zorunlu eğitime tabi tutulmalıdır. Hukuk fakültelerinde ders programlarına internet konusu acil olarak konulmalıdır. İnternetin "sanal" olmadığı ve yaşantımızı etkilediği ve "gerçek" olan ne varsa bu platformda olduğu gerçeği hızla geniş kabul görmelidir. Reklamcıların ağızlarına doladıkları "sanal" kavramı tüm herkesin bilinç altına işlemiştir.

Fazla uzatmadan kısaca insanımız maalesef web 2.0 a hazır değildir, yasalarımız hazır değildir, şirketler hala interneti broşür ilersinde görememektedirler. 10 yılda tüm ülkeyi baştan başa demir yolu ile döşeyen bu ülke için bu kadar süre içinde teknolojik bir alanda geldiğimiz nokta gerçekten içler acısıdır.

Perşembe, Ekim 04, 2007

Cebit mi dediniz?
Cebit'e mi? Bir daha mı?