Pazar, Ekim 31, 1999

Bir Öyküm Var; Uzaktan Çalışma.

Yaşam o kadar hızlı ki planlarınız aniden değişebiliyor. Karşınıza çıkan bir olay tüm yaşamınızı altüst ediyor. Bu kişiler ve kuruluşlar içinde geçerli. Yeni kavramların ve gelişmelerin internet zamanında takip edilmesi zorunluluğu karşımıza çıktı. Öykü, aniden çıkan bir değişikliğe karşı kişilerin veya kuruluşların nasıl davrandıkları. Bu öykünün sonunu belirlemek onların elinde.

Değişen koşullar ve kentleşme yeni bir çalışma kavramını karşımıza çıkardı; evden veya uzaktan çalışma. Neden ofiste herkesi karşınızda görmek varken çalışanlarınızı evlerine göndermelisiniz? Bu soruyu doğru yanıtlayan işverenler ödül olarak verimlilik artışıyla karşılaşıyorlar.

Amerika’da evden çalışma oranı hızla artıyor. Anne ve babalar çocuklarına daha rahat zaman ayırabiliyor ve işlerindeki verimlilikleri hızla artıyor. Evden çalışma henüz tum çalışma haftasının evde geçirilmesi şeklinde değil. Ayda ortalama 2 ile 9 iş gununu evde geçirenler uzaktan calışıyor oluyor. Diğer gunler ise toplantılar ve diğer rutin işler için ofiste geçiriliyor. Amerika’da evden çalışanların sayısı 20 milyona ulaşmış durumda ve bu rakam hızla artıyor.

Evden çalışma ne gibi kolaylıklar getiriyor? Çalışan açısından kişisel olarak yapılması gereken işleri rahatlıkla organize etme ilk olarak dikkati çekiyor. Çocukların okul problemleri, arabanın bakımı, fatura ödemeleri, doktora gitme vb işler için işten izin alma, evden çalışma metodu ile ortadan kalkıyor. Bu tür işlere çalışanlar istedikleri zamanı ayırabildikleri için işlerinde bu durumlar için aksama olmuyor. Bir yıl zarfında bu tür ihtiyaçlar ortalama 20 işgününün aksamasına sebep oluyor. Sonuç olarak 20 işgünün verimsiz olarak geçirilmesi demek. Evden çalışmada ise bu tür işlere istediği zamanı planlamak tamamen personelin insiyatifinde.

Evden çalışmanın getirdiği en büyük avantaj ise organizasyonda doğan informal iletişimin azalması. Çalışanlar arasında ofis ortamında doğan kişisel çekişme ve dedikoduların uzaktan çalışma ile en aza inmesi mümkün. Ofis ortamından dolayı sesli çalışmanın verimliliği azaltığı düşünülürse, evde işe konsantre olmak daha kolay olmaktadır. Ofis aletlerinin gürültüsü, çalışanların evinde olmadığından daha sessiz bir ortamda işleri bitirmek mümkündür. Ofiste telefon sesleri ile sürekli kesilen çalışma temposunu evde arttırmak mümkündür. Verimliliği arttıran bir diğer sebep ise, çalışanların en verimli oldukları zamanları kendilerinin planlamasıdır. Standart bir zaman yerine sabahın erken saatlerinde çalışmak mümkün olacağı gibi, Cumartesi veya Pazar günleride çalışmak mümkündür. Büyük şehirlerde yolda geçirilen verimsiz saatlerin değerlendirilmesi çalışana ek bir motivasyon sağlayacaktır. İstatistiklere göre evden çalışma metodu ile çalışan başına yılda 10.000 USD düşürmek mümkün gözükmektedir.

AT&T toplam 26.000 evden çalışan personele sahip. Evden çalışanların % 79’u işlerinden daha tatmin olduklarını, ofis ortamında kapalı kalmadıklarını belirtiyor. AT&T uzaktan çalışan personel başına $6.000 USD tasarruf ettiğini açıklıyor. Diğer rakamlarına göre ise, ofiste çalışanların 8 saatlik bir ofis çalışma zamanının 6 saatini verimli geçirdiği, uzaktan çalışanlarda ise bunun 7 saat olduğu belirtiliyor.

Uzaktan çalışanlar evlerinde olmanın getirdiği bir yük ile işlerine daha önem vermektedir. Ofisten uzakta olmak psikolojik olarak başlangıçta personeli daha çok çalışmak için motive etmektedir. Email gruplarında ilk cevap verenler uzaktan çalışnalar olmaktadırlar. Çalışan arkadaşlarının gerisinde kalmamak için sürekli ek çaba sarfederler.

Uzaktan çalışma için uygun iş ve uygun personel seçimi işveren açısından çok önemlidir. Günümüzde henüz tüm işler ofisten bağımsız yapılamamaktadır. Her çalışanın da uzaktan çalışmaya hazır olduğu düşünülmemelidir. Tüm sistemin çalışma gün ve saatleri üzerine kurulduğu düşünülürse, uzaktan çalışma metodunun %100 gerçekleşmesi için bu sistemin değiştirilmesi gerekmektedir. Yani 7 gün 24 saat çalışma saatlerinden bahsediyoruz. Şimdiden düşünmesi bile zor. İnternet ise bunu zorluyor. İleride 5 işgününe sıkışmış bir zaman diliminde değil hergün istediğimiz saatlerde çalışmak bir çok sektörde verimliliği arttıracak.
Uzaktan çalışma öyküsü daha yeni başlıyor ancak bir çok sektörde birden artacak. Göreceli olarak bu işyerilerinde verimlilik artacak. Türkiye’de bu radikal karar için cesur yöneticilere gerek var.

Cumartesi, Şubat 20, 1999

Webonomics

Webonomics, İngilizce’de web ve economic kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş. Anlamı ise Internet üzerinde, ürünlerin veya hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketiminin incelenmesi.

Kavramlarda internetin hızı ile birlikte değişiyorlar. Internet iş dünyasıyla birlikte tüm kültürleri de değişime zorlamakta. Tarihçiler yüz yıl sonra günümüze baktığında birçok kavramın hergün dilimize eklendiğini görecekler. WWW, HTTP, URL gibi kavramlar periyodik dergilerle ve günlük gazetelerle beraber konuşmalarımıza ekleniyor. İngilizce kavramlar sedece Türkçeyi değil tüm dilleri etkiliyor. “WWW” kısaltması İngilizce diline son beş yıl içinde eklendi. Artık internetle beraber her kelimenin başına “e” ekleniyor, e-posta, e-ticaret, e-grup. Ancak tarihçiler bu kadar çok kavramın neden 90 ların ortalarında birden çıktığını da araştırmak isteyeceklerdir çünkü www’nin hayali 1945 lerde ortaya çıkıyor.

WWW kavramı 1945 yılında birkaç vizyonistin hayallerine dayanıyor. İkinci dünya savaşının Amerika tarafından bitirilmesine yakın Vannevar Bush adlı bir elektrik mühendisi tüm bilgilerin paylaşılabileceği vizyonu ortaya koymaya çalışıyordu. Bush, Massachusetts Institute of Technology’nin başkanı, Franklin D. Roosevelt tarafından Savaş sırasındaki Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Bürosunun başına getirilmişti. 6000 bilim adamıyla beraber bilimsel modern savaş teknikleri geliştirilmek üzere çalışmışlardır. Bush, Almanyanın kuşatılması ve Japonyanın yenilmek üzere olmasıyla beraber dikkatini, savaş üzerine değil, küresel bilgi değişimi üzerine çevirmiştir. Atlantic Monthly adlı dergide yayınlanan makalesinde “Eğer düzgün olarak geliştirilirse insanlara yıllardan beri miras kalan bilgiye erişecek ve yönetecek araçlarımız mevcuttur” demiştir.

Vannevar Bush’un bu kelimeleri yazdığı sırada, bilgisayarlar depolar kadar büyük ve bugünkü hesap makinelerinden daha da güçsüzdüler. Bush’un düşüncesi bugünkü bilgisayarlarında bir bakıma temelini oluşturmaktaydı. Onun vizyonuna göre bilginin yazılı ve resimli olarak paylaşılması mümkündü. Bilgilerin insan beyninin çalışmasına benzer şekilde organize edilmesine ve biriktirilmesine inanıyordu. Bunu kolay kullanılabilir, arama yapılabilir, kişisel bilgi depoları olarak “Memex” olarak adlandırdı. Bush Memex’i yapamadı ancak ondan sonra gelenlere bir vizyon açtı.

Bu düşüncenin üzerinden 45 yıl geçtikten sonra geldiğimiz noktada birçok şey değişti. 100 Milyon kişi düzenli olarak internete giriyor. Internet üzerindeki girişimci firmalar müşterilerine daha hızlı ulaşmak ve verimli çalışmak üzere büyük bir endüstrinin temellerini attılar; “Webonomics”.
IDC araştırmalarına göre Internet ekonomisi 1998 yılında 200 milyar USD yakın oldu ve 2002 yılında 950 milyar USD ulaşacak. Internetin bugün ulaştığı hacim Türkiye’nin GSMH’sını geçmekte. Yeni endüstri Amerikada çok hızlı gelişti. Elektronik ticaretin hacmi Avrupada 44 milyar USD seviyelerinde kaldı –bu rakam Amerikanın üçte biri kadar- Avrupadaki hacmin 2002 yılında 170 milyar USD’a ulaşacağı tahmin edilmekte. Önemli sorulardan bir tanesi “Hangi ülkeler bu ekonomik savaştan güçlü çıkacak ?”

Net üzerindeki firmaların önemle görmeleri gerektikleri, fiziksel dünyanın kurallarıyla sanal dünyanın kurallarının farklı olduğu. Birçok firma bunu deneme yanılma yoluyla buluyor. Ancak yeni gelen şirketlerin geçmişte yaşanan deneyimlerden tecrübe elde etmeleri gerekli. Fiziksel ürünlerde olmayan birçok özellik internet ile birlikte müşteriye ulaştırılabiliyor. Basılı yayınların olduğu gibi internete aktarılması müşterilere “katma değer” sağlamıyor. Okuyucular basılı olarak aldıkları gazeteyi veya dergiyi ekran üzerinde okumakla ek bir değer elde etmiyorlar. Bu düşüncenin de uzun süreli pazar payını arttırmayacağı kesin. Mutlaka “katma değer” getiren yenilikler düşünülmeli örneğin; haberler kişiselleştirilmeli. Artık toplu yayın yerine bireysel yayın imkanı var. Kişisel haber vermek mümkün. Bu sadece basın sektöründe değil diğer sektörlerde de gerçerli. Bire bir pazarlama yapmak, müşteriye özel ürünler sunmak mümkün.

Web üzerinde kısa vadeli olarak kar hedeflemek altın yumurtlayacak tavuğu civciv iken öldürmeye benziyor. Internet üzerinde iş planları uzun vadeli yapılmalı ve insanların dikkatini şirketin web sayfasına çekmekle kalmamalı, tekrar tekrar aynı sayfalara gelmesini sağlayacak “katma değer”ler sağlanmalı. Yığın üretimden artık kişisel üretime doğru geçmekteyiz. Unutmamız gereken bir noktada kişisel ürünler sunabilmeye çalışmak olacaktır. Memex artık yaşıyor. Yeni vizyonlara iletişim kanallarımızı açık tutalım, gelecek 45 yılı hayal edelim.